Will, gelecekten söz etmenin en esnek yoludur: tahminler, sözler, teklifler ve o anda verdiğin kararlar için. Dikkat: Türkçede geniş zamanla söylediğin bir sözün (“Bu akşam ararım”) karşılığı çoğu zaman will'dir.
Neler öğreneceksin
Will, gelecekle ilgili tahminler (çoğunlukla think, probably ya da I'm sure ile) ve tam konuşma anında verdiğin kararlar için kullanılır; önceden planladığın şeyler için değil.
Tahminlerde Türkçe sana yardım eder: “Bence sonra yağmur yağacak” cümlesi İngilizcedeki örnekle aynı mantıkta kurulur. Bir tahminde bulunurken Türkçede “-ecek” ekini kullanıyorsan (yağacak, kazanacaklar, geçecek), İngilizcede genellikle will uyar. Yalnız dikkat: önceden karar verilmiş planlar için (“Cumartesi doktora gideceğim”) İngilizce çoğunlukla be going to'yu tercih eder; onu başka bir derste göreceksin.
O anda verilen kararlar ise başka bir konu. Türkçede “Hava soğuk, pencereyi kapatayım” ya da “Ben kapatırım” dersin. Bunu İngilizceye present simple ile çeviremezsin (“I close the window” olmaz): o anda bir şeye karar verdiğin an will gerekir, hemen hemen her zaman kısaltılmış biçimiyle: 'll.
Will, bir söz vermek ya da birine bir şey yapmayı teklif etmek için de doğal seçimdir: ikisine de konuşma anında karar verilir.
Türkçe konuşanlar için asıl tuzak burada. Türkçede söz ve teklifler geniş zamanla söylenir: “Bu akşam ararım”, “Çantanı ben taşırım”, kapı çalınınca “Ben açarım”. Geniş zamanı present simple sanıp “I call you tonight” demek çok kolaydır, ama İngilizcede doğrusu: “I'll call you tonight”, “I'll carry that bag for you”, “I'll get the door”. Will olmadan söz ya da teklif kulağa tuhaf gelir.
Will özne ne olursa olsun hiç değişmez ve ardından her zaman fiilin yalın hâli gelir: -s yok, -ing yok, to yok.
Türkçede gelecek eki kişiye göre değişir (geleceğim, geleceksin, gelecek, gelecekler). İngilizcede değişmez: I will, you will, she will, they will. Present simple'daki he/she/it -s kuralı burada geçerli değildir, bu yüzden “she wills” diye bir biçim yoktur. Will kelimesini “istemek” ile de karıştırma: “I want to go” bir isteği anlatır, “I will go” geleceği; will ile fiil arasına asla to girmez.
Olumsuz biçim won't'tur (will not): “They won't be here tomorrow”. Soru sorarken will öznenin önüne geçer: “Will you come to the party?” Türkçedeki “Gelecek misin?” sorusunda kelime sırası değişmez, İngilizcede değişir. Do da gerekmez, çünkü will zaten bir yardımcı fiildir.
Türkçede “Merak etme, yarın ararım” demek yeterlidir, ama İngilizcede bir söz will ister.
“Çantanı ben taşırım” Türkçede geniş zamanla söylenir; İngilizcede bir şey yapmayı teklif ederken I'll kullanılır.
“Yardım eder misin?” bir ricadır. “Do you help…?” ise genelde yardım edip etmediğini sorar. Rica için will (ya da can) kullan.
Will hiç değişmez: bütün kişiler için aynıdır. Present simple'daki -s kuralı will için geçerli değildir.
Will'den sonra her zaman fiilin yalın hâli gelir, asla -ing biçimi değil.
Will “istemek” (want to) anlamına gelmez. Will ile fiil arasına asla to girmez.
Will kendi sorusunu öznenin önüne geçerek kurar; do gerekmez. “You will come to the party?” gibi düz sıra da standart bir soru değildir.
