Will ile gelecek zaman

A1 · BaşlangıçGelecek zaman yapıları

Will, gelecekten söz etmenin en esnek yoludur: tahminler, sözler, teklifler ve o anda verdiğin kararlar için. Dikkat: Türkçede geniş zamanla söylediğin bir sözün (“Bu akşam ararım”) karşılığı çoğu zaman will'dir.

Neler öğreneceksin

  • Olumlu cümle: will + fiilin yalın hâli (I will help, she will arrive)
  • Olumsuz cümle: won't + fiilin yalın hâli
  • Soru cümlesi: Will + özne + fiilin yalın hâli
  • Türkçede geniş zamanla söylediğin söz ve tekliflerde neden will gerekir
  • Will neden bütün kişiler için tek bir biçimdedir

Tahminler ve o anda verilen kararlar

Will, gelecekle ilgili tahminler (çoğunlukla think, probably ya da I'm sure ile) ve tam konuşma anında verdiğin kararlar için kullanılır; önceden planladığın şeyler için değil.

Tahminlerde Türkçe sana yardım eder: “Bence sonra yağmur yağacak” cümlesi İngilizcedeki örnekle aynı mantıkta kurulur. Bir tahminde bulunurken Türkçede “-ecek” ekini kullanıyorsan (yağacak, kazanacaklar, geçecek), İngilizcede genellikle will uyar. Yalnız dikkat: önceden karar verilmiş planlar için (“Cumartesi doktora gideceğim”) İngilizce çoğunlukla be going to'yu tercih eder; onu başka bir derste göreceksin.

O anda verilen kararlar ise başka bir konu. Türkçede “Hava soğuk, pencereyi kapatayım” ya da “Ben kapatırım” dersin. Bunu İngilizceye present simple ile çeviremezsin (“I close the window” olmaz): o anda bir şeye karar verdiğin an will gerekir, hemen hemen her zaman kısaltılmış biçimiyle: 'll.

"I think it will rain later. (tahmin)"
"It's cold — I'll close the window. (o anda verilen karar)"

Sözler ve teklifler

Will, bir söz vermek ya da birine bir şey yapmayı teklif etmek için de doğal seçimdir: ikisine de konuşma anında karar verilir.

Türkçe konuşanlar için asıl tuzak burada. Türkçede söz ve teklifler geniş zamanla söylenir: “Bu akşam ararım”, “Çantanı ben taşırım”, kapı çalınınca “Ben açarım”. Geniş zamanı present simple sanıp “I call you tonight” demek çok kolaydır, ama İngilizcede doğrusu: “I'll call you tonight”, “I'll carry that bag for you”, “I'll get the door”. Will olmadan söz ya da teklif kulağa tuhaf gelir.

"I promise I'll call you tonight."
"I'll carry that bag for you."

Biçim: her zaman fiilin yalın hâli

Will özne ne olursa olsun hiç değişmez ve ardından her zaman fiilin yalın hâli gelir: -s yok, -ing yok, to yok.

Türkçede gelecek eki kişiye göre değişir (geleceğim, geleceksin, gelecek, gelecekler). İngilizcede değişmez: I will, you will, she will, they will. Present simple'daki he/she/it -s kuralı burada geçerli değildir, bu yüzden “she wills” diye bir biçim yoktur. Will kelimesini “istemek” ile de karıştırma: “I want to go” bir isteği anlatır, “I will go” geleceği; will ile fiil arasına asla to girmez.

Olumsuz biçim won't'tur (will not): “They won't be here tomorrow”. Soru sorarken will öznenin önüne geçer: “Will you come to the party?” Türkçedeki “Gelecek misin?” sorusunda kelime sırası değişmez, İngilizcede değişir. Do da gerekmez, çünkü will zaten bir yardımcı fiildir.

"She will help. (“She wills help” değil)"
"They will arrive soon. (“They will arriving soon” değil)"

Gerçek hayattan İngilizce örnekler

"I'll let you know as soon as I hear anything."
"Don't worry, it'll be fine."
"Will you be at the meeting tomorrow?"
"I'm sure she'll understand."

Dikkat

✗Don't worry, I call you tomorrow.
✓Don't worry, I'll call you tomorrow.

Türkçede “Merak etme, yarın ararım” demek yeterlidir, ama İngilizcede bir söz will ister.

✗I carry that bag for you.
✓I'll carry that bag for you.

“Çantanı ben taşırım” Türkçede geniş zamanla söylenir; İngilizcede bir şey yapmayı teklif ederken I'll kullanılır.

✗Do you help me with this?
✓Will you help me with this?

“Yardım eder misin?” bir ricadır. “Do you help…?” ise genelde yardım edip etmediğini sorar. Rica için will (ya da can) kullan.

✗He wills arrive at noon.
✓He will arrive at noon.

Will hiç değişmez: bütün kişiler için aynıdır. Present simple'daki -s kuralı will için geçerli değildir.

