Future in the past ile geçmişteki bir ana dönüp geleceğin oradan nasıl göründüğünü anlatırsın; sonra gerçekleşsin ya da gerçekleşmesin. Türkçedeki karşılığı çoğu zaman “-ecekti”.
Neler öğreneceksin
Future in the past, bugünden değil, geçmişteki bir andan bakıldığında olacak ya da beklenen bir şeyi anlatır.
Burada Türkçe sana çok yardım eder: “Seni arayacaktım ama unuttum” → “I was going to call you, but I forgot.” “-ecek” = going to, “-ti” = was. Birinin söylediği ya da düşündüğü şey için would kullanılır: “Sonra arayacağını söyledi” → “She said she would call later.” Dikkat: Türkçede burada zaman değişmez (“arayacağını”), İngilizcede ise will, would olur.
Was/were going to + yalın fiil, geçmişte var olan bir planı ya da niyeti anlatır. Was; I/he/she/it ile, were; you/we/they ile kullanılır. Olumsuz: wasn't/weren't going to; soru: Was/Were + özne + going to…? Türkçedeki “Bana söyleyecek miydin?” → “Were you going to tell me?”
Türkçede ayrı bir “olmak” fiili kullanılmadığı için was/were kolayca düşer, ama İngilizcede zorunludur: “I going to call you” ve “I was go to call you” yanlıştır. Kişiye de dikkat et: “Was you…?” değil, “Were you…?”
Would + yalın fiil daha çok dolaylı anlatımda ve think, know, hope gibi fiillerden sonra kullanılır: asıl cümledeki will'in geçmişe “kaymış” hâlidir. İki yapı birlikte kullanılmaz: ya was/were going to ya da would; asla would going to değil.
En sık kullanımlardan biri: suya düşen bir plan. Cümle genellikle but ile devam eder ve onun yerine ne olduğunu anlatır.
Ders kitaplarında would bazen “-ecekti” diye öğretilir; bu yüzden “Seni arayacaktım ama unuttum” cümlesini “I would call you, but I forgot” diye çevirmek kolay gelir. Ama gerçekleşmeyen bir plan için İngilizcede was going to kullanılır: “I was going to call you, but I forgot.” Türkçedeki “Seni aramak istedim ama…” cümlesinin karşılığı olan “I wanted to call you” da doğrudur, ama sadece istek bildirir; “I was going to call you” ise bunun bir plan olduğunu söyler.
Birinin söylediğini ya da düşündüğünü geçmiş zamanda aktardığında will genellikle would olur. Bu, dolaylı anlatımın tamamında geçerli olan zaman kaydırmasının (backshift) bir parçasıdır.
Türkçede böyle bir kaydırma yoktur: “Yağmur yağacak sandım”, “Ertesi gün arayacağını söyledi”. “-ecek” olduğu gibi kalır. Bu yüzden “I thought it will rain” ya da “She said she will call the next day” demek çok doğal gelir. İngilizcede ise zaman kaydırılır: “I thought it would rain.” / “I thought it was going to rain.” Will yalnızca olay bugünden bakıldığında hâlâ gelecekteyse kalabilir: She said she'll call tonight.
“Seni arayacaktım ama unuttum” bir plan anlatır ve would ile değil, was going to ile çevrilir.
Türkçede “Yağmur yağacak sandım” dersin ve zaman değişmez. İngilizcede geçmiş zamandaki bir fiilden sonra (thought, said, knew) will, would olur.
Was/were düşmez: “-ecekti” yapısının karşılığı sadece going to değil, was/were going to yapısının tamamıdır.
Would ve going to asla birlikte kullanılmaz: ya was/were going to ya da tek başına would.
“Ertesi gün arayacağını söyledi” cümlesinde Türkçe zamanı değiştirmez. İngilizcede ise geçmiş zamandaki bir söyleme fiilinden sonra will, would olur; olaya o günden bakılıyorsa (the next day = ertesi gün) bu zorunludur. Will yalnızca olay bugün hâlâ gelecekteyse kalabilir: She said she'll call tonight.
