“… -ebilir miyim?”, “Acaba … -ebilir miyim?”, “İzin verir misiniz?”: İngilizcede bu işi can, could ve may yapar. “Sen/siz” ayrımı olmadığı için tonu modal fiil belirler.
Neler öğreneceksin
Can, could ve may ile bir şeye izin olup olmadığını sorarsın. Can ve may ayrıca birine izin vermek ya da bir şeyin yasak olduğunu söylemek için de kullanılır. Could ise bugünle ilgili izinlerde yalnızca soru sormak için kullanılır: “Could I…?” sorusuna “Yes, you can.” ya da kısaca “Sure.” diye cevap verilir, “Yes, you could” denmez.
Yapı basittir: modal fiilden sonra fiilin yalın hâli gelir, to ya da -ing olmadan (“Can I use…?”; “Can I to use…?” ya da “Can I using…?” değil). Türkçede “Telefonunu kullanabilir miyim?” dersin: kişi ekin içindedir, ayrıca “ben” demene gerek yoktur ve soru mı ekiyle yapılır. İngilizcede ise özne olan I mutlaka söylenir ve can öznenin önüne geçer: “Can I use your phone?”; “Can use your phone?” ya da “I can use your phone?” değil.
Can, günlük ve samimi seçenektir. May kulağa daha resmî ve kibar gelir: tanımadığın insanlarla, iş yerinde ya da özellikle nazik olmak istediğinde kullanılır. Could ise daha yumuşak ve dolaylı bir soru biçimidir; Türkçedeki “Acaba … -ebilir miyim?” sorusuna çok yakındır: “Could I possibly borrow your charger?” = “Acaba şarj aletini ödünç alabilir miyim?”
Türkçede nezaket büyük ölçüde “siz” hitabıyla gösterilir (“Bakar mısın?” yerine “Bakar mısınız?”, “Girebilir miyim?” yerine “İzin verir misiniz?”). İngilizcede böyle bir ayrım yoktur: you herkes için kullanılır. Bu yüzden tonu modal fiil ve please gibi kelimeler belirler: bir arkadaşa “Can I come in?”, resmî bir ortamda “May I come in?” ya da “Could I come in, please?”
Can't, bir şeye izin olmadığını söylemenin günlük yoludur: “You can't park here.” = “Buraya park edemezsin.” May not daha resmî bir seçenektir; kurallarda ve uyarı yazılarında sık görülür. Mayn't kısaltması eskimiştir ve modern İngilizcede neredeyse hiç kullanılmaz, oysa can't ve won't tamamen normaldir.
Türkçede yasaklar çoğu zaman kişisiz ya da edilgen anlatılır: “Burada fotoğraf çekilmez”, “Buraya park edilmez”, “Burada sigara içmek yasak”. İngilizcede ise genellikle you ya da I ile kişili bir cümle kurulur: “I'm afraid you may not take photos here.”, “Can I smoke here?”
May'den sonra fiil yalın hâlde gelir: ne -ing ne de to (“May I to ask…?” da yanlış).
“Telefonunu kullanabilir miyim?” sorusunda “ben” görünmez, ama İngilizcede özne olan I atlanamaz.
Türkçede soru, kelime sırası değişmeden mı ekiyle yapılır. İngilizcede can öznenin önüne geçer: Can I…?
Modern İngilizcede may not, mayn't diye kısaltılmaz: iki ayrı kelime olarak yaz.
Not, modal fiilden hemen sonra gelir, önüne değil. Can + not = can't.
“Buraya park etmek serbest mi?” ya da “Buraya park edilir mi?” sorusunun kelimesi kelimesine çevirisi. İngilizcede kişili soru sorulur (Can I…?) ya da Is parking allowed here? denir.
