Sıfat bir ismi niteler: bir şeyin nasıl olduğunu, nasıl göründüğünü, tadının ya da verdiği hissin nasıl olduğunu anlatır.
Neler öğreneceksin
Sıfat bir isim hakkında ek bilgi verir ve “Nasıl?”, “Ne renk?”, “Ne büyüklükte?” gibi sorulara cevap verir. Sıfatlar sayesinde İngilizcen daha net olur: yalnızca “bir araba” demek yerine “kırmızı, hızlı bir araba” diyebilirsin.
Sıfatların çoğu iki yerde kullanılabilir. Birincisi ismin önü: “a big house”. Burada Türkçe sana yardım eder, çünkü Türkçede de “büyük bir ev” dersin. Tek fark artikel: Türkçedeki “bir” sıfattan sonra gelir, İngilizcedeki a ise en başa: a big house. Artikeli tamamen atlamak (“This is big house”) da sık yapılan bir hatadır. (Yalnızca something, anything, nothing ve someone ile sıfat sonra gelir: something new = “yeni bir şey”.)
İkincisi, be, look, seem, feel, taste, sound gibi bağlayıcı fiillerden sonra: “The house is big.” Türkçede “Ev büyük” ya da “Çok yorgunum” dersin ve ayrı bir fiil kullanmazsın. İngilizcede ise fiil şarttır: the house is big, I am very tired; “The house big” ya da “I very tired” yanlıştır.
Look, taste, feel, seem ve sound fiillerinden sonra da sıfat olduğu gibi kullanılır: “Çorba çok lezzetli” → the soup tastes delicious; “Çocuklar yorgun görünüyor” → the children look tired. Araya like koyma: “You look like tired” değil, “You look tired”. -ly ile biten zarf da kullanılmaz: “tastes deliciously” değil.
Başlangıç için en önemli kural şu: İngilizce bir sıfat hep aynı kelimedir (yalnızca karşılaştırırken değişir: big, bigger, biggest). Tek bir şeyi de birçok şeyi de, bir erkeği de bir kadını da aynı biçimle anlatır. Bu, Türkçeyle aynıdır: “uzun bir adam”, “uzun bir kadın”, “uzun adamlar”.
Yalnız sayıdan sonra Türkçeden ayrılırsın: Türkçede “iki kırmızı araba” dersin, isim tekil kalır. İngilizcede ise isim çoğul olur, sıfat yine değişmez: “Two red cars”, “two red car” değil. Saç ise İngilizcede sayılamayan bir isimdir: “uzun siyah saçları var” → “She has long black hair”, “hairs” değil.
İki ayrıntı daha. Birincisi, a ya da an seçimi, ardından gelen kelimenin ilk sesine göre yapılır; o kelime bir sıfat olsa bile: “an old car”, “an expensive watch”, ama “a big house”. Türkçedeki “bir” hiç değişmediği için bu sana yeni gelebilir. İkincisi, birden fazla sıfat varsa genellikle boyut → yaş → renk sırası izlenir; hepsi ismin önüne gelir ve araya genellikle and girmez: “long black hair”, “an old red car”.
Türkçede “Ev çok büyük” cümlesinde fiil yoktur, ama İngilizcede sıfattan önce is gerekir.
“İki kırmızı araba” → two red cars. Sayıdan sonra isim çoğul olur; sıfat ise hiç değişmez.
Türkçede “saçlar” denebilir, ama İngilizcede başımızdaki saçlar için hair sayılamayan bir isimdir ve -s almaz.
Türkçedeki “bir” hiç değişmez, ama İngilizcede intelligent bir ünlü sesiyle başladığı için an kullanılır.
“Yorgun gibi görünüyorsun” cümlesindeki “gibi” kelimesini çevirme: look + sıfat. Like yalnızca bir isimden önce gelir (You look like your father).
Bağlayıcı fiillerden (be, look, taste, feel, seem, sound) sonra sıfat olduğu gibi gelir, -ly almaz.
