Geçmişi anlatırken would, Türkçedeki “her yaz dedemlere giderdik” cümlesindeki gibi tekrar tekrar olan şeyleri anlatır, ama yalnızca eylemleri, durumları değil.
Neler öğreneceksin
would kelimesini büyük ihtimalle koşul cümlelerinden tanıyorsun: “I would help you if I had time” (“Zamanım olsa sana yardım ederdim”). Ama geçmişi anlatan bir hikâyede would başka bir iş görür: used to gibi, düzenli olarak olan şeyleri anlatır, ama yalnızca eylemleri. Türkçede bunu çoğu zaman “-irdi” ile söylersin: “Her yaz dedemlere giderdik.”
İyi haber: Türkçedeki “-irdi” biçimi de iki işi birden yapar, tıpkı would gibi. “Yardım ederdim” bir koşulu, “giderdik” bir alışkanlığı anlatabilir. Alışkanlık anlatan would şöyle tanınır: if ya da herhangi bir koşul yoktur, hikâye açıkça geçmiştedir ve çoğu zaman every summer, always, often, on Sundays ya da as a child gibi ifadeler vardır. Cümleyi “-irdi” ya da “eskiden … -irdi” diye çevirebiliyorsan (“Hep aynı fıkrayı anlatırdı”), bu alışkanlık anlatan would kullanımıdır.
would kelimesinden sonra fiil her zaman yalın hâliyle gelir, -ed almaz: would visit, asla would visited değil. Türkçede geçmiş eki fiilin kendisine eklenir (“ziyaret ederdik”), İngilizcede ise geçmiş anlamı zaten would kelimesinde ve bağlamdadır.
would geçmişteki bir durumu anlatamaz: bir şeyin nasıl olduğunu, birinin nasıl biri olduğunu, neyi bildiğini, neye inandığını, neyi sevdiğini ya da nerede yaşadığını. Tipik durum fiilleri şunlardır: be, have (“sahip olmak” anlamında), live, know, believe ve like. Durumlar için yalnızca used to (ya da past simple) kullanılır.
Türkçe konuşanlar için asıl tuzak burada: Türkçede “-irdi” pek çok durum fiiliyle de rahatça kullanılır. “Bütün komşuları tanırdım”, “Eskiden Kadıköy'de otururduk”, “Onu çok severdim” tamamen doğal cümlelerdir. İngilizcede ise bunlar would ile kurulmaz: “I used to know all the neighbors”, “We used to live in Kadıköy”. Kısa bir test: Bunu defalarca tekrarlanan somut bir olay gibi gözünün önüne getirebiliyor musun? O zaman would olur. Sürekli öyle olan bir şeyse used to kullan.
İleri seviye için bir ayrıntı: bir durum tekrar tekrar ortaya çıkıyorsa would be mümkündür (“He would be exhausted after every shift”: her vardiyadan sonra bitkin düşerdi). Kalıcı özellikler (uzun boylu ya da utangaç olmak) için yine used to kullanılır.
Tekrarlanan eylemlerde would ve used to çoğu zaman birbirinin yerine kullanılabilir. Bir hikâyenin başında used to genellikle daha güvenli seçimdir, çünkü durumları da anlatabilir ve bunun artık olmadığını baştan açıkça gösterir. Ardından would, tekrarlanan eylemlerle hikâyeyi canlı bir şekilde sürdürür.
would açık bir geçmiş çerçevesine ihtiyaç duyar. Bağlam olmadan “We would walk to the river” bir alışkanlık olarak değil, daha çok bir koşul olarak anlaşılır: “(Fırsatımız olsa) nehre kadar yürürdük.” Konuşmada kısaltılmış biçim 'd çok yaygındır (“we'd walk”). Geçmişte wouldn't ise çoğu zaman “bir türlü … -medi, … -mek istemedi” anlamına gelir: “The car wouldn't start” (“Araba bir türlü çalışmadı”).
Bir tuzak daha: used to yalnızca geçmişte vardır. “Genelde erken kalkarım” cümlesi “I use to get up early” değil, “I usually get up early” olur. “Erken kalkmaya alışkınım” ise başka bir yapıdır: “I'm used to getting up early”.
Buradaki have “sahip olmak” anlamındadır, yani bir durumdur. Türkçede “Gençken bir bisikletim vardı” dersin; İngilizcede bunun için yalnızca used to (ya da past simple) kullanılır.
would geçmiş anlamını zaten taşır; ardından fiil yalın hâlde gelir. Türkçedeki gibi geçmiş ekini fiile ekleme.
Uzun boylu olmak kalıcı bir özelliktir, tekrarlanan bir eylem değil. Bu yüzden would değil, used to.
“Çocukken bütün komşuları tanırdım” Türkçede çok doğaldır, ama know bir durumdur. İngilizcede past simple (ya da used to know) yeterlidir; would olmaz.
