Since it was raining, we stayed inside. Take an umbrella in case it rains. Bu iki farklı ilişki: “-dığı için” geriye bakar, “-sın diye” ve “-ir diye” ise ileriye.
Neler öğreneceksin
Sebep ve amaç cümleleri birbirine benzer, ama farklı sorulara cevap verir. Sebep cümlesi “Neden oldu?” sorusuna cevap verir: geriye, bir sebebe bakar. Amaç cümlesi “Ne için?” sorusuna cevap verir: ileriye, bir hedefe ya da bir önleme bakar.
Türkçedeki gibi çalışır: “Yağmur yağdığı için içeride kaldık” → “Since it was raining, we stayed inside.” “Seyahat edebilmek için para biriktirdim” → “I saved money so that I could travel.” İki kelimeye dikkat: since “-den beri” demektir, ama bir sebebin önünde (çoğunlukla cümlenin başında) “-dığı için” anlamına gelir. As da “gibi” demektir, ama sebep bildirirken “-dığı için” olur: “As she was tired, she went to bed early.” (“Yorgun olduğu için erken yattı.”) Özneyi de unutma: Türkçede “Yorgun olduğu için…” dersin, özne söylenmez; İngilizcede “As she was tired” denir, “As was tired” değil.
So that'ten sonra genellikle bir modal fiil gelir: bugünden ya da gelecekten söz ederken can/will, geçmişte could/would: “Kimse duymasın diye fısıldadı” → “She whispered so that no one would hear.” Sebep cümlesi başta geliyorsa temel cümle doğrudan özne + fiille devam eder; Türkçedeki “bu yüzden”, “o yüzden” gibi so eklenmez.
Because/since/as dışında iki sebep bağlacı daha var ve Türkçede oldukça net karşılıkları bulunuyor: given that (“-dığı göz önüne alındığında”, “-dığına göre”) resmîdir, yazılı metinlerde ve özenli konuşmada kullanılır; seeing that (“madem”, “-dığına göre”) ise nötr ya da gündelik bir bağlaçtır.
Burada da temel cümle so olmadan doğrudan devam eder: “Seeing that the store was closed, we went home.”; “…, so we went home.” değil. Türkçede “Mağaza kapalı olduğuna göre, o zaman eve gidelim” demek doğal gelebilir, ama İngilizcede baştaki bağlaç yeterlidir.
In case bir önlem bildirir: daha sonra olabilecek bir şeye hazırlıklı olmak için şimdi bir şey yaparsın. Türkçedeki “-ir diye” ya da “… ihtimaline karşı” yapısının tam karşılığıdır: “Yağmur yağar diye şemsiye al” → “Take an umbrella in case it rains.” Bu, ulaşmak istediğin bir hedefi bildiren so that'ten de, eylemin bir şeyin gerçekten olmasına bağlı olduğu if'ten de farklıdır.
If ile farkı Türkçede de var: “Take an umbrella in case it rains.” = “Yağmur yağar diye şemsiye al” (yağsa da yağmasa da şimdi al). “If it rains, take an umbrella.” = “Yağmur yağarsa şemsiye al” (sadece gerçekten yağarsa al). İngiliz İngilizcesinde bu ayrım nettir; Amerikan İngilizcesinde gündelik konuşmada bazen if anlamında in case duyulur (“In case you need me, call me”), ama önlem anlamında in case her yerde doğrudur.
Asıl tuzak şu: Türkçedeki “diye” hem hedef (“Kimse duymasın diye”) hem önlem (“Kaybedersin diye”) için kullanılır. İngilizcede ise hedef so that, önlem in case'tir. “Asıl belgeyi kaybedersin diye bir kopyasını sakla” → “Keep a copy of the document in case you lose the original.” In case'ten sonra will değil, present simple gelir: “in case it rains”. Bir ismin önünde in case of kullanılır: “in case of fire” (“yangın durumunda”).
Türkçedeki “… için, o yüzden …” kalıbını aktarma: because ile so aynı cümlede kullanılmaz.
“Ekmek almak için” → to buy bread. Amaç bildirirken fiilin önünde for + -ing değil, to + yalın fiil kullanılır.
In case'ten sonra will değil, present simple gelir; tıpkı “yağar diye” yapısındaki gibi.
“Kaybedersin diye” bir önlemdir, hedef değil. So that ulaşmak istediğin bir hedefi bildirir; olmasını istemediğin bir şeye karşı in case kullanılır.
Türkçede “Yorgun olduğu için…” yeterlidir, ama İngilizcede sebep cümlesinin de bir öznesi olmalı.
Sebep cümlesinden sonra “o yüzden”, “o zaman” gibi bir so ekleme: temel cümle doğrudan başlar.
“-ir diye” ve “… ihtimaline karşı” bir önlem bildirir: “Yağmur yağar diye şemsiye al”, “Üşürsün diye ceket aldım”
Bunun doğrudan karşılığı in case'tir ve fiil present simple olarak kalır: “Take an umbrella in case it rains.”, “I brought a jacket in case it gets cold.” Türkçede “yağar” geniş zaman olsa da gelecekten bahsettiği için “in case it will rain” demek cazip gelir, ama in case'ten sonra will kullanılmaz.
