put up with, look forward to, get away with: bazı phrasal verb'ler ikinci bir küçük kelime alır ve üç kelimelik sabit bir bloğa dönüşür. Türkçede bunu çoğu zaman tek bir fiille söylersin.
Neler öğreneceksin
Phrasal verb'lerin çoğu iki parçalıdır: fiil ve parçacık (give up, turn off). Ama bazıları bunlara bir de sabit bir edat ekler ve üç parçalı bir phrasal-prepositional verb olur: fiil + parçacık + edat.
Türkçede bunun bir benzeri yoktur: İngilizcenin üç kelime kullandığı yerde sen genellikle tek bir fiil ya da kalıplaşmış bir ifade kullanırsın: “katlanmak” ya da “dayanmak” (put up with), “dört gözle beklemek” (look forward to), “yanına kâr kalmak” (get away with), “bitmek, tükenmek” (run out of). Bu yüzden İngilizcede de tek kelimeyle yetinmek cazip gelir. En iyisi, her birini üç kelimelik bir blok olarak öğrenmek; tıpkı “yanına kâr kalmak” ifadesini bir bütün olarak öğrendiğin gibi.
İki kelimelik phrasal verb'ler ayrılabilen ya da ayrılamayan türden olabilir. Üç kelimelikler ise bir arada kalır: nesne, isim de olsa zamir de olsa, bütün bloğun arkasından gelir. (Birkaçı fiilden hemen sonra ikinci bir nesne de alır, örneğin take your anger out on someone ya da take someone up on an offer; bunları sabit kalıplar olarak öğren. Bunlarda bile parçacık ile edat yan yana kalır.)
Blok bölünmediği için soru cümlelerinde ve sıfat cümlelerinde edat sonda kalır. Türkçede böyle bir şey yoktur, çünkü edat yerine ek kullanırsın: “katlanamadığım bir şey” → something I can't put up with; “Neye katlanmak zorundasın?” → What do you have to put up with? Sondaki with kelimesini atlama: “something I can't put up” eksiktir.
Bir phrasal verb içindeki parçacık çoğu zaman bir edatla tıpatıp aynı görünür, ama başka bir iş yapar. “look after the kids” ifadesinde after “sonra” demek değildir (after lunch, “öğle yemeğinden sonra” örneğindeki gibi): fiilin sabit bir parçasıdır ve bütün ifade “bakmak, ilgilenmek” anlamına gelir. Kelimenin hangi rolde olduğunu bağlam ve anlam söyler.
Bu yüzden kelimesi kelimesine çeviri işe yaramaz: look after “sonra bakmak” değildir; come up with da “yukarı gelmek” değil, “aklına gelmek, bulmak” demektir. Bir tuzak daha: Türkçedeki “-e bakmak” hem look at hem de look after anlamına gelir. “Çocuklara bakmak” ilgilenmek demekse look after kullanılır; look at yalnızca gözle bakmaktır.
Üç kelimelik bir phrasal verb gerçek bir edatla bittiği için, ondan sonra gelen fiil -ing biçimini alır: bu, “Edat + -ing” dersindeki kuralın aynısıdır.
En tipik tökezleme noktası look forward to. Buradaki to, mastar (to see) işareti değil, bir edattır. Bu yüzden ardından bir isim ya da -ing biçimi gelir: “I'm looking forward to seeing you.” İyi haber: Türkçede de burada fiil isim olur: “Seni görmeyi dört gözle bekliyorum.” “Görmeyi” → seeing. Test: aynı yere “the concert” sığıyor mu? Sığıyorsa to bir edattır ve ardından gelen fiil -ing alır. Edat da her zaman to olur; Türkçedeki “beklemek” sana wait for yapısını hatırlatsa da for kullanılmaz.
Üç parça yan yana durur ve nesne bütün bloğun arkasından gelir.
Buradaki to bir edattır, ardından -ing biçimi gelir. Türkçedeki “görmeyi” gibi düşün: seeing.
look forward her zaman to ile kullanılır, for ile değil; Türkçedeki “beklemek” sana wait for yapısını hatırlatsa bile.
put up with üç parçasıyla kullanılır. Türkçede “katlanmak” tek kelime olduğu için up kolayca düşer.
“Sütümüz yine bitti” = run out of + biten şey. of olmadan cümle olmaz.
“Yaşlı anne babasına bakıyor” cümlesindeki “bakmak” ilgilenmek, bakımını üstlenmek demektir, yani look after. look at ise yalnızca gözle bakmaktır.