✗I'll helping you carry that.
✓I'll help you carry that.

Will'den sonra her zaman fiilin yalın hâli gelir, asla -ing biçimi değil.

✗I will to help you.
✓I will help you.

Will “istemek” (want to) anlamına gelmez. Will ile fiil arasına asla to girmez.

✗Do you will come to the party?
✓Will you come to the party?

Will kendi sorusunu öznenin önüne geçerek kurar; do gerekmez. “You will come to the party?” gibi düz sıra da standart bir soru değildir.

Türkçeyle karşılaştırma

Türkçede söz ve teklifler geniş zamanla verilir: “Bu akşam ararım”, “Sana ben yardım ederim”, “Ben açarım”

İngilizcede söz, teklif ve o anda verilen kararlar için will kullanılır: “I'll call you tonight”, “I'll help you”, “I'll get the door”. Geniş zamanı present simple ile çevirmek (“I call you tonight”) anadili İngilizce olan birine hatalı gelir. Pratik kural: Türkçede o anda bir şeye söz veriyor ya da bir şeyi üstleniyorsan, İngilizcede I'll de.

Türkçedeki “-ecek” eki tahminler için de kullanılır: “Bence yağmur yağacak”, “Eminim anlayacaktır”

Burada Türkçe sana yardım eder: tahminlerde will + fiil, Türkçedeki “-ecek” ile neredeyse birebir örtüşür: “I think it will rain”, “I'm sure she'll understand”. Fark biçimde: Türkçede her kişinin ayrı bir eki var (yağacak, gelecekler, geleceğim), will ise hep aynıdır ve ardından gelen fiil de değişmez: “He will arrive”, asla “He wills arrive”.

Türkçede rica ederken geniş zaman ve soru edatı kullanılır: “Bana bu konuda yardım eder misin?”, “Partiye gelir misin?”

Bunu İngilizceye “Do you help me with this?” diye çevirirsen bir rica değil, bir alışkanlık sorusu olur. Yaygın bir yol, will'i öznenin önüne koymaktır: “Will you help me with this?”, “Will you come to the party?” Will zaten bir yardımcı fiil olduğu için do eklenmez: “Do you will come…?” yanlıştır.

💡 “Bu akşam ararım” → I call you tonight değil, I'll call you tonight.

💡 Bir tahminde bulunurken (yağacak, geçecek) İngilizcede genellikle will uyar.

💡 Will bütün kişiler için aynıdır: wills yok; ardından gelen fiil de to, -s ve -ing almaz.

Gerçek hayatta: telefonda iş ayarlamak

"Can you send me the file?"

"Sure, I'll email it right now."

"Great, thanks. And will you be at the meeting later?"

"Yes, I'll be there at three."

Alıştırma

Alıştırma 1 · Doğru cümleyi seç

Choose the correct sentence.

Alıştırma 2 · O anda verilen kararı anlatan cümleyi seç

Choose the correct sentence — a spontaneous decision made right now.

Alıştırma 3 · Doğru cümleyi seç

Choose the correct sentence.

Alıştırma 4 · Doğru olumsuz biçimi seç

Choose the correct negative.

Alıştırma 5 · Doğru soruyu seç

Choose the correct question.

Alıştırma 6 · Söz veren cümleyi seç

Which sentence is a promise?

Alıştırma 7 · Doğru cümleyi seç

Choose the correct sentence.

Alıştırma 8 · Teklif eden cümleyi seç

Which sentence makes an offer?

Alıştırma 9 · Cümleyi tamamla

Complete: 'I think she ___ (will/pass) the exam.' (prediction)

Alıştırma 10 · Soruyu tamamla

Complete: '___ you help me with this?' (question with will)

Alıştırma 11 · Gruplara ayır

It will probably snow.
I'll answer the phone.
I promise I'll be there.
It will rain later.

0 / 4 yerleştirildi

Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: geniş zamanla verilen sözü present simple ile çevirmek

Turkish: “Merak etme, bu akşam ararım, söz.” Which English sentence is correct?

Hızlı test

Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.

Soru 1 / 5

Puan: 0/0

Choose the correct sentence.

Neler öğrendin

  • Will + fiilin yalın hâli; tahminler, sözler, teklifler ve o anda verilen kararlar için kullanılır.
  • Türkçede geniş zamanla söylenen söz ve tekliflerde (“Ararım”, “Ben açarım”) İngilizcede will gerekir.
  • Tahminlerde will, Türkçedeki “-ecek” ile neredeyse her zaman örtüşür (yağacak → will rain).
  • Will hiç biçim değiştirmez ve ardından her zaman fiilin yalın hâli gelir: to, -s ve -ing yok.
  • Olumsuz biçim won't; soruda will öznenin önüne geçer ve do kullanılmaz.
Bu kategorideki tüm dersleri gör