Be about to ve be due to yakın gelecekten söz eder, ama iki farklı soruya cevap verir: “Olmak üzere mi?” ve “Programda öyle mi yazıyor?”
Neler öğreneceksin
Be about to, önümüzdeki birkaç saniye ya da dakika içinde olacak bir şeyi anlatır: neredeyse geldiğini görürsün. Türkçedeki doğrudan karşılığı “-mek üzere” yapısıdır: “The movie is about to start.” = “Film başlamak üzere.”
Yapı da çok benzer: Türkçede “başlamak üzere” derken önce mastar gelir; İngilizcede about + to + yalın fiil gelir. Sadece sıra ters. -ing ekleme: “about starting” yanlıştır. “Neredeyse” kelimesiyle de çevirme: “The movie almost starts” anlamsızdır.
Geçmişte was/were about to, “… üzereydim” yapısının tam karşılığıdır: “She was just about to leave when the phone rang.” = “Tam çıkmak üzereydi ki telefon çaldı.” Just burada Türkçedeki “tam” gibi vurgu katar; zorunlu değil, ama çok sık kullanılır. Türkçede “Çıkacaktım ki…” desen de İngilizcede yine was about to (ya da was going to) kullanılır.
Be due to, bir tarifeye, takvime ya da plana göre beklenen bir şeyi anlatır: bir tren, bir uçuş, bir teslimat, bir duyuru. Türkçede genellikle “… bekleniyor”, “… planlanıyor” ya da sadece gelecek zaman kullanılır: “Uçak saat 15.00'te inecek” → “The plane is due to land at 3pm.”
Edilgen yapıda da aynı şekilde çalışır: be due to be + past participle. “The results are due to be announced next week.” = “Sonuçların gelecek hafta açıklanması bekleniyor.”
Fark, zamanda ve bilginin kaynağındadır: be about to “her an” demektir ve bunu şu anda olanlardan anlarsın. Be due to ise “plana göre” demektir; dakikalar, saatler ya da haftalar sonra olabilir. Bu yüzden be about to genellikle belirli bir saatle ya da “next week” gibi bir ifadeyle kullanılmaz: “The results are about to be announced next week” kulağa yanlış gelir.
Eylemin içindeysen be about to değil, present continuous kullanılır: “Yemek yapıyorum” → “I'm cooking” (başladın); “Yemek yapmak üzereyim” → “I'm about to cook” (hemen başlayacaksın).
İki yapı da be gibi davranır: olumsuzu be + not ile yapılır, soruda ise be öznenin önüne geçer; do/does kullanılmaz. “The train isn't due to arrive until 9.” “Is the meeting about to start?” Asla “doesn't due to” değil. Türkçede soruyu sadece mı ekiyle kurduğun için (“Toplantı başlamak üzere mi?”) “The meeting is about to start?” demek kolay gelir; ama yazılı ve normal bir soruda is başa geçmelidir.
Çok kullanışlı bir kalıp: not due to… until, Türkçedeki “ancak … -de” ya da “… -den önce gelmeyecek” anlamına gelir: “Tren ancak saat 9'da gelecek” → “The train isn't due to arrive until 9.” İngilizcede until ile birlikte olumsuzluk (isn't) gerekir.
“Film neredeyse başlıyor” ya da “Filmin başlamasına az kaldı” derken almost kullanma. Bir şey olmak üzereyse be about to + yalın fiil kullanılır.
Be about yapısından sonra to + yalın fiil gelir, -ing değil. Türkçedeki “başlamak üzere” cümlesinde de mastar var: to start.
To düşmez: “plana göre bekleniyor” anlamında be due sonrasında her zaman to + yalın fiil gelir.
Önümüzdeki birkaç saniye ya da dakika içinde olacak bir şey için (“Yemek yemek üzereyiz”) be about to kullanılır. Be due to için ortada bir tarife ya da plan olmalı.
Tarifeden söz ederken “Trenin 9'da gelmesi gerekiyor” cümlesi must ile çevrilmez; must bir zorunluluk anlatır. Tarife için be due to kullanılır.
