I believe that she is right. What he said surprised everyone. Türkçedeki “haklı olduğuna” ve “söyledikleri” gibi, koca bir cümle bir isim görevi görür.
Neler öğreneceksin
Noun clause (isim cümleciği), kendi öznesi ve kendi fiili olan, ama cümlede bir ismin yerini tutan kelime grubudur. Özne, nesne, is fiilinden sonra tümleç ya da bir edattan sonraki öğe olabilir.
Bunu Türkçeden zaten tanıyorsun: “Haklı olduğuna inanıyorum” (nesne), “Söyledikleri herkesi şaşırttı” (özne). İngilizcesi: “I believe that she is right.” “What he said surprised everyone.” Büyük fark şurada: Türkçede yan cümleyi isme çeviren ek sonda gelir (-dığı, -dikleri, -mesi), İngilizcede ise that ya da what yan cümlenin en başında durur ve arkasından normal bir cümle gelir: özne + fiil.
En yaygın noun clause that ile başlar. Genellikle düşünmek, söylemek, inanmak gibi fiillerden (think, believe, know, say, hope) ya da bir sorunu, umudu veya gerçeği tanıtan is fiilinden sonra gelir. Türkçedeki “ki” yapısı burada çok işine yarar: “Sorun şu ki vaktimiz kalmadı” → “The problem is that we're out of time.” “Biliyorum ki…” → “I know that…” Tıpkı “ki” gibi, that de yan cümlenin başında durur ve önüne virgül konmaz.
Özneye dikkat: “Herkesin zamanında gelmesi önemli” Türkçede doğal bir cümle, ama İngilizcede yan cümle genellikle sona alınır ve başa it konur: “It's important that everyone arrives on time.” Asla “Is important that…” değil; İngilizcede her cümlenin bir öznesi olmak zorunda. Yan cümledeki fiil normal present simple biçimindedir (“My hope is that things improve soon.”). Resmî İngilizcede, özellikle Amerikan İngilizcesinde, important'tan sonra fiilin yalın hâli de duyulur: that everyone arrive.
That kelimesini atmak: yan cümle nesne olduğunda, konuşma dilinde that çok sık atılır: “I think (that) it's a good idea.” Yan cümle cümlenin başında özne olarak duruyorsa that kalır (“That he decided to resign shocked the team.”). Yazı dilinde is fiilinden sonra that genellikle korunur, gündelik konuşmada bazen düşer.
Noun clause bir wh- kelimesiyle de başlayabilir (what, whoever, whatever, whichever…). Bu tür yan cümleler özellikle özne olarak ya da bir edattan sonra çok kullanışlıdır.
Türkçedeki -dığı eki iki farklı şeyi karşılar ve burada dikkatli olmak gerekir. Bir gerçeği anlatıyorsa (“geldiğini biliyorum”, “vaktimizin kalmadığı”) that kullanılır. Bir şeyi, bir içeriği anlatıyorsa (“keşfettiği şey”, “söyledikleri”) what kullanılır: “Keşfettikleriyle ilgileniyorum” → “I'm interested in what she discovered.” “In that she discovered” yanlıştır. Kendine sor: “-dığı şey” diyebiliyor musun? Diyebiliyorsan what.
Kelime sırasına dikkat: Türkçede “öğretmenin ne söylediği” derken “ne” kelimesini soru gibi düşünmek kolaydır. Ama noun clause bir soru değildir; içinde do/did ve devrik yapı yoktur: “what the teacher said”, “what did the teacher say” değil.
“Kim önce bitirirse ödülü o kazanır” → “Whoever finishes first wins a prize.” Türkçedeki “kim … -se” yapısı için whoever, “ne … -se” (“Ne karar verirsen ver”) için whatever kullanılır: “Whatever you decide is fine with me.” Tek başına who burada kulağa eski bir atasözü gibi gelir (“Who dares wins”). Türkçedeki “o” zamirini de taşıma: yan cümle zaten öznedir, arkasından it ya da he gelmez.
Son olarak: Türkçede yan cümleye istediğin hâl ekini ekleyebilirsin (“geldiğine sevindim”, “keşfettikleriyle ilgileniyorum”). İngilizcede ise bir that-clause normalde bir edattan hemen sonra gelemez (in that ya da except that gibi kalıplaşmış ifadeler hariç). Edattan sonra bir wh- kelimesi, -ing biçimi ya da “the fact that…” kullan.
Türkçede “önemli” tek başına yüklem olabilir, ama İngilizcede cümlenin bir öznesi olmalı: It's important that…
“Öğretmenin ne söylediği” bir soru değil. Noun clause içinde did ve devrik yapı yoktur: özne + fiil.
Bir gerçeği anlatıyorsan (“Sorun şu ki…”) that kullan. What, “-dığı şey” anlamındadır ve bir şeyi gösterir.
“Keşfettikleriyle” = keşfettiği şeylerle, yani in what. Ayrıca bir that-clause edattan hemen sonra gelemez.
“Önemli olan…” kelimesi kelimesine “The important is” olmaz. İngilizcede sıfat tek başına isim gibi kullanılmaz: the important thing ya da What's important is…
“Kim önce bitirirse, o kazanır” → whoever; “o” anlamında he tekrar edilmez. Who tek başına burada yalnızca eski atasözlerinde duyulur.