“Her yaz dedemlere gidiyorduk” cümlesindeki “-iyordu” ekini past continuous ile çevirme. Tekrarlanan bir alışkanlık için would ya da used to kullanılır.
used to yalnızca geçmiş için kullanılır. “Genelde erken kalkarım” gibi bugünkü bir alışkanlık için usually kullan.
Türkçedeki “-irdi” hem koşul hem alışkanlık anlatır: “Zamanım olsa yardım ederdim” ve “Her akşam annem bize kitap okurdu”
would de aynı iki işi yapar: koşul (“I would help you if I had time”) ve geçmişteki alışkanlık (“Every evening, my mother would read to us”). Bu sana yardımcı olur: geçmişi anlatan, if içermeyen ve every, always ya da often gibi bir kelimenin geçtiği bir cümlede would kelimesini “-irdi” diye, alışkanlık olarak oku.
Türkçede “-irdi” durum fiilleriyle de kullanılır: “Bütün komşuları tanırdım”, “Eskiden Kadıköy'de otururduk”, “Çikolatayı çok severdim”
İngilizcede bu ayrım nettir: used to hem eylemler hem durumlar için kullanılır, would ise yalnızca eylemler için. “I used to know all the neighbors” doğrudur; “I would know all the neighbors” kulağa “(O mahallede otursam) bütün komşuları tanırdım” gibi gelir. Türkçedeki biçime değil, anlama bak: tekrarlanan bir eylem mi, süren bir durum mu?
Türkçede alışkanlıklar “-iyordu” ile de anlatılır: “Her gün dışarıda oynuyorduk”, “Her yaz dedemlere gidiyorduk”
Bunu past continuous ile çevirme: “We were playing outside every day” değil, “We would play outside every day” ya da “We used to play outside every day”. İngilizcede past continuous, geçmişte belirli bir anda süren bir eylemi anlatır; tekrarlanan alışkanlıklar için would ya da used to kullanılır.
Türkçede geçmiş eki fiilin kendisine gelir: “ziyaret ederdik”, “anlatırdı”
Alışkanlık anlatan would ile geçmiş anlamı would ve bağlam taşır; ardından gelen fiil yalın hâlde kalır: “we would visit”, “we would visited” değil. Bu, can ya da will sonrasındaki kuralla aynıdır.
💡 if yok, hikâye geçmişte ve every/always/often var mı? O zaman would “-irdi” anlamındadır, koşul değil.
💡 would yalnızca eylemlerle. Durumlar için (have, be, live, know, like) used to kullan, Türkçede “-irdi” desen bile.
💡 Test: Defalarca tekrarlanan bir eylem mi? would. Sürekli öyle olan bir şey mi? used to.
💡 would kelimesinden sonra her zaman yalın hâl: would visit, asla would visited değil.
"Do you remember our summers at the cabin?"
"Of course. We would swim in the lake every single day."
"And your dad would always make that terrible fish stew."
"Don't remind me — we would eat it anyway, out of politeness!"
Alıştırma 1 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 2 · Doğru cümleyi seç: durum mu, eylem mi?
Which sentence is correct — would cannot describe a past STATE.
Alıştırma 3 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence for a repeated past action.
Alıştırma 4 · Doğru cümleyi seç
Which sentence uses 'would' correctly?
Alıştırma 5 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 6 · Doğru cevabı seç
Which word or phrase often signals a repeated-habit 'would', not a conditional one?
Alıştırma 7 · Doğru cümleyi seç: geçmişteki bir durum
Choose the sentence that correctly describes a past state, not a habit.
Alıştırma 8 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 9 · Cümleyi tamamla
Complete: 'On Sundays, my grandmother ___ (would/bake) bread.' (repeated past habit)
Alıştırma 10 · Cümleyi tamamla
Complete: 'I ___ (used to/be, NOT would) shy as a child.' (past state — choose the correct verb)
Alıştırma 11 · Eylem ve durumları gruplara ayır
0 / 6 yerleştirildi
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: durum fiiliyle “-irdi”
Turkish: “Eskiden bütün komşuları tanırdım.” Which English sentence is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için farklı türde beş soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
Choose the correct sentence.
Past perfect
Past perfect (had + past participle): nasıl kurulur ve geçmişteki bir andan daha önce olanı nasıl gösterir? Türkçedeki “-mıştı” ile benzerlikleri ve farkları.
Geçmişteki alışkanlıklar için used to
Used to: artık sürmeyen geçmiş alışkanlıklar ve durumlar için. Olumlu cümle, didn't use to ile olumsuz, did … use to ile soru; Türkçedeki “-erdi” gibi.
Past continuous
Past continuous (was/were + -ing): geçmişte belirli bir anda süren eylemler, hikâyenin arka planı ve yarıda kesilen eylemler; “-iyordu” ile farkları.
Past perfect continuous
Past perfect continuous (had been + -ing): geçmişteki bir ana kadar bir eylemin ne kadar sürdüğünü vurgulamak. Türkçedeki “bir saattir bekliyordum” gibi.