You ile her zaman were kullanılır, tek bir kişiyle konuşurken bile: “Bana söyleyecek miydin?” → Were you going to tell me?
“Seni arayacaktım ama unuttum”: Türkçede geçmişteki bir plan “-ecekti” ile anlatılır
Bu, was/were going to + yalın fiil yapısının tam karşılığıdır: “I was going to call you, but I forgot.” Soru da aynı mantıkla kurulur: “Bana söyleyecek miydin?” → “Were you going to tell me?” Sadece iki şeyi unutma: was/were düşmez ve özneye uyar (I/he/she was, you/we/they were).
“Arayacağını söyledi”, “Yağmur yağacak sandım”: Türkçede dolaylı anlatımda zaman değişmez
İngilizcede yan cümledeki fiil, geçmiş zamandaki ana fiile uyar: “He said he would call as soon as he arrived.”, “I thought it would rain” ya da “I thought it was going to rain”. “I thought it will rain” ya da “I thought it is going to rain” yanlıştır. Said fiilinden sonra will yalnızca olay bugünden bakıldığında hâlâ gelecekteyse kalabilir: She said she'll call tomorrow. Bir de as soon as sonrasına dikkat: Türkçedeki “varır varmaz” için İngilizcede past simple gelir: as soon as he arrived.
Ders kitaplarında would çoğu zaman “-ecekti” ya da “-erdi” diye öğretilir
Bu eşleştirme her zaman işe yaramaz. Dolaylı anlatımda would doğrudur (“She said she would call”), ama gerçekleşmeyen bir planı tek başına anlatmak için was going to gerekir: “I was going to call you, but I forgot”, “I would call you, but I forgot” değil. Would ile going to da asla birlikte kullanılmaz.
💡 “-ecektim ama…” → I was going to…, but… (I would…, but… değil).
💡 “Arayacağını söyledi” → He said he would call: Türkçe zamanı değiştirmez, ama İngilizce değiştirir.
💡 Geçmiş zamandaki thought/said sonrasında would ya da was going to gelir; will ya da is going to değil.
"I thought you were going to bring dessert?"
"I was! But the bakery was closed, so I got flowers instead."
"No worries — did you tell Sam you'd be late?"
"Yes, I said I would text him when I left."
Alıştırma 1 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence — a plan that existed in the past.
Alıştırma 2 · Doğru cümleyi seç: dolaylı anlatım
Choose the correct sentence (reported speech).
Alıştırma 3 · Doğru olumsuz biçimi seç
Choose the correct negative.
Alıştırma 4 · Doğru soruyu seç
Choose the correct question.
Alıştırma 5 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence — a plan that didn't happen.
Alıştırma 6 · Doğru açıklamayı seç
Which best describes 'future in the past'?
Alıştırma 7 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 8 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 9 · Cümleyi tamamla
Complete: 'She ___ (be/going to) meet us at six, but she called to cancel.'
Alıştırma 10 · Cümleyi tamamla
Complete: 'He said he ___ (call) as soon as he arrived.' (reported speech)
Alıştırma 11 · Gruplara ayır
0 / 6 yerleştirildi
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: “-ecekti” ve would
Turkish: “Seni arayacaktım ama unuttum.” Which English sentence is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
Choose the correct sentence.
Be about to ve be due to
Be about to: her an olmak üzere olan şeyler; be due to: tarifeye ya da plana göre beklenen şeyler. Yakın gelecek için iki kullanışlı yapı.
Future perfect
Future perfect (will have + past participle): gelecekte belirli bir andan önce tamamlanmış olacak bir eylem için. Türkçedeki “bitirmiş olacağım” gibi.
Future continuous
Future continuous (will be + -ing): gelecekte belirli bir anda sürmekte olacak bir eylem için, tıpkı Türkçedeki “çalışıyor olacağım” gibi.
Future perfect continuous
Future perfect continuous (will have been + -ing): gelecekte belirli bir an geldiğinde bir şeyin ne kadar süredir devam ediyor olacağını anlatmak için.