Must ve have to, Türkçedeki “-meli” ve “zorunda olmak” gibidir; ama olumsuzları çok farklıdır: mustn't “yasak”, don't have to “gerek yok” demektir.
Neler öğreneceksin
Must ve have to zorunluluk bildirir: bir şeyin gerekli ya da mecburi olduğunu. İkisi de Türkçedeki “-meli/-malı” ve “-mek zorunda olmak” yapılarına karşılık gelir.
Bir nüans: must çoğu zaman konuşanın kendi görüşünü ya da resmî, yazılı kuralları anlatır. Have to ise daha çok dışarıdan gelen bir zorunluluğu anlatır ve günlük konuşma dilinde, özellikle Amerikan İngilizcesinde, çok daha sık kullanılır. Gündelik İngiliz İngilizcesinde have got to da duyarsın (I've got to go).
Have to kolaydır, çünkü “zorunda olmak” gibi çalışır: “Çalışmak zorundayım” → “I have to work”. He/she/it ile she has to denir, she have to değil. Ama dikkat: to yalnızca have to'ya aittir. Must'tan sonra fiil doğrudan gelir: “I must finish”; ikisini birlikte öğrendiğin için “I must to finish” demek cazip gelebilir, ama yanlıştır.
Bu dersin en önemli noktası: mustn't “yasak” demektir, yapmaman gerekir. Don't have to ise bambaşka bir şey anlatır: gerekli değil, ama istersen yapabilirsin.
Doğru Türkçe cümleleri düşünürsen Türkçe sana yardım eder: “Burada sigara içmemelisin” ya da “Burada sigara içmek yasak” → You mustn't smoke in here. “Meşgulsen gelmek zorunda değilsin” ya da “gelmene gerek yok” → You don't have to come. Tehlike şurada: must'ı “zorunda olmak” diye öğrendiysen, mustn't sana “zorunda değil” gibi gelir. Öyle değil: You mustn't come, “Gelmemelisin, gelmen yasak” demektir.
Amerikan İngilizcesinin konuşma dilinde mustn't oldukça seyrektir: yasak için genellikle can't ya da you're not allowed to, yazılı kurallarda ise must not denir. Ama “yasak” anlamı her yerde aynıdır.
Have to, normal bir fiil gibi soruyu do/does ile kurar. Must öznenin önüne geçebilir (Must I…?), ama günlük konuşmada do you have to çok daha yaygındır.
Türkçedeki soru yapısını kopyalama: “Kendi bilgisayarlarımızı getirmek zorunda mıyız?” sorusu “We have to bring our own laptops?”, “Are we have to bring…?” ya da “Must we to bring…?” değil, “Do we have to bring our own laptops?” olur. He/she/it ile: “Does he have to wear a suit?”, yani does ve have (has değil).
Must'tan sonra to gelmez: fiil doğrudan yalın hâlde gelir. To yalnızca have to'da vardır.
Don't have to “gerek yok” demektir, “yasak” değil. Bir şeyi yasaklamak için mustn't (günlük konuşmada can't da) kullan.
“Meşgulsen gelmene gerek yok” → You don't have to come. You mustn't come, gelmenin yasak olduğu anlamına gelir.
Have to normal bir fiil gibi çalışır: he/she/it ile has olur.
Have to soruyu do/does ile kurar. Must kullanırsan to olmadan: Must we bring…? (daha resmî).
“Zorunda mıyız?” sorusundaki “-iz” ekini are ile çevirme: have to ile soru do/does ile kurulur.
“Gelmek zorunda değilsin” ya da “Gelmene gerek yok”: gerekli değil, ama istersen gelebilirsin
Bu, don't have to demektir: “You don't have to come if you're busy.” Mustn't ise başka bir şey anlatır, “yasak”: “You mustn't come” = “Gelmemelisin, gelmen yasak.” Pratik kural: gerek yok → don't have to; yasak, “-memelisin” → mustn't (ya da can't). Must'ı “zorunda olmak” diye ezberlediysen, olumsuzunu kurarken bu kuralı hatırla.
