Will, be going to, present continuous ve future perfect: tahminleri, planları ve programları doğru yapıyla anlat.
Tahminler ve anlık kararlar: I'll help you.
Kararlaştırılmış planlar ve kanıta dayalı tahminler: it's going to rain.
Saati ve yeri belli planlar: I'm meeting her on Friday.
Sabit saatler ve programlar: the train leaves at nine.
Gelecekte belli bir anda sürüyor olacak şeyler: I'll be flying tomorrow.
Belli bir ana kadar bitmiş olacak şeyler: I'll have finished by six.
Geçmişten geleceğe bakmak: she said she would call.
Olmak üzere olan ya da saati planlanmış olaylar: we're about to leave; it's due to land.
Gelecekte belli bir anda bir şeyin ne kadar süredir devam ediyor olacağı.