Türkçede nezaket “siz” hitabıyla ve “Acaba…”, “İzin verir misiniz?”, “Rica etsem…” gibi kalıplarla gösterilir
İngilizcede tek bir you vardır, bu yüzden tonu modal fiil taşır: “Can I…?” günlük, “Could I…?” daha yumuşak, “May I…?” resmî ve özellikle kibar. Bir arkadaşla: “Can I borrow this?” Müdürünle ya da bir yabancıyla: “May I…?” ya da “Could I…, please?” Türkçedeki “Acaba … -ebilir miyim?” sorusu “Could I possibly…?” yapısına çok iyi karşılık gelir.
Türkçede özne ekin içindedir ve soru mı ekiyle yapılır: “Girebilir miyim?”, “Telefonunu kullanabilir miyim?”
İngilizcede özne her zaman ayrı bir kelimedir ve soruda modal fiil öznenin önüne geçer: “Can I come in?”, “Can I use your phone?” “Can come in?” ya da düz cümle sırasıyla “I can come in?” yanlıştır. Modal fiilden sonra fiil yalın hâldedir; to ya da -ing almaz.
Türkçede izin ve yasaklar sık sık kişisiz ya da edilgen anlatılır: “Buraya park edilir mi?”, “Burada fotoğraf çekmek serbest mi?”, “Sigara içilmez”
İngilizcede soru genellikle I ile, yasak you ile kişili kurulur: “Can I park here?”, “I'm afraid you may not take photos here.” Kelimesi kelimesine “Is it allowed to park here?” tipik bir hatadır; doğal olan “Is parking allowed here?” ya da “Am I allowed to park here?” demektir.
💡 Özneyi unutma: “… -ebilir miyim?” → Can I…?; yalnızca Can…? değil.
💡 Arkadaşla → Can I…?; yabancılarla ya da iş yerinde → May I…? ya da Could I…?
💡 “Buraya park edilir mi?” → Can I park here? ya da Is parking allowed here?; Is it allowed to…? değil.
💡 May not, mayn't diye kısaltılmaz.
"May I use the meeting room this afternoon?"
"Of course, it's free until 3pm."
"Great, and can I bring a colleague along?"
"Sure, no problem at all."
Alıştırma 1 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence — asking permission informally.
Alıştırma 2 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence — a more formal permission request.
Alıştırma 3 · Doğru olumsuz biçimi seç
Choose the correct negative — refusing permission.
Alıştırma 4 · En resmî soruyu seç
Which is the most formal way to ask permission?
Alıştırma 5 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence — giving permission.
Alıştırma 6 · Doğru cevabı seç
Which modal is used for very formal, polite permission requests?
Alıştırma 7 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 8 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence — refusing permission formally.
Alıştırma 9 · Cümleyi tamamla
Complete (informal): '___ I turn on the AC? It's hot in here.'
Alıştırma 10 · Cümleyi tamamla
Complete (most formal, polite): '___ I use your restroom, please?'
Alıştırma 11 · Gruplara ayır: samimi mi, resmî mi?
0 / 6 yerleştirildi
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: öznesiz soru
Turkish: “Telefonunu kullanabilir miyim?” Which English question is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
Choose the correct sentence.
Yetenek bildiren modal fiiller: can, could, be able to
Can, could ve be able to ile şimdi, geçmişte ve gelecekte yapabildiklerini anlat; “-ebil-” ekinin ve “bilmek” fiilinin kurduğu tuzaklara düşme.
Zorunluluk ve yasak
Must ve have to ile zorunluluk bildir ve en büyük tuzağa düşme: mustn't (yasak) ile don't have to (gerek yok) aynı şey değildir.
Rica, teklif ve öneri
Could, would, shall ve can ile kibarca bir şey rica et, yardım teklif et ve birlikte bir şey yapmayı öner. “Açayım mı?” neden “Shall I…?” olur?
Must mu, have to mu?
Must mu, have to mu? Must hiç biçim değiştirmez; geçmiş, gelecek ve do'lu sorular için have to gerekir. “Zorunda kaldım” neden had to olur, öğren.