Past perfect

B1 · OrtaGeçmiş zamanlar

Past perfect, Türkçedeki “-mıştı” gibidir: geçmişte geçen bir hikâyede seni bir adım daha geriye, o andan önce olmuş olana götürür.

Neler öğreneceksin

  • Yapı: had + past participle (I had finished, she had left); Türkçedeki “bitirmiştim, gitmişti” gibi
  • Ne zaman kullanılır: bir eylem, geçmişteki başka bir andan önce olduysa
  • Sık görülen kelimeler: already, just, never, by the time ve cümledeki yerleri
  • hadn't ile olumsuz cümle, Had + özne + past participle ile soru

Geçmişten de önce

İyi haber: bunu zaten biliyorsun. “Ben vardığımda tren çoktan kalkmıştı”: Türkçedeki “-mıştı” ekiyle kurulan zaman, past perfect ile neredeyse aynı işi görür. Geçmişte bir şey anlatırsın ve past perfect ile ondan da önce olmuş bir şeye geri dönersin.

Yapı basittir ve bütün fiiller için aynıdır, had + past participle: “the train had left”, “she had gone”, “I had been”. Zorluk past participle biçimindedir: İngilizcede pek çok fiil düzensizdir (left, gone, eaten, seen). had kelimesinden sonra asla past simple ya da yalın fiil gelmez: had eaten; had ate ya da had eat değil.

Olumsuz ve soru cümleleri did ile değil, had ile kurulur: “I hadn't seen that film before last night.” “Had you ever visited Rome before that trip?” Türkçede olumsuzluk fiilin içindedir (“görmemiştim”); İngilizcede not, had kelimesinden hemen sonra gelir: hadn't seen.

"When I arrived, the train had already left."
"She had finished dinner by the time I called."

Olayların sırasını netleştirmek

İki olayı da past simple ile anlatırsan, bu olaylar o sırayla ya da aynı anda olmuş gibi anlaşılır. when ile bu, anlamı tamamen değiştirebilir: “When I arrived, the train left” trenin sen vardığında (ya da hemen ardından) kalktığı anlamına gelir. Tren çoktan gittiyse past perfect gerekir.

Türkçede konuşurken bazen “Vardığımda tren çoktan kalktı” da dersin, çünkü “çoktan” sırayı zaten gösterir. İngilizcede “When I arrived, the train already left” böyle çalışmaz: daha önce olduğunu söylemek için had gerekir.

after ya da before sırayı zaten açıkça gösteriyorsa past perfect çoğu zaman isteğe bağlıdır: “After I ate, I left” cümlesi “After I had eaten, I left” kadar doğrudur. Tersi de geçerli: geçmişte başka bir referans anı yoksa had gerekmez. Türkçede “Sana söylemiştim!” ya da “Bu filmi daha önce görmüştüm” denir, ama İngilizcede bunlar “I told you!” ve “I've seen this film before.” olur.

"When I arrived, the train left. (Anlamı: tren, ben vardığım sırada kalktı.)"
"When I arrived, the train had left. (Açık: tren, ben varmadan önce gitmişti.)"

Sık birlikte kullanılan kelimeler

already (çoktan, zaten), just (az önce, yeni) ve never (hiç) past perfect ile çok kullanılır. Yerlerine dikkat: Türkçede bu kelimeler fiilden önce gelir (“çoktan kalkmıştı”, “hiç görmemiştim”), İngilizcede ise had ile past participle arasına girer: “had already left”, “had never seen”. “Yeni çıkmıştı” ya da “az önce çıkmıştı” → “had just left”.

by the time, geçmişteki sonraki referans anını gösterir ve Türkçedeki “-dığında” ya da “-ene kadar” ifadelerine karşılık gelir: “Biz oraya varana kadar dükkânlar kapanmıştı” → “By the time we got there, the shops had closed.” Buradaki “-ene kadar” ifadesini until ile çevirme: until, bir şeyin o ana kadar sürdüğünü anlatır (“I waited until six” → “Altıya kadar bekledim”).

"I had never seen snow before that winter."
"By the time we got there, the shops had closed."

Gerçek hayattan İngilizce örnekler

"She had already eaten by the time I got home."
"I hadn't realized how late it was."
"Had you ever been abroad before that trip?"
"By the time the ambulance arrived, he had recovered."

Dikkat

✗When I arrived, the train left.
✓When I arrived, the train had left.

İki past simple kullanırsan tren tam sen vardığında kalkmış gibi olur. Tren çoktan gittiyse, had hangisinin önce olduğunu gösterir.

✗When I arrived, the train already left.
✓When I arrived, the train had already left.

“Vardığımda tren çoktan kalktı” cümlesinin kelimesi kelimesine çevirisi. İngilizcede geçmişteki başka bir andan önce olan şey had alır.

✗I didn't had seen that film before.
✓I hadn't seen that film before.

“Görmemiştim” → hadn't seen. Olumsuz cümle hadn't ile kurulur; did ile had asla birlikte kullanılmaz.

✗He had never see snow before.
✓He had never seen snow before.

had kelimesinden sonra yalın fiil değil, past participle gelir (fiilin üçüncü biçimi: see, saw, seen).

