get up, hang up, check in, hand in: günlük konuşmada en doğal seçim çoğu zaman bir phrasal verb olur. Sözlükte ilk çıkan tek kelimelik fiil (postpone, investigate) doğrudur, ama genellikle daha resmî durur.
Neler öğreneceksin
Bu fiilleri bağlamsız, tek tek ezberlemek yerine, karşına çıktıkları durumlara göre gruplamak çok işe yarar. Ana dili İngilizce olanlar da onları böyle kullanır: sabahı, bir telefon görüşmesini, bir yolculuğu ya da bir ödevi anlatırken birkaçı bir arada geçer.
Türkçede phrasal verb yoktur: her eylem için ayrı bir fiil vardır (“kalkmak”, “kapatmak”, “teslim etmek”). Bu yüzden sözlükte bulduğun tek kelimelik İngilizce fiili kullanmak cazip gelir. Her grubu “o durumun kelimeleri” olarak öğrenmek daha iyi sonuç verir: sabah, telefonda, havalimanında ya da derste söylenenler.
Bu fiiller, uyandığın andan evden çıktığın ana kadar bir günün tipik eylemlerini anlatır.
Burada Türkçe sana yardım eder: wake up = uyanmak, get up = (yataktan) kalkmak; ayrım aynıdır. “I woke up at six but didn't get up until seven.” cümlesi “Altıda uyandım ama yediye kadar kalkmadım” demektir. Bir tuzak: Türkçedeki “giymek” hem put on hem wear anlamına gelir. Giyinme eylemi put on, üzerinde taşımak ise wear olur: “He put on his coat” (ceketini giydi), “He is wearing a coat” (üzerinde ceket var).
Bu birkaç phrasal verb ile neredeyse her telefon görüşmesini anlatabilirsin: hold on (bir saniye beklemek, hatta kalmak), pick up (telefonu açmak, cevap vermek), call back (geri aramak), hang up (telefonu kapatmak).
Dikkat: Türkçede telefonu “açar” ve “kapatırsın”, ama İngilizcede open the phone ya da close the phone denmez. Gelen aramayı açmak pick up (ya da answer the phone), görüşmeyi bitirmek hang up olur; turn off the phone ise telefonu tamamen kapatmak demektir. call back de tam olarak “geri aramak” demektir; zamirle kullanılınca zamir araya girer: “I'll call you back” (“I'll call back you” değil).
Bu fiiller, yola çıktığın andan uçağın kalkışına kadar sana eşlik eder: set off (yola çıkmak), check in (check-in yapmak, otele giriş yapmak), take off (havalanmak), get on / get off (binmek / inmek).
“Binmek” ve “inmek” için up ve down kullanılmaz: get down from the bus denmez. Otobüse, trene, uçağa ya da bisiklete get on ile biner, get off ile inersin. Arabaya ya da taksiye ise get in ile biner, get out of ile inersin. Bir de şuna dikkat et: Türkçede insan da kalkar, uçak da, otobüs de; İngilizcede insan get up yapar, uçak take off, otobüs ise leave.
Bu grup ödevler, raporlar ve ofisteki ya da sınıftaki günlük işler için kullanılır: hand in (teslim etmek), look up (sözlükte ya da internette bakmak), write down (not etmek, yazmak), cross out (üstünü çizmek).
Kelimesi kelimesine çeviriden kaçın: “ödevi teslim etmek” deliver the homework değil, hand in your homework olur; “bir kelimeye sözlükte bakmak” look up a word olur (look the dictionary değil); “not etmek” ise write down olur (write up değil, write up bir raporu ayrıntılı olarak yazmak demektir). check in yalnızca yolculuk ve oteller içindir: ödev hand in ile teslim edilir.
Birçok phrasal verb için tek kelimelik bir eş anlamlısı vardır: put off / postpone, look into / investigate, find out / discover, get back / return. Sözlükte “ertelemek”, “araştırmak”, “öğrenmek”, “dönmek” fiillerine baktığında çoğu zaman önce bu tek kelimelik fiilleri görürsün ve onları kullanırsın. Ama günlük konuşmada ve resmî olmayan yazılarda genellikle phrasal verb doğal ve nötr seçimdir; tek kelimelik fiil ise resmî, yazı diline ait ya da “kitap gibi” durur. Bir raporda ya da haberde çok iyidir, ama sıradan bir sohbette kasıntı durur.
Bu siyah-beyaz bir kural değildir: bir iş e-postasında “postpone the meeting” tamamen normaldir. Ama konuşurken, hele arkadaşlar arasında, put off (ya da push back) daha doğal gelir. Bir tuzak daha: “Kedime bakar mısın?” cümlesindeki “bakmak” look değil, look after olur. “Look my cat” yanlış, “look at my cat” ise “kedime bir bak” demektir.
postpone yanlış değildir, ama arkadaşla içilecek bir kahve için fazla resmî durur. put off ya da push back günlük dile daha uygundur.
check in yolculuk grubundandır (havalimanında ya da otelde giriş yapmak). Bir ödevi “teslim etmek” hand in olur.
“Otobüsten inmek” down ile söylenmez: otobüsten, trenden ya da uçaktan get off ile inersin.
“Telefonu kapatmak” görüşmeyi bitirmek anlamındaysa hang up olur. close the phone İngilizcede kullanılmaz.