“Trenin 9'da gelmesi gerekiyor / lazım”: Türkçede tarife için de “gerekmek” kullanılabilir
İngilizcede tarifeye göre beklenen bir şey için be due to denir: “The train is due to arrive at 9.” “Gerekiyor” kelimesini must ya da has to diye çevirirsen (“The train must arrive at 9”) kulağa bir zorunluluk gibi gelir, sanki biri trene 9'da gelmesini emrediyor. “The train should arrive at 9” yanlış değil, ama tarife değil tahmin anlatır (“gelmesi lazım, herhalde gelir”). “The plane is expected to land at 3pm” (“Uçağın 15.00'te inmesi bekleniyor”) doğrudur. Geniş zamana benzeyen present simple (“The train arrives at 9”) de kullanılır, ama be due to bunun tarifede yazan şey olduğunu vurgular.
“-mek üzere”: “Film başlamak üzere”, “Çıkmak üzereydim”
Bu, be about to + yalın fiil yapısının tam karşılığıdır: “He's about to sign the contract.” = “Sözleşmeyi imzalamak üzere.” Tek fark kelime sırası: Türkçede önce fiil, sonra “üzere”; İngilizcede önce about to, sonra fiil. Fiil her zaman yalın hâldedir, asla -ing almaz. “Tam çıkmak üzereydim ki…” → “I was (just) about to leave when…”.
“-den dolayı / nedeniyle” ve “son ödeme tarihi”: due kelimesinin başka anlamları
Due to + isim “-den dolayı, nedeniyle” demektir: “The train is late due to the storm.” (Tren fırtına nedeniyle gecikti.) To olmadan due, bir şeyin vadesinin geldiğini ya da ödenmesi gerektiğini anlatabilir: “The rent is due on Friday.” (Kiranın son ödeme günü cuma.) Yalnızca be due to + fiil “plana göre bekleniyor” anlamına gelir. Pratik kural: due to sonrasında bir fiil varsa (arrive, land, start) plandan söz ediyordur; bir isim varsa (the storm, delays) nedenden söz ediyordur.
💡 “-mek üzere” = be about to + yalın fiil. “Neredeyse” ile çevirme.
💡 “9'da gelmesi bekleniyor” ya da tarifeye göre “9'da gelmesi gerekiyor” = be due to arrive at 9.
💡 Cümlede belirli bir saat ya da “next week” varsa be about to değil, be due to gelir.
"Is our flight on time?"
"Yes, it's due to depart at noon — right on schedule."
"Great, should we head to the gate?"
"Yes — boarding is about to start."
Alıştırma 1 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence — an action about to happen right now.
Alıştırma 2 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence — a scheduled arrival.
Alıştırma 3 · Doğru olumsuz biçimi seç
Choose the correct negative.
Alıştırma 4 · Doğru soruyu seç
Choose the correct question.
Alıştırma 5 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 6 · Doğru cevabı seç
Which phrase describes an event on a schedule or timetable?
Alıştırma 7 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence for a scheduled announcement next week.
Alıştırma 8 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence for something happening in the next few seconds.
Alıştırma 9 · Cümleyi tamamla
Complete: 'The concert ___ (be/about) to begin — take your seats.'
Alıştırma 10 · Cümleyi tamamla
Complete: 'The train ___ (be/due) to depart at 10:45.'
Alıştırma 11 · Gruplara ayır: hemen mi, plana göre mi?
0 / 6 yerleştirildi
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: tarifede “gelmesi gerekiyor”
Turkish: “Trenin saat 9'da gelmesi gerekiyor.” (according to the timetable) Which English sentence says this best?
Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
Choose the correct sentence.
Future in the past
Was/were going to ve would: geçmişteki bir anda var olan bir planı, beklentiyi ya da tahmini anlatmak için. Türkçedeki “-ecekti” ile karşılaştırmalı.
Future perfect
Future perfect (will have + past participle): gelecekte belirli bir andan önce tamamlanmış olacak bir eylem için. Türkçedeki “bitirmiş olacağım” gibi.
Future perfect continuous
Future perfect continuous (will have been + -ing): gelecekte belirli bir an geldiğinde bir şeyin ne kadar süredir devam ediyor olacağını anlatmak için.
Future continuous
Future continuous (will be + -ing): gelecekte belirli bir anda sürmekte olacak bir eylem için, tıpkı Türkçedeki “çalışıyor olacağım” gibi.