Noun clause zaten özne, o yüzden it ekleme. “Ne karar verirsen ver” anlamında whatever kullan.
Türkçede “istifa etmeye karar vermesi” yan cümlesinin işareti sondadır. İngilizcede yan cümle başta özne olduğunda başına that gelir ve that düşürülemez.
Türkçede “Sorun şu ki…”, “Biliyorum ki…”, “Umarım ki…” denebilir
“Ki” yapısı İngilizcedeki that-clause ile aynı biçimdedir: bağlaç başta, arkasından normal bir cümle gelir. “Sorun şu ki vaktimiz kalmadı” → “The problem is that we're out of time.” Bu kalıbı aklında tut: that'i “-dığı” gibi değil, “ki” gibi düşün.
Türkçede yan cümlenin işareti sonda gelir: “haklı olduğuna”, “söyledikleri”, “istifa etmeye karar vermesi”
İngilizcede işaret kelimesi başa gelir: that, what, whoever. Özellikle yan cümle özne olduğunda bu kelime atlanamaz: “That he decided to resign shocked the team.” Başında that olmadan okuyucu cümlenin nerede başladığını anlayamaz.
Türkçede özne olmadan da cümle kurulur: “Önemli.”, “Herkesin zamanında gelmesi önemli.”
İngilizcede her cümlenin bir öznesi vardır. Yan cümle sona alındığında başa it gelir: “It's important that everyone arrives on time.” “Is important that…” yanlıştır. Aynısı “It's clear that…”, “It's true that…” için de geçerli.
-dık / -dığı eki hem bir gerçeği (“geldiğini biliyorum”) hem bir şeyi (“söylediğini duydum”) anlatır
İngilizce bu ikisini ayırır. Gerçek → that: “I know that she came.” Şey, içerik → what: “I heard what she said.” “Sorun, vaktimizin kalmaması” bir gerçektir: “The problem is that…”, “what…” değil. “Keşfettikleri” bir şeydir: “in what she discovered”.
“Kim önce bitirirse ödülü o kazanır”, “Ne karar verirsen ver, benim için uygun”
“Kim … -se” → whoever, “ne … -se” → whatever. Türkçedeki “o” ile tekrar etme alışkanlığını İngilizceye taşıma: “Whoever finishes first wins a prize.”, “Whatever you decide is fine with me.” Yan cümle zaten cümlenin öznesidir.
💡 Gerçek (“-dığı”, “ki”) → that; şey (“-dığı şey”) → what; “kim … -se” → whoever; “ne … -se” → whatever.
💡 Noun clause içinde: özne + fiil, soru düzeni yok (what the teacher said).
💡 “… önemli” → It's important that…, başta it ile.
💡 Edattan sonra what ya da the fact that kullan, tek başına that değil.
"What do you think about the new plan?"
"Honestly, I think that it needs more work."
"That's fair. What worries me most is that we're running out of time."
"True. Whatever we decide, let's decide soon."
Alıştırma 1 · Nesnesi noun clause olan cümleyi seç
Choose the sentence with a noun clause as the object.
Alıştırma 2 · Öznesi noun clause olan cümleyi seç
Choose the sentence with a noun clause as the subject.
Alıştırma 3 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence with a noun clause as a complement.
Alıştırma 4 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 5 · “that” kelimesinin düşürülebildiği cümleyi seç
Choose the sentence where 'that' can be naturally dropped.
Alıştırma 6 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence with a noun clause as the object of a preposition.
Alıştırma 7 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 8 · Gömülü sorularla ilgili soruyu cevapla
For embedding a yes/no or WH- question as a noun clause (with no inversion), which lesson covers that in depth?
Alıştırma 9 · Cümleleri bir that-clause ile birleştir
Combine using a that-clause as the object: 'She announced something. Everyone should evacuate.'
Alıştırma 10 · Cümleyi noun clause ile başlayarak yeniden yaz
Rewrite starting with a noun clause as the subject: 'His decision to resign shocked the team.' (use 'That he decided to resign')
Alıştırma 11 · Yan cümleleri gruplara ayır
0 / 4 yerleştirildi
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: öznesiz “… önemli”
Turkish: “Herkesin zamanında gelmesi önemli.” Which English sentence is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
Choose the sentence with a noun clause as the subject.
Zaman bildiren zarf yan cümleleri
Zaman cümlelerinde gelecek zaman yok: when, as soon as ya da until'den sonra will değil, present simple gelir. “Varınca”, “-ene kadar” nasıl çevrilir?
Sebep ve amaç bildiren zarf yan cümleleri
İngilizcede sebep ve amaç cümleleri (because, so that, to) ve “-ir diye” anlamındaki in case; Türkçe konuşanların en sık yaptığı hatalarla birlikte.
Karşıtlık bildiren zarf yan cümleleri
İki olguyu karşılaştırmak için whereas ve while; engele rağmen anlamı için although. İyi haber: while, Türkçedeki “-ken” ekiyle neredeyse aynı çalışır.
Where, when, why ile sıfat cümleleri
Where, when ve why, in which ya da for which yerine kullanılan ilgi zarflarıdır. “The house I grew up” ve “the reason of” neden yanlış, öğren.