✗He had never ate sushi before that day.
✓He had never eaten sushi before that day.

ate, past simple biçimidir; past participle ise eaten. Düzensiz fiillerin üç biçimini birlikte öğren: eat, ate, eaten.

✗I had told you! The shop is closed on Sundays.
✓I told you! The shop is closed on Sundays.

“Sana söylemiştim!” Türkçede çok doğaldır, ama burada geçmişte referans alınan başka bir an yok; İngilizcede past simple kullanılır.

✗Until we got there, the shops had closed.
✓By the time we got there, the shops had closed.

“Biz varana kadar” burada “vardığımızda, o ana gelindiğinde” anlamındadır: by the time. until bir şeyin o ana kadar sürdüğünü anlatır.

Türkçeyle karşılaştırma

Türkçede “-mıştı”: “Ben vardığımda tren çoktan kalkmıştı”

Anlam İngilizcedekiyle neredeyse aynıdır ve bu büyük bir yardım: “-mıştı” → had + past participle. Değişen, past participle biçimidir; İngilizcede çoğu zaman düzensizdir: “had left”, “had eaten”, “had seen”; asla “had ate” ya da “had see” değil.

Türkçede “-mıştı” geçmişte başka bir an olmadan da kullanılır: “Sana söylemiştim!”, “Bu filmi daha önce görmüştüm”, “Seni çok özlemiştim”

İngilizcede past perfect yalnızca geçmişteki başka bir andan ÖNCE olan şeyler içindir. Şu ana bağlanan durumlarda past simple ya da present perfect kullanılır: “I told you!”, “I've seen this film before.”, “I missed you so much!” Önce kendine sor: geçmişte referans aldığım başka bir an var mı?

Türkçede zarf fiilden önce gelir ve olumsuzluk fiilin içindedir: “çoktan kalkmıştı”, “hiç görmemiştim”, “bitirmemiştim”

İngilizcede already, never ve just, had ile past participle arasına girer: “had already left”, “had never seen”, “had just arrived”. Olumsuzluk da had kelimesinden sonra gelir: “I hadn't finished” (ya da “I had not finished”); asla “I didn't had finished” ya da “I already had left” değil.

“Biz varana kadar parti çoktan başlamıştı”: “-ene kadar” burada “-dığında” anlamındadır

Bu anlamda “-ene kadar” → by the time: “By the time we arrived, the party had already started.” until kullanma; until bir şeyin bir ana kadar sürdüğünü anlatır: “Altıya kadar bekledim” → “I waited until six.”

💡 Türkçede “-mıştı” diyebiliyorsan ve geçmişte başka bir an varsa, İngilizcede had + past participle gerekir.

💡 already, never ve just, had ile past participle arasına girer: had already left.

💡 Olumsuz: hadn't + past participle; asla didn't had değil.

💡 “Biz varana kadar…” = By the time we arrived, … had …

Gerçek hayatta: uçağı kaçırmak

"What happened at the airport?"

"By the time we got to the gate, the plane had already taken off."

"Oh no! Had you checked in online?"

"We had, but the traffic on the way there was terrible."

Alıştırma

Alıştırma 1 · Doğru cümleyi seç

Choose the correct sentence.

Alıştırma 2 · Hangi eylem önce oldu? Doğru cevabı seç

Which action happened FIRST in this sentence: 'She had finished dinner when I called.'?

Alıştırma 3 · Doğru cümleyi seç

Choose the correct sentence.

Alıştırma 4 · Doğru soruyu seç

Choose the correct question.

Alıştırma 5 · Doğru cümleyi seç

Choose the correct sentence.

Alıştırma 6 · Doğru cümleyi seç

Choose the correct sentence.

Alıştırma 7 · Past perfect gerektiğini gösteren kelimeyi seç

Which word often signals the need for past perfect?

Alıştırma 8 · Doğru cümleyi seç

Choose the correct sentence.

Alıştırma 9 · Cümleyi past perfect ile tamamla

Complete: 'They ___ (already/leave) when we got there.' (past perfect)

Alıştırma 10 · Cümleyi olumsuz past perfect ile tamamla

Complete: 'I ___ (not/finish) my homework when my friend arrived.' (negative, past perfect)

Alıştırma 11 · Gruplara ayır: past perfect mi, past simple mı?

had left
left
had eaten
ate
had finished
finished

0 / 6 yerleştirildi

Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: “-ene kadar” ve until

Turkish: “Biz oraya varana kadar dükkânlar kapanmıştı.” Which English sentence is correct?

Hızlı test

Öğrendiklerini kontrol etmek için farklı türde beş soru.

Soru 1 / 5

Puan: 0/0

Choose the correct sentence.

Neler öğrendin

  • Past perfect = had + past participle; Türkçedeki “-mıştı” gibi.
  • Bir şeyin geçmişteki başka bir andan önce olduğunu gösterir. Böyle bir an yoksa (“Sana söylemiştim!”), had kullanılmaz.
  • when ile sırayı had belirler; after/before ile çoğu zaman isteğe bağlıdır.
  • already, never ve just, had ile past participle arasına girer; by the time = “-dığında”, “-ene kadar”.
  • Olumsuz cümle hadn't ile, soru Had…? ile kurulur; did ile asla birlikte değil. Düzensiz past participle biçimlerine dikkat et.
Bu kategorideki tüm dersleri gör