Üçü de tavsiye vermek için kullanılır, ama her birinin kendi kuralı ve kendi aciliyet derecesi var.
Neler öğreneceksin
Should, ought to ve had better tavsiye vermek için kullanılır, ama ölçeğin farklı noktalarında dururlar: nazik bir öneriden acil bir uyarıya kadar.
İşin kolay tarafı şu: Türkçede tavsiyeyi fiile eklenen bir ekle anlatırsın (“gitmelisin”, “gitsen iyi olur”), İngilizcede ise tavsiye kelimesi fiilin önüne gelir ve fiil hiç değişmez: “Yakında çıkmalıyız” → “We should leave soon.” Güçlü bir uyarı için had better kullanılır, konuşmada neredeyse her zaman 'd better şeklinde kısaltılır: “You'd better call a doctor now.” (Hemen doktor çağırsan iyi edersin, yoksa iş kötüye gidebilir.)
Should ve ought to neredeyse aynı anlama gelir. Aradaki dil bilgisi farkı şu: should asla to almaz, ought ise standart İngilizcede her zaman to ile kullanılır: “You ought to see a doctor.” Olumsuzu don't olmadan yapılır: “You oughtn't to be so hard on yourself.” (Amerikan İngilizcesinde olumsuz cümlede bazen to olmadan oughtn't de duyulur, ama to'lu biçim her zaman doğrudur.)
Türkçedeki mastar alışkanlığına dikkat: “gitmek”, “yapmak” gibi her fiil -mek/-mak ile geldiği için birçok öğrenci İngilizcede de her fiilin önüne to koymak ister. Ama should'dan sonra to gelmez: “You should go”, asla “You should to go” değil. Üçünün içinde to alan tek kelime ought.
Günlük hayatta should çok daha sık kullanılır. Ought to kulağa biraz daha resmî gelir; soru ve olumsuz cümlelerde ise eski moda gelebilir. “Ought we to…?” daha çok İngiliz İngilizcesine özgü, resmî bir yapıdır; çoğu kişi kısaca “Should we…?” ya da “Shouldn't you…?” der.
Had better, should ve ought to'dan daha güçlüdür. Genellikle belirli bir durumla ilgilidir ve tavsiyeye uymazsan kötü bir şey olacağını ima eder; çoğu zaman or… ile devam eder: “You'd better finish this today, or you'll be in trouble.” Türkçedeki “Bugün bitirsen iyi edersin, yoksa başın belaya girer” cümlesine çok yakındır. Genel tavsiyeler için (“Bol su içmek gerekir”) had better değil, should kullanılır.
Ders kitaplarında had better genellikle “-sen iyi olur” diye çevrilir, ama bu çeviri yanıltıcı olabilir. Türkçede “Biraz dinlenseniz iyi olur” öğretmene ya da müdüre bile söylenebilecek kibar bir cümledir. İngilizcede had better ise kulağa bir uyarı, hatta hafif bir tehdit gibi gelir. Kibar bir tavsiye için should kullan: “Maybe you should rest a little.”
Bir tuzak daha: had geçmiş zaman gibi görünür, ama had better geçmişten bahsetmez. Anlamı “şimdi ya da hemen, yoksa…” demektir. Geçmişteki bir şeyi eleştirmek için (“Daha dikkatli olmalıydın”) should have + past participle kullanılır: “You should have been more careful.” Had better'dan sonra to olmadan yalın fiil gelir.
Olumsuzu: not, better kelimesinin hemen arkasına gelir: “You'd better not forget your keys.” Türkçedeki gibi olumsuzluğu fiile eklemeye çalışma (“unutmasan iyi olur” → “You'd better don't forget” yanlış). Wouldn't de kullanılmaz: buradaki 'd, would değil had demektir. (Gündelik konuşmada, özellikle Amerika'da, 'd çoğu zaman yutulur: “You better…”; ama yazıda ve standart İngilizcede 'd better denir.)
Should'dan farklı olarak ought, yalın fiilden önce her zaman to ister.
Türkçedeki “-mek/-mak” mastarı aklına gelse de had better'dan sonra to gelmez: doğrudan yalın fiil kullanılır.
Should asla to almaz: her zaman should + yalın fiil. To alan tek yapı ought to.
Buradaki 'd, would değil had demektir. Olumsuzu, better kelimesinin hemen arkasına not koyarak yaparsın.
Türkçede olumsuzluk fiile eklenir (“unutmasan iyi olur”), bu yüzden don't eklemek doğal gelir. Ama had better'dan sonra sadece not gelir: 'd better not + yalın fiil.
“Hemen gitsen daha iyi olur” kelimesi kelimesine çevrilmez. Better, should'u güçlendirmez: sabit kalıp had better'dır.
