“I'm tired,” she said. → She said (that) she was tired.
Neler öğreneceksin
Doğrudan anlatım, birinin söylediği kelimeleri tırnak içinde aynen tekrarlar. Dolaylı anlatım (reported speech) ise söyleneni kelimesi kelimesine alıntılamadan aktarır. Tırnak işaretleri kalkar ve çoğu zaman that eklenir. Konuşma dilindeki “Dedi ki yorgunmuş” yapısı burada sana yardım eder: “dedi ki” → “she said that”. Ama İngilizcede that çoğu zaman düşer; iki biçim de doğrudur: She said that she was tired / She said she was tired.
Türkçede asıl fark zamandadır. Türkçe, konuşan kişinin zamanını korur: “Yorgunum” → “Yorgun olduğunu söyledi”, “Gelemem” → “Gelemeyeceğini söyledi”. İngilizcede ise said ya da told kelimesinden sonra fiil genellikle bir adım geriye kayar: am → was, have finished → had finished, can't → couldn't. “Maria said she couldn't come to the party.”
Söylenen şey hâlâ doğruysa İngilizcede present simple de kalabilir (“She said she lives in Istanbul.”), ama bu derste said/told kelimesinden sonra neredeyse her zaman doğru olan standart biçimi, yani geriye kaymış zamanı çalışıyorsun.
Özneyi de unutma. Türkçede “Anna yorgun olduğunu söyledi” cümlesinde ikinci bir “o” yoktur; özne fiil ekinin içindedir. İngilizcede that kelimesinden sonra da özne zorunludur: “Anna said she was tired.”; “Anna said that was tired” yanlıştır.
Türkçede dinleyen kişi olsa da olmasa da aynı fiili kullanırsın: “Meşgul olduğunu söyledi” ve “Bana meşgul olduğunu söyledi”. İngilizcede öyle değil: say fiilinden sonra doğrudan söylenen şey gelir, dinleyen gelmez (gelecekse to ile gelir). Dinleyen kişiyi belirtmek istiyorsan tell kullanırsın ve kişi hemen arkasından, to olmadan gelir.
Yani “Bana meşgul olduğunu söyledi” = “He told me (that) he was busy.” ya da “He said to me (that) he was busy.”; ama asla “He said me” değil. “Bana” kelimesindeki “-e” hâli yüzünden “He told to me” de yanlıştır. Tersi de yanlış: dinleyen olmadan tell (“He told that…”) kullanılmaz. İstisna olarak tell the truth, tell a lie, tell a story gibi kalıplar dinleyen olmadan kullanılabilir, ama ardından that gelmez. Bir haberi, hikâyeyi ya da fıkrayı anlatırken de say değil, tell kullanılır: “She told her mother the news.”; “She said the news to her mother” değil.
Dolaylı anlatımda olaya konuşan kişiden farklı bir bakış açısıyla bakarsın. Bu yüzden zamirler ve iyelik sıfatları genellikle değişir: I → he ya da she, my → his ya da her. Türkçede de aynısını yaparsın: “Kız kardeşim Paris'te yaşıyor” → “Tom kız kardeşinin Paris'te yaşadığını söyledi.”
Tuzak şurada: Türkçedeki “o” zamiri de, “kardeşi” kelimesindeki iyelik eki de sahibin kadın mı erkek mi olduğunu göstermez. İngilizcede seçim sahibe göre yapılır: Tom → his sister, Anna → her brother. Sahibe bak, şeye değil; ve konuşanın my kelimesini olduğu gibi bırakma.
Türkçede “bu” kelimesinin “o”ya, “yarın” kelimesinin “ertesi gün”e dönmesi gibi, İngilizcede de zaman ya da yer artık aynı değilse this genellikle that, tomorrow da the next day olur: “I love this song.” → “She said (that) she loved that song.” Mesaj aynı gün aktarılıyorsa tomorrow kalabilir: “They said (that) they were leaving tomorrow.”
“Bana söyledi” said me değildir. Dinleyen kişi varsa tell kullanılır (ya da said to me).
tell ile birinin söylediğini aktarıyorsan, hemen arkasından dinleyen kişi gelmelidir. Dinleyeni belirtmiyorsan say kullan (tell the truth, tell a story gibi kalıplar hariç).
“Bana” kelimesindeki “-e” hâlini to ile çevirme: tell fiilinden sonra kişi doğrudan gelir: told me, told her, told the boss.
Türkçede “yorgun olduğunu” için ayrı bir zamir gerekmez, ama İngilizcede özne zorunludur.
Bu, “Partiye gelemeyeceğini söyledi” cümlesinin kelimesi kelimesine çevirisidir. said kelimesinden sonra fiil genellikle bir adım geriye kayar: can't → couldn't, is → was.
Tom'un kız kardeşi his sister olur: iyelik sıfatı sahibe (Tom) göre seçilir, şeye (sister) göre değil.