“Bakmak” burada “ilgilenmek, göz kulak olmak” demektir: look after. look bir nesneyi ancak at ile alır ve o zaman “bakmak, göz atmak” anlamına gelir.
Türkçede her eylemin tek bir fiili vardır ve sözlük çoğu zaman önce tek kelimelik İngilizce karşılığı verir: ertelemek → postpone, araştırmak → investigate, dönmek → return
Bu fiiller yanlış değildir, ama gündelik konuşmada resmî dururlar. Arkadaşlar arasında “Can we put off the meeting?”, “I'll look into it”, “I found out yesterday”, “When did you get back?” denir. Tek kelimelik fiilleri raporlar, resmî e-postalar ve haberler için sakla.
Türkçede telefonu “açarsın” ve “kapatırsın”: “Telefonu açmadı”, “Telefonu yüzüme kapattı”
İngilizcede open ve close kullanılmaz. Gelen aramaya cevap vermek pick up ya da answer the phone, görüşmeyi bitirmek hang up olur: “He didn't pick up”, “He hung up on me”. “Turn off the phone” ise telefonu tamamen kapatmak demektir, görüşmeyi bitirmek değil.
Türkçede her araca “binilir” ve her araçtan “inilir”: “otobüse binmek”, “taksiden inmek”
İngilizcede fiil araca göre değişir ve “inmek” için down kullanılmaz. Otobüs, tren, uçak, bisiklet: “get on the bus”, “get off the train”. Araba ya da taksi: “get in the car”, “get out of the taxi”. “Get down from the bus” kulağa çok tuhaf gelir.
Bazı Türkçe fiiller İngilizcede ikiye ayrılır: “bakmak” (look / look after), “giymek” (put on / wear)
“Kedime bakar mısın?” → “Can you look after my cat?” (look ya da look at değil). “Ceketini giydi” → “He put on his coat” (giyinme eylemi), “Ceket giyiyor” → “He is wearing a coat” (üzerinde taşıma). Türkçe fiili değil, anlamı çevir.
💡 Sözlükte ilk çıkan tek kelimelik fiil (postpone, investigate) genellikle resmîdir; konuşmada phrasal verb kullanmayı tercih et.
💡 Otobüse ya da trene binmek / inmek = get on / get off; arabaya = get in / get out of.
💡 Teslim etmek = hand in; not etmek = write down; kelimeye bakmak = look up; telefonu kapatmak = hang up.
"What time do you usually get up?"
"Around six thirty — I like to get dressed and go out for a run before work."
"Wow, early! I can barely get dressed and get out the door by eight."
"Ha! Well, tomorrow I have to check in for a flight at five, so it'll be even earlier."
Alıştırma 1 · Doğru fiili seç
Which phrasal verb fits a daily-routine story? 'I usually ___ at 7 and have breakfast.'
Alıştırma 2 · Doğru fiili seç
On the phone: 'Sorry, I have to go — I'll ___ you later.'
Alıştırma 3 · Doğru fiili seç
At the airport: 'We need to ___ two hours before the flight.'
Alıştırma 4 · Doğru fiili seç
At school or work: 'Please ___ your homework by Friday.'
Alıştırma 5 · Uygun eş anlamlıyı seç
Which one-word verb is the more FORMAL match for 'put off'?
Alıştırma 6 · Uygun eş anlamlıyı seç
Which one-word verb is the more FORMAL match for 'look into'?
Alıştırma 7 · En doğal cümleyi seç
Choose the sentence that sounds natural in everyday spoken English.
Alıştırma 8 · Doğru fiili seç
On the phone: 'Can you ___ a second? I need to find a pen.'
Alıştırma 9 · Cümleyi tamamla
Fill in the travel phrasal verb: The plane will ___ off in ten minutes. (leave the ground)
Alıştırma 10 · Cümleyi tamamla
Fill in the study phrasal verb: If you don't know a word, ___ it up in a dictionary. (search for information)
Alıştırma 11 · Fiilleri durumlara göre gruplara ayır
0 / 8 yerleştirildi
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: “telefonu kapatmak”
Turkish: “Hoşça kal demeden telefonu kapattı.” Which English sentence is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
Which group does 'set off' (start a journey) belong to?
Parçacıklar ve anlamları
Phrasal verb parçacıklarının anlamları: up çoğu zaman “tamamen, bitirene kadar”, out “öğrenmek, çözmek” ya da “yok olmak”, on ise “devam etmek” anlamı katar.
Geçişli ve geçişsiz phrasal verb'ler
Nesne alan (turn off the lights) ve nesne almayan (the car broke down) phrasal verb'ler; ayrılabilme konusundan farkı ve Türkçedeki geçişli fiillerle ilişkisi.
Phrasal verb dil bilgisi
Put up with ve look forward to gibi üç kelimelik phrasal verb'ler: neden ayrılmazlar, parçacık normal bir edattan nasıl ayrılır ve sonlarında neden -ing gelir.
Phrasal verb'ler: ayrılabilen ve ayrılamayan
Ayrılabilen (turn the light off) ve ayrılamayan (look after the kids) phrasal verb'ler ve hiç esnemeyen tek kural: zamir fiil ile parçacığın arasına girer.