Türkçede söz ve teklifler geniş zamanla verilir: “Bu akşam ararım”, “Sana ben yardım ederim”, “Ben açarım”
İngilizcede söz, teklif ve o anda verilen kararlar için will kullanılır: “I'll call you tonight”, “I'll help you”, “I'll get the door”. Geniş zamanı present simple ile çevirmek (“I call you tonight”) anadili İngilizce olan birine hatalı gelir. Pratik kural: Türkçede o anda bir şeye söz veriyor ya da bir şeyi üstleniyorsan, İngilizcede I'll de.
Türkçedeki “-ecek” eki tahminler için de kullanılır: “Bence yağmur yağacak”, “Eminim anlayacaktır”
Burada Türkçe sana yardım eder: tahminlerde will + fiil, Türkçedeki “-ecek” ile neredeyse birebir örtüşür: “I think it will rain”, “I'm sure she'll understand”. Fark biçimde: Türkçede her kişinin ayrı bir eki var (yağacak, gelecekler, geleceğim), will ise hep aynıdır ve ardından gelen fiil de değişmez: “He will arrive”, asla “He wills arrive”.
Türkçede rica ederken geniş zaman ve soru edatı kullanılır: “Bana bu konuda yardım eder misin?”, “Partiye gelir misin?”
Bunu İngilizceye “Do you help me with this?” diye çevirirsen bir rica değil, bir alışkanlık sorusu olur. Yaygın bir yol, will'i öznenin önüne koymaktır: “Will you help me with this?”, “Will you come to the party?” Will zaten bir yardımcı fiil olduğu için do eklenmez: “Do you will come…?” yanlıştır.
💡 “Bu akşam ararım” → I call you tonight değil, I'll call you tonight.
💡 Bir tahminde bulunurken (yağacak, geçecek) İngilizcede genellikle will uyar.
💡 Will bütün kişiler için aynıdır: wills yok; ardından gelen fiil de to, -s ve -ing almaz.
"Can you send me the file?"
"Sure, I'll email it right now."
"Great, thanks. And will you be at the meeting later?"
"Yes, I'll be there at three."
Alıştırma 1 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 2 · O anda verilen kararı anlatan cümleyi seç
Choose the correct sentence — a spontaneous decision made right now.
Alıştırma 3 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 4 · Doğru olumsuz biçimi seç
Choose the correct negative.
Alıştırma 5 · Doğru soruyu seç
Choose the correct question.
Alıştırma 6 · Söz veren cümleyi seç
Which sentence is a promise?
Alıştırma 7 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 8 · Teklif eden cümleyi seç
Which sentence makes an offer?
Alıştırma 9 · Cümleyi tamamla
Complete: 'I think she ___ (will/pass) the exam.' (prediction)
Alıştırma 10 · Soruyu tamamla
Complete: '___ you help me with this?' (question with will)
Alıştırma 11 · Gruplara ayır
0 / 4 yerleştirildi
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: geniş zamanla verilen sözü present simple ile çevirmek
Turkish: “Merak etme, bu akşam ararım, söz.” Which English sentence is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
Choose the correct sentence.
Be going to yapısı
Be going to: önceden karar verdiğin planlar ve niyetler ile şu anda gördüğün işaretlere dayanan tahminler için. Türkçedeki “-ecek” ile farkı.
Kararlaştırılmış planlar için present continuous
Kararlaştırılmış planlar için present continuous: Türkçedeki “Yarın Deniz'le buluşuyorum” gibi, İngilizcede de I'm meeting Deniz tomorrow denir.
Takvim ve tarifeler için present simple
Tren, uçak, açılış saatleri ve okul takvimi gibi resmî tarifeler için present simple: gelecekten söz etsen bile The train leaves at 8 dersin.
Future continuous
Future continuous (will be + -ing): gelecekte belirli bir anda sürmekte olacak bir eylem için, tıpkı Türkçedeki “çalışıyor olacağım” gibi.