“Hocam, biraz dinlenseniz iyi olur” Türkçede kibar bir cümledir; İngilizcede had better ise kulağa bir uyarı gibi gelir. Kibar tavsiye için should kullan.
Türkçede “-meli/-malı” hem tavsiye hem zorunluluk anlatır: “Doktora gitmelisin”
Bu cümle bağlama göre bir tavsiye de olabilir, kesin bir zorunluluk da. İngilizcede seçim yapman gerekir: tavsiye için should (“You should see a doctor.”), kesin zorunluluk için must ya da have to. Her “-meli” cümlesini must ile çevirirsen tavsiyen kulağa gereğinden sert gelir; arkadaşına verdiğin günlük tavsiyelerde should kullan.
“Dinlensen iyi olur”, “Dinlenseniz iyi olur”: Türkçede yumuşak, kibar bir tavsiye
Ders kitapları bunu sık sık had better ile eşleştirir, ama had better İngilizcede “yoksa…” anlamı taşıyan güçlü bir uyarıdır. Öğretmenine ya da müşterine “You had better rest” dersen kulağa kaba gelir. Yumuşak tavsiye için should kullan (“I think you should rest a little.”). Had better'ın Türkçedeki gerçek karşılığı daha çok “… iyi edersin, yoksa…” tonudur: “You'd better hurry, or we'll miss the train.”
Türkçede tavsiyeyi “daha iyi” ile güçlendirirsin: “Hemen gitsen daha iyi olur”
İngilizcede better, should'u güçlendiren ayrı bir kelime gibi kullanılmaz. “You should better go” ve “Better you go” yanlıştır. Kalıp sabittir: had better ('d better) + yalın fiil: “You'd better go now.” Had better bir bütündür, should + better değildir.
“Daha dikkatli olmalıydın”, “Acele etmeliydin”: Türkçede geçmişe yönelik eleştiri “-meliydin” ile yapılır
Had better'daki had seni yanıltmasın: had better geçmişi değil, şimdiyi ya da yakın geleceği anlatır. “You'd better hurry” = “Acele etsen iyi edersin.” Geçmişe bakarak eleştirmek için should have + past participle kullanılır: “You should have hurried.”, “You should have been more careful.”
💡 Should ve had better: to olmadan yalın fiil. Ought: her zaman to ile.
💡 “-mek/-mak” mastarını düşünme: You should go, You should to go değil.
💡 “Hemen gitsen daha iyi olur” → You'd better go, You should better go değil.
💡 Had better geçmiş gibi görünür, ama “şimdi ya da hemen, yoksa…” anlamına gelir. Kibar bir tavsiye için should kullan.
💡 Olumsuz: oughtn't to… ve 'd better not…; asla don't ought, wouldn't better ya da 'd better don't değil.
"We should leave soon, the traffic will be bad."
"You're right. You'd better grab your coat too, it's cold out."
"Good call. Should we call ahead and let them know?"
"Probably — better safe than sorry."
Alıştırma 1 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 2 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 3 · Ought to ile doğru olumsuz biçimi seç
Choose the correct negative with ought to.
Alıştırma 4 · En güçlü uyarıyı içeren cümleyi seç
Choose the sentence that warns most strongly of a bad consequence if ignored.
Alıştırma 5 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 6 · Doğru cevabı seç
Which form looks like a past tense but is not actually about the past?
Alıştırma 7 · Had better ile doğru olumsuz biçimi seç
Choose the correct negative with had better.
Alıştırma 8 · Doğru soruyu seç
Choose the standard (British) question form with ought to.
Alıştırma 9 · Cümleyi tamamla
Complete: 'You ___ (had better) hurry, or we'll miss the flight.'
Alıştırma 10 · Cümleyi tamamla
Complete: 'You ___ (ought/apologize) to her.'
Alıştırma 11 · Tavsiye mi, güçlü uyarı mı? Gruplara ayır
0 / 6 yerleştirildi
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: had better ile olumsuz cümle
Turkish: “Anahtarlarını unutmasan iyi edersin.” Which English sentence is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
Choose the correct sentence.
Tavsiye verme: should, if I were you, why don't you
İngilizcede tavsiye vermenin ve tavsiye istemenin en kullanışlı yolları: should, if I were you ve why don't you. Hepsi doğal ve günlük.
Need, needn't ve don't need to
Need fiilinin iki yüzü: modal fiil olarak needn't, normal fiil olarak don't need to. “Gerek yok” nasıl söylenir ve needn't have ne anlatır?
Must mu, have to mu?
Must mu, have to mu? Must hiç biçim değiştirmez; geçmiş, gelecek ve do'lu sorular için have to gerekir. “Zorunda kaldım” neden had to olur, öğren.
Olasılık bildiren modal fiiller
May, might ve could ile şimdi, gelecekte ve geçmişte olası olanı anlat; “Yağmur yağabilir” neden “It can rain” değil, “It might rain” olur?