“Bu raporu bugün bitirmek zorundayım” ve “Bu raporu bugün bitirmeliyim” neredeyse aynı anlama gelir
İngilizcede de öyle, ama yapıları farklı: have to'nun bir to'su vardır (“I have to finish this report.”), must ise modal fiildir ve doğrudan fiilin yalın hâliyle kullanılır: “I must finish this report today.”, “I must to finish” değil. Must -s de almaz: “Passengers must fasten their seatbelts.”, “must fastens” değil.
Türkçede “-meli” hem zorunluluk (“Kask takmalısın”) hem tavsiye (“Biraz dinlenmelisin”) için kullanılır
Must güçlüdür: açık bir zorunluluk ya da yasak bildirir. Tavsiye için should kullanılır: “You should rest.”, “You must rest” değil (gerçekten gerekliyse, örneğin doktor söylediyse başka). “Burada sigara içmek yasak” cümlesi de “Here is forbidden to smoke” olmaz; İngilizcede bir özne gerekir: “Smoking is forbidden here” ya da daha doğal olarak “You mustn't smoke in here.”
💡 “Gerek yok”, “zorunda değilsin” → don't have to. “-memelisin”, “yasak” → mustn't.
💡 Must'tan sonra asla to gelmez: I must go, I must to go değil.
💡 Have to ile kurulan sorular do/does ister: Do I have to…?
💡 Tavsiye için (“dinlenmelisin”) must değil, should kullan.
"Do I have to take my shoes off?"
"No, you don't have to — but you're welcome to."
"Got it. Anything I definitely shouldn't do?"
"Just one thing — you mustn't feed the cat, she's on a special diet."
Alıştırma 1 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence — obligation.
Alıştırma 2 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence — obligation with have to.
Alıştırma 3 · Yasak bildiren cümleyi seç
Choose the correct sentence — prohibition (forbidden).
Alıştırma 4 · “Gerek yok” anlamına gelen cümleyi seç
Choose the correct sentence — no obligation (optional, not forbidden).
Alıştırma 5 · Doğru soruyu seç
Choose the correct question.
Alıştırma 6 · Doğru cevabı seç
Which means something is forbidden?
Alıştırma 7 · Doğru cevabı seç
Which means something is not necessary, but not forbidden either?
Alıştırma 8 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 9 · Cümleyi tamamla
Complete: 'You ___ (mustn't) park here — it's a fire exit.'
Alıştırma 10 · Cümleyi tamamla
Complete: 'You ___ (not/have to) pay — entrance is free today.'
Alıştırma 11 · Gruplara ayır: yasak mı, gerek yok mu?
0 / 6 yerleştirildi
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: mustn't ile don't have to'yu karıştırmak
Turkish: “Meşgulsen gelmek zorunda değilsin.” Which English sentence is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için farklı türde beş soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
Choose the correct sentence.
İzin bildiren modal fiiller
Can, could ve may ile İngilizcede izin iste, izin ver ya da bir şeyi yasakla; “sen/siz” ayrımı olmayan bir dilde resmî ve samimi tonu seç.
Rica, teklif ve öneri
Could, would, shall ve can ile kibarca bir şey rica et, yardım teklif et ve birlikte bir şey yapmayı öner. “Açayım mı?” neden “Shall I…?” olur?
Yetenek bildiren modal fiiller: can, could, be able to
Can, could ve be able to ile şimdi, geçmişte ve gelecekte yapabildiklerini anlat; “-ebil-” ekinin ve “bilmek” fiilinin kurduğu tuzaklara düşme.
Must mu, have to mu?
Must mu, have to mu? Must hiç biçim değiştirmez; geçmiş, gelecek ve do'lu sorular için have to gerekir. “Zorunda kaldım” neden had to olur, öğren.