Türkçede sıfatla kurulan cümlede ayrı bir fiil yoktur: “Ev büyük”, “Kahve soğuk”, “Çok yorgunum”
İngilizcede sıfattan önce bir fiil gerekir, çoğunlukla be: “The house is big”, “The coffee is cold”, “I am very tired”. “The house big” ya da “I very tired” eksik cümlelerdir. Türkçedeki “-im, -sin” gibi kişi ekleri İngilizcede am, is, are ile karşılanır.
Türkçede “bir” sıfattan sonra gelir ve hiç değişmez: “büyük bir ev”, “eski bir araba”, “zeki bir öğrenci”
İngilizcede artikel en başa gelir ve ardından gelen kelimenin sesine göre a ya da an olur: “a big house”, “an old car”, “an intelligent student”. Burada belirleyici olan isim değil, hemen arkadan gelen sıfattır: a car ama an old car.
Türkçede sıfat tek başına isim gibi kullanılabilir: “Kırmızıyı alayım”, “Büyüğü daha güzel”
İngilizcede sıfat genellikle tek başına duramaz; ardından bir isim ya da one gelir: “I'll take the red one”, “The big one is nicer”. “I'll take the red” kulağa eksik gelir.
“Yorgun görünüyorsun” ve “Yorgun gibi görünüyorsun”: Türkçede ikisi de doğaldır
İngilizcede look, seem, taste gibi fiillerden sonra sıfat doğrudan gelir: “You look tired”, “The coffee tastes bitter”. Like yalnızca arkasından bir isim ya da cümle geliyorsa kullanılır: “You look like your father.” Yani “You look like tired” yanlıştır.
💡 “Ev büyük” diyecekken is kelimesini unutma: The house is big.
💡 Sayıdan sonra isim çoğul olur, sıfat hiç değişmez: two red cars.
💡 be/look/taste/feel/seem/sound fiillerinden sonra sıfat doğrudan gelir; like ya da -ly yok: tastes delicious, looks tired.
"So, what's the new apartment like?"
"It's small, but it's really bright, and the kitchen is modern."
"Is it expensive?"
"Not too bad, actually — and the neighborhood is quiet."
Alıştırma 1 · Doğru kelimeyi seç
This is a ___ house.
Alıştırma 2 · Doğru kelimeyi seç
The coffee tastes ___.
Alıştırma 3 · Doğru kelimeyi seç
My brother is very ___.
Alıştırma 4 · Hatayı düzelt
Fix the mistake:
Alıştırma 5 · Doğru sırayı seç
She has ___ hair.
Alıştırma 6 · Doğru kelimeyi seç
The children look ___.
Alıştırma 7 · Sıfatları renk ve boyut olarak gruplara ayır
0 / 6 yerleştirildi
Alıştırma 8 · Cümleyi uygun sıfatla tamamla
Complete: This bag is very ___. (means it costs a lot of money, one word)
Alıştırma 9 · Cümleyi uygun sıfatla tamamla
Complete: The weather is ___ today. (means not warm, one word)
Alıştırma 10 · Bütün kelimeleri sıraya koy ve olumlu bir cümle kur (soru değil)
Alıştırma 11 · Hatayı düzelt
Fix the mistake:
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: fiilsiz sıfat cümlesi
Turkish: “Çorba çok sıcak.” Which English sentence is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
This is a ___ dog.
Sıfatların sırası
İngilizcede ismin önündeki sıfatların sırası: görüş, boyut, yaş, şekil, renk, köken ve malzeme. Türkçedeki serbest sıranın aksine sabit bir düzen.
Comparative ve superlative
-er/-est ve more/most ile karşılaştırma ve üstünlük: yazım kuralları, düzensiz biçimler ve “more tall”, “taller from” gibi tipik hatalar.
-ed ve -ing ile biten sıfatlar
Bored mu, boring mi? -ed bir kişinin ne hissettiğini, -ing o duyguya neyin yol açtığını anlatır. “Sıkıldım” → I'm bored, I'm boring değil.
As … as ile karşılaştırma
as…as ile karşılaştırma: eşitlik (“benim kadar uzun”), not as…as (“o kadar pahalı değil”) ve twice/half as…as (“iki katı hızlı”, “yarısı kadar”).