Must ve have to, Türkçedeki “-meli” ve “zorunda olmak” gibi zorunluluk bildirir; ama yalnızca biri geçmişte, gelecekte ya da do'lu bir soruda kullanılabilir.
Neler öğreneceksin
Must ve have to bir şeyin gerekli ya da zorunlu olduğunu söyler; Türkçedeki “-meli/-malı” ve “-mek zorunda olmak” gibi. Olumlu cümlelerde anlamları çok yakındır: must daha çok konuşanın kendi kararını ya da yazılı, resmî bir kuralı anlatır; have to ise dışarıdan gelen bir zorunluluğu (patron, kanun, son teslim tarihi). Amerikan İngilizcesinin konuşma dilinde have to çok daha sık duyulur; gündelik İngiliz İngilizcesinde have got to da denir.
Olumsuz cümlelerde Türkçe sana yardım eder, çünkü İngilizceyle neredeyse aynı çalışır: “Ödemek zorunda değilsin” (gerek yok) = You don't have to pay. “Burada sigara içmemelisin” (yasak) = You mustn't smoke here. Mustn't (must not) yasak bildirir; don't have to ise bir şeyin gerekli olmadığını.
Must bütün kişiler için tek biçimdedir: he/she/it ile -s almaz, mastarı yoktur (to must diye bir şey yok) ve en önemlisi kendine ait bir geçmiş zaman biçimi yoktur. Türkçedeki “-meli” eki ise zaman ekleri alabilir (“gitmeliydim”, “gitmeliymiş”). Ama dikkat: “gitmeliydim” I had to go değil, “I should have gone” demektir, yani yapmadığın bir şey için duyduğun pişmanlığı anlatır. Geçmişteki gerçek bir zorunluluk için Türkçede de “zorunda kaldım” dersin; İngilizcede bunun karşılığı had to'dur.
Must bir modal fiil olduğu için arkasından to'suz, yalın hâlde bir fiil gelir: must leave; asla must to leave değil. “Gitmek zorundayım” ile have to'yu birlikte öğrendiğin için to'yu must'a da eklemek cazip gelebilir, ama must doğrudan fiille kullanılır.
Must biçim değiştiremediği için, başka bir zamana ya da do'lu bir soruya ihtiyaç duyduğunda have to devreye girer: geçmişte (had to), gelecekte (will have to) ve sorularda (Did you have to…?). Have to normal bir fiildir; bu yüzden he/she/it ile has to olur, soru ve olumsuz cümlelerde do/does/did kullanır.
Burada “zorunda olmak / zorunda kalmak” en iyi yardımcın, çünkü o da her zamana girer: “zorunda kaldım” ya da “zorundaydım” → had to; “zorunda kalacağım” → will have to. “Uzun süre beklemek zorunda kaldın mı?” sorusu did ile sorulur: “Did you have to wait long?”
Must'ın geçmişi yoktur. “Dün geç saate kadar çalışmak zorunda kaldım” → had to.
“Toplantıyı ertelemek zorunda kalacağız” cümlesi will must ile çevrilmez: will'den sonra must gelemez. Will have to kullan.
To yalnızca have to'da vardır. Must'tan sonra fiil yalın hâlde gelir: he must leave ya da he has to leave; asla must to değil.
Must hiçbir zaman -s almaz, he/she/it ile bile: tek bir biçimi vardır.
“Ödemek zorunda değilsin” = gerek yok = don't have to. Mustn't bir yasak bildirir (“ödememelisin”).
“Daha erken çıkmalıydım” bir pişmanlıktır: should have. Must have ise bir tahmin bildirir (“erken çıkmış olmalıyım”).
Türkçede “-meli” zaman eki alabilir: “gitmeliydim”, “söylemeliydin”
Bu biçimler geçmişteki bir zorunluluğu değil, yapılmamış bir şeyi anlatır: “Daha erken gitmeliydim” = “I should have left earlier.” Geçmişte gerçekten yapmak zorunda kaldığın bir şey için had to kullanılır: “Yesterday, I had to work late.” Must'ın geçmişi yoktur: “musted” ya da “Yesterday I must work” yanlıştır.
“-mek zorunda olmak / kalmak” her zamanda kullanılır: “Çalışmak zorundayım”, “Beklemek zorunda kaldım”, “Dönmek zorunda kalacağım”
Have to da tam böyle çalışır: have/has to + fiil, had to + fiil, will have to + fiil. Have normal bir fiil olduğu için he/she/it ile -s alır (“He has to leave early today”, “He have to” değil) ve soru ile olumsuzda do/does/did ister (“Did you have to wait long?”). Have to'daki to kalır; must'tan sonra ise asla to gelmez: “He must leave”, “He must to leave” değil.
“Ödemek zorunda değilsin” (gerek yok) ile “Burada sigara içmemelisin” (yasak) farklı şeyler anlatır
İngilizcede de fark aynıdır: “You don't have to pay” = gerek yok; “You mustn't smoke here” = yasak. Bu benzerlikten yararlan ve ikisini karıştırma: “You mustn't pay” “Ödemen yasak” anlamına gelir.
💡 “Zorunda kaldım” = had to; “zorunda kalacağım” = will have to. Must'ın bu biçimleri yoktur.
💡 Must + fiilin yalın hâli, to olmadan; have to he/she/it ile -s alır: has to.
💡 “Zorunda değilsin” = don't have to; “-memelisin, yasak” = mustn't, tıpkı Türkçedeki gibi.
"You look exhausted — what happened?"
"I had to work late every night this week."
"That sounds rough. Will you have to do the same next week?"
"I hope not — I must get some rest this weekend."
Alıştırma 1 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 2 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence — past obligation.
Alıştırma 3 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 4 · Doğru soruyu seç
Choose the correct question.
Alıştırma 5 · Doğru cevabı seç
Which of these has no past tense form of its own?
Alıştırma 6 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence for a rule that existed only in the past.
Alıştırma 7 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 8 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence — future obligation.
Alıştırma 9 · Cümleyi tamamla
Complete (past obligation): 'Last year, I ___ (have to) travel a lot for work.'
Alıştırma 10 · Cümleyi tamamla
Complete (future obligation): 'After the merger, employees ___ (have to) reapply for their jobs.'
Alıştırma 11 · Gruplara ayır
0 / 6 yerleştirildi
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: geçmiş zamanda must
Turkish: “Dün geç saate kadar çalışmak zorunda kaldım.” Which English sentence is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
Choose the correct sentence.
Tavsiye verme: should, if I were you, why don't you
İngilizcede tavsiye vermenin ve tavsiye istemenin en kullanışlı yolları: should, if I were you ve why don't you. Hepsi doğal ve günlük.
Should, ought to ve had better
İngilizcede tavsiye vermenin üç yolu: should, ought to ve had better. Dil bilgisi kurallarını ve aralarındaki güç farkını örneklerle öğren.
Need, needn't ve don't need to
Need fiilinin iki yüzü: modal fiil olarak needn't, normal fiil olarak don't need to. “Gerek yok” nasıl söylenir ve needn't have ne anlatır?
Rica, teklif ve öneri
Could, would, shall ve can ile kibarca bir şey rica et, yardım teklif et ve birlikte bir şey yapmayı öner. “Açayım mı?” neden “Shall I…?” olur?