Türkçede tek fiil yeter: “Bu gürültüye katlanamıyorum”, “Sütümüz bitti”, “Aklına harika bir fikir geldi”
İngilizcede üç kelimenin üçü de gerekir: “I can't put up with this noise”, “We've run out of milk”, “She came up with a great idea”. Biri eksik olursa (“put with”, “run out milk”) cümle yanlış olur. Her fiili bir bütün olarak öğren ve üç parçasını her zaman birlikte tekrarla.
Türkçede soru ya da sıfat cümlesi edatla bitmez; ilişkiyi ek taşır: “Neye katlanmak zorundasın?”, “Katlanamadığım bir şey”
İngilizcede üç kelimelik blok, cümlenin sonuna düşse bile bir arada kalır: “What do you have to put up with?”, “It's something I can't put up with.” Bu bir üslup hatası değil, tamamen doğaldır. Yapamayacağın şey bloğu bölmek (“put this noise up with”) ya da sondaki edatı atmaktır (“something I can't put up”).
“Dört gözle beklemek” bir fiille kullanılınca o fiil isimleşir: “Seni görmeyi dört gözle bekliyorum”
Bu sana yardım eder: look forward to sonrasında da fiil isim gibi davranır ve -ing alır: “I'm looking forward to seeing you.” Buradaki to bir edattır, mastar işareti değil; bu yüzden “to see you” yanlıştır. Aynı kural diğer üç kelimelik fiiller için de geçerlidir: “How did you put up with waiting so long?”
💡 Üç kelimelik phrasal verb'leri, “yanına kâr kalmak” gibi tek bir blok olarak öğren; nesneyi araya koyma.
💡 look forward to sonrası için “to + isim” diye düşün: isim sığan yere fiil -ing ile gelir (Türkçedeki “görmeyi” gibi).
💡 İngilizcede edat cümlenin sonunda kalabilir: something I can't put up with.
"How do you put up with such a long commute?"
"Honestly, I just look forward to the podcast I listen to on the way."
"That makes sense. I always fall behind on emails when I'm stuck in traffic."
"Same — I spend the whole weekend trying to catch up with everything."
Alıştırma 1 · Doğru cevabı seç
'Put up with' (meaning tolerate) is followed by:
Alıştırma 2 · Doğru kelimeleri seç
I don't know how she puts ___ all that noise every day.
Alıştırma 3 · Doğru kelimeyi seç
We're really looking forward ___ the concert.
Alıştırma 4 · Doğru cevabı seç
How many words make up a phrasal-prepositional verb like 'look forward to'?
Alıştırma 5 · Doğru cevabı seç
In 'look after the kids', 'after' is functioning as:
Alıştırma 6 · Üç kelimelik fiili bul
Which of these is a phrasal-prepositional (three-word) verb?
Alıştırma 7 · Doğru kelimeyi seç
I can't believe he got ___ with cheating on the test.
Alıştırma 8 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 9 · Cümleyi tamamla
Fill in the missing word(s): She came ___ with a great idea. (invented)
Alıştırma 10 · Cümleyi tamamla
Fill in the missing word: I'm really looking forward ___ the weekend.
Alıştırma 11 · Kelimeleri sıraya koy
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: “dört gözle beklemek”
Turkish: “Seni görmeyi dört gözle bekliyorum.” Which English sentence is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
Which of these three-word combinations is a phrasal-prepositional verb?
Geçişli ve geçişsiz phrasal verb'ler
Nesne alan (turn off the lights) ve nesne almayan (the car broke down) phrasal verb'ler; ayrılabilme konusundan farkı ve Türkçedeki geçişli fiillerle ilişkisi.
Parçacıklar ve anlamları
Phrasal verb parçacıklarının anlamları: up çoğu zaman “tamamen, bitirene kadar”, out “öğrenmek, çözmek” ya da “yok olmak”, on ise “devam etmek” anlamı katar.
Phrasal verb'ler: durumlara göre gruplar
Günlük hayatın phrasal verb gruplarını durumlara göre öğren (rutin, telefon, yolculuk, okul, iş) ve neden resmî eş anlamlılarından daha doğal olduklarını gör.
Phrasal verb'ler: ayrılabilen ve ayrılamayan
Ayrılabilen (turn the light off) ve ayrılamayan (look after the kids) phrasal verb'ler ve hiç esnemeyen tek kural: zamir fiil ile parçacığın arasına girer.