Türkçedeki “diye” hem hedef hem önlem için kullanılır: “Kimse duymasın diye fısıldadı”, “Kaybedersin diye bir kopya sakla”
İngilizcede bu iki anlam ayrılır. Hedef, yani ulaşmak istediğin bir sonuç: so that (“She whispered so that no one would hear.”). Önlem, yani olmasını istemediğin bir şeye karşı hazırlık: in case (“Keep a copy in case you lose the original.”). “Keep a copy so that you lose the original” “aslını kaybedesin diye” anlamına gelir ve saçma olur.
Türkçede “Yağmur yağarsa şemsiye al” (koşul) ile “Yağmur yağar diye şemsiye al” (önlem) farklıdır
İngilizce de tam olarak bu ayrımı yapar: koşul if (“If it rains, we'll stay home.”), önlem in case (“Take an umbrella in case it rains.”). Türkçedeki bu farkı İngilizceye aktarırsan doğru yolda olursun.
Aynı özneyle amaç için “-mek için”, farklı özneyle “-mesi için / -sın diye” kullanılır: “Seyahat etmek için para biriktirdim”, “Kimse duymasın diye fısıldadı”
Aynı özne varsa İngilizcede en basit yol to + yalın fiildir: “I saved money to travel.” “İçin” kelimesini fiilin önünde for diye çevirme: “for travel” ya da “for buying bread” burada yanlıştır; doğrusu “to buy bread”. Farklı bir özne varsa so that + modal kullanılır: “She whispered so that no one would hear.”, “I saved money so that I could travel.”
Türkçede sebep bazen iki kez belirtilir: “Mağaza kapalı olduğu için o yüzden eve gittik”, “Madem herkes geldi, o zaman başlayalım”
İngilizcede because, since, seeing that ya da given that ile başlayan bir cümleden sonra temel cümle doğrudan başlar, so eklenmez: “Seeing that the store was closed, we went home.” Ya baştaki bağlacı ya da so'yu kullan: “The store was closed, so we went home.” İkisi birlikte kullanılmaz.
💡 “-ir diye”, “… ihtimaline karşı” → in case; “-se” ile koşul → if.
💡 In case'ten sonra present simple, will değil. Hedef için so that, önlem için in case.
💡 Sebep bildiren since ve as “-dığı için” demektir; “-den beri” ya da “gibi” değil.
💡 Baştaki sebep cümlesinden sonra: özne + fiil, so yok. Amaç için to + yalın fiil, for + -ing değil.
"Did you pack everything?"
"I think so — I brought a jacket in case it gets cold."
"Smart. Seeing that the forecast looks unpredictable, maybe pack an umbrella too."
"Good call. I'll grab one so that we're covered either way."
Alıştırma 1 · Sebep cümlesini (reason clause) seç
Choose the reason clause (explains why something already happened).
Alıştırma 2 · Amaç cümlesini (purpose clause) seç
Choose the purpose clause (explains a future goal).
Alıştırma 3 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence with 'seeing that.'
Alıştırma 4 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence with 'in case' (precaution, not goal).
Alıştırma 5 · Doğru açıklamayı seç
Choose the correct explanation of the difference between 'in case' and 'so that.'
Alıştırma 6 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence with 'given that.'
Alıştırma 7 · Sebep cümlesini (reason clause) seç
Choose the reason clause.
Alıştırma 8 · Bu konunun ayrıntılı işlendiği dersi seç
For the core because/since/as vs. because of/due to distinction, which lesson covers that in depth?
Alıştırma 9 · Cümleleri bir sebep cümlesiyle birleştir
Combine as a reason clause: 'The flight was delayed. We missed the connection.' (use 'Since')
Alıştırma 10 · Cümleleri in case ile birleştir
Combine as a purpose clause with 'in case': 'Bring a charger. Your phone might die.'
Alıştırma 11 · Sebep mi, amaç mı? Gruplara ayır
0 / 4 yerleştirildi
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: önlem bildiren “diye”
Turkish: “Telefonunun şarjı biter diye yanına bir şarj aleti al.” Which English sentence is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
Choose the reason clause.
Zaman bildiren zarf yan cümleleri
Zaman cümlelerinde gelecek zaman yok: when, as soon as ya da until'den sonra will değil, present simple gelir. “Varınca”, “-ene kadar” nasıl çevrilir?
İsim yan cümleleri (noun clauses)
Noun clauses: bir yan cümle özne, nesne ya da is fiilinden sonra tümleç olarak nasıl kullanılır? That mi, what mı? Türk öğrencilerin sık yaptığı hatalar.
Karşıtlık bildiren zarf yan cümleleri
İki olguyu karşılaştırmak için whereas ve while; engele rağmen anlamı için although. İyi haber: while, Türkçedeki “-ken” ekiyle neredeyse aynı çalışır.
Second conditional (gerçek dışı koşul)
Second conditional: if cümlesinde past simple, temel cümlede would. “Zamanım olsa seyahat ederdim” yapısıyla karşılaştırma ve if'ten sonra would hatası.