Zamiri yeni bakış açısına göre değiştir; Türkçede de “kız kardeşim” → “kız kardeşinin” olur.
Türkçede “söylemek” ve “demek” dinleyenle de dinleyensiz de kullanılır: “Söyledi ki…”, “Bana söyledi ki…”
İngilizcede fiili değiştirmen gerekir: dinleyen varsa tell: “He told me (that) he was busy.” Say ancak to ile dinleyen alır: “He said to me (that) he was busy.” “He said me…” her zaman yanlıştır. “Bana anlattı” için de aynı kural geçerli: “Bana taşınacağını anlattı” → “He told me he was moving.”
Türkçe dolaylı anlatım konuşanın zamanını korur: “Gelemeyeceğini söyledi”, “Ödevini bitirdiğini söyledi”
İngilizcede said ya da told kelimesinden sonra fiil genellikle bir adım geriye gider: can't → couldn't, have finished → had finished. “Maria said she couldn't come to the party.”, “Jack said he had finished his homework.” Türkçe cümleden değil, kişinin söylediği asıl cümleden yola çık.
Türkçede özne zamiri çoğu zaman söylenmez: “Anna yorgun olduğunu söyledi” (ikinci bir “o” yok)
İngilizcede fiil kimin yaptığını göstermez, bu yüzden aktarılan cümlede de özne şarttır: “Anna said she was tired.” “Anna said that was tired” yanlıştır.
Türkçede “o” ve “-i/-sı” iyelik eki cinsiyet göstermez: “Tom kız kardeşinin Paris'te yaşadığını söyledi”
İngilizcede sahibin cinsiyetine göre seçersin: Tom → his, Anna → her, birden fazla kişi → their. “Tom said his sister lived in Paris.” Şeyin cinsiyetine (sister) bakma ve konuşanın my kelimesini olduğu gibi bırakma.
💡 “Bana söyledi” = told me (ya da said to me); asla said me ya da told to me değil.
💡 Türkçe cümleden değil, asıl söylenen cümleden yola çık: am → was, have finished → had finished, can't → couldn't.
💡 that kelimesinden sonra özneyi unutma; his/her seçimini şeye göre değil, sahibe göre yap.
"Did Jack call?"
"Yeah, he said he'd finished his homework and asked if you could call him back."
"OK, thanks — did he say when?"
"He just said it wasn't urgent."
Alıştırma 1 · Doğru dolaylı anlatımı seç
Choose the correct reported statement for: Anna: 'I am tired.'
Alıştırma 2 · Doğru cümleyi seç
Choose the correctly reported sentence.
Alıştırma 3 · Doğru cümleyi seç
Choose the correctly reported sentence.
Alıştırma 4 · Doğru cümleyi seç
Choose the correctly reported sentence for: Tom: 'My sister lives in Paris.'
Alıştırma 5 · Doğru cümleyi seç
Choose the correctly reported sentence for: 'We are leaving tomorrow.'
Alıştırma 6 · Doğru fiili seç: said mi, told mu?
Choose the correct verb: 'She ___ me she was going to be late.'
Alıştırma 7 · Doğru fiili seç: said mi, told mu?
Choose the correct verb: 'He ___ (that) the meeting was cancelled.' (no listener mentioned)
Alıştırma 8 · Doğru cümleyi seç
Choose the correctly reported sentence for: Maria: 'I can't come to the party.'
Alıştırma 9 · Söyleneni dolaylı anlatımla aktar
Report this statement: Jack: 'I have finished my homework.' → Jack said ___.
Alıştırma 10 · Söyleneni told ile aktar
Report this statement, using 'told': Lena: 'I need your help.' → Lena ___.
Alıştırma 11 · Gruplara ayır
0 / 4 yerleştirildi
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: “bana söyledi” ve said me
Turkish: “Bana yorgun olduğunu söyledi.” Which English sentence is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
Choose the correctly reported sentence for: 'I love this song.'
Dolaylı anlatımda soru cümleleri (reported questions)
“Nerede yaşadığımı sordu” → She asked where I lived. Düz cümle kelime sırası, evet/hayır soruları için if/whether ve zamanların geriye kayması.
Zamanların geriye kayması (backshift)
Dolaylı anlatımda backshift: said, told gibi geçmiş zamanlı bir fiilden sonra zamanlar bir adım geriye kayar. Türkçede olmayan bu sistemin tam tablosu.
Zaman ve yer kelimelerindeki değişiklikler
Dolaylı anlatımda today, here ve this neden that day, there ve that olur? Sözü başka bir zamanda ya da yerde aktarırken kelimeler böyle değişir.
Dolaylı anlatımda emir ve rica cümleleri
Emir ve ricaları dolaylı anlatımla aktarmak: tell/ask + kişi + to-infinitive. Türkçedeki “oturmamı söyledi” ve “yardım etmemi istedi” yapılarının İngilizcesi.