Used to, Türkçede “Eskiden piyano çalardım” derken anlattığın şeydir: geçmişte düzenli olarak olan ya da öyle olan, ama artık öyle olmayan bir şey.
Neler öğreneceksin
Türkçede bunu çoğu zaman “-erdi / -ardı” ile söylersin: “Eskiden piyano çalardım”, “Küçük bir köyde yaşardık.” İngilizcede bunun için sabit bir yapı vardır: used to + fiilin yalın hâli. Geçmişte düzenli olarak olan ya da öyle olan bir şeyi anlatır ve her zaman bugün artık öyle olmadığını ima eder.
“-erdi” en iyi yardımcın: “çalardım” = I used to play. “-iyordu” ile anlatılan alışkanlıklarda ise dikkatli ol: “Her gün okula yürüyordum” cümlesini “I was walking to school every day” diye çevirmek doğal olmaz; past continuous belirli bir anda süren bir eylemi anlatır. “Eskiden” kelimesini de kelimesi kelimesine çevirme: “Before I played the piano” kulağa tuhaf ya da eksik gelir. “Eskiden öyleydi, artık değil” demek istiyorsan doğal olan used to kullanmaktır.
Çok önemli: used to yalnızca geçmişte vardır. “Çalardım” used to ise, “Sabahları kahve içerim” de “use to” olur sanabilirsin, ama öyle değil. Bugünkü alışkanlıklar için present simple kullanılır, çoğu zaman usually ile: “I usually drink coffee in the morning”, “I use to drink coffee” değil.
Used to hem tekrarlanan eylemler (alışkanlıklar) hem de bir süre devam eden durumlar (sahip olmak, olmak, yaşamak, sevmek, inanmak…) için kullanılır. İki durumda da tek bir olayı değil, işlerin genel olarak nasıl olduğunu anlatırsın. Bunlar, Türkçede “-erdi” kullanacağın bağlamların ta kendisi: “Uzun saçlarım vardı”, “Utangaç biriydim.”
Tek seferlik bir eylem için used to kullanılmaz. “Dün sigara içtim” → “I smoked yesterday”, used to değil. Bir şeyin ne kadar sürdüğünü söylüyorsan da past simple kullanılır: “Orada on yıl yaşadım” → “I lived there for ten years.”
Burada do/does/did kuralı işine yarar: olumsuz cümlelerde ve sorularda geçmişi did taşır, arkasından gelen fiil yalın hâline döner. Bu yüzden used, use olur; tıpkı did kelimesinden sonra went yerine go gelmesi gibi.
used to ve use to tamamen aynı okunur (/ˈjuːstə/), yani farkı duyamazsın; yazarken düşünmen gerekir: olumlu cümlede d ile (used to), did ya da didn't kelimesinden sonra d olmadan (use to). “didn't used to” biçimine bazen rastlanır, ama ders kitaplarında ve sınavlarda hata sayılır: didn't use to yaz. Olumsuz anlam için çok doğal bir alternatif de never used to: “I never used to like coffee.”
Olumlu cümlede used kelimesindeki -d kalır. Duyulmaz, çünkü used to ve use to aynı okunur, ama yazılır. d yalnızca did ya da didn't kelimesinden sonra düşer.
Olumsuz cümlelerde ve sorularda geçmişi did taşır, bu yüzden arkasından yalın hâl use gelir; did kelimesinden sonra gelen her fiil gibi.
used to (geçmişteki alışkanlık) yapısından sonra fiilin yalın hâli gelir. -ing biçimi be used to (“alışkın olmak”) yapısına aittir ve o başka bir yapıdır.
“Sabahları kahve içerim” use to ile söylenmez, çünkü bu yapının present tense biçimi yoktur. Present simple ve usually kullan.
“Çocukken her gün okula yürüyordum”: geçmişteki bir alışkanlık için İngilizce genellikle past continuous kullanmaz. used to (ya da past simple) kullan.
“Erken kalkmaya alışkınım”: Türkçede mastar var, ama İngilizcede be used to yapısından sonra -ing biçimi gelir.
Türkçede geçmişteki alışkanlıklar ve durumlar için “-erdi / -ardı” kullanılır: “Piyano çalardım”, “Bir köyde yaşardık”
Bu, used to için en iyi ipucudur: “çalardım” → I used to play, “yaşardık” → we used to live. Tıpkı “-erdi” gibi used to da “eskiden öyleydi, artık değil” anlamını taşır. Past simple (“I played the piano”) de mümkündür, ama used to artık öyle olmadığını açıkça gösterir.
Bugünkü alışkanlıklar için geniş zaman kullanılır: “Sabahları kahve içerim”
İngilizcede used to yapısının present tense biçimi yoktur: “I use to drink coffee” yanlıştır. Bugünkü alışkanlıklar present simple ve usually, normally, often gibi zarflarla anlatılır: “I usually drink coffee in the morning.” Yani “içerdim” → I used to drink, ama “içerim” → I (usually) drink.
Türkçede geçmişteki alışkanlıklar “-iyordu” ile de anlatılır: “Çocukken her gün futbol oynuyordum”
“-iyordu” eki seni past continuous kullanmaya yöneltebilir, ama bir alışkanlık için “I was playing soccer every day” doğal değildir. used to kullan: “I used to play soccer every day.” Past continuous, geçmişte belirli bir anda süren bir eylem içindir: “I was playing soccer when it started to rain.”
“Erken kalkmaya alışkınım”: Türkçede “alışkın” kelimesinden önce “-meye” ile biten bir mastar gelir
İngilizcedeki karşılığı be used to, ama arkasından mastar değil, -ing biçimi gelir: “I'm used to getting up early.” Bu, geçmişteki alışkanlıklar için kullanılan used to yapısından farklı bir yapıdır: be used to “alışkın olmak” demektir ve present tense'te de kullanılır. Karşılaştır: “I used to live in a big city” (eskiden büyük bir şehirde yaşardım) ve “I'm used to living in a big city” (büyük bir şehirde yaşamaya alışkınım).
💡 “-erdi” (çalardım, yaşardık) ve artık öyle değil = used to.
💡 “İçerim” (bugün) use to değildir: usually + present simple kullan.
💡 Olumlu cümle: used to (d ile). did ya da didn't kelimesinden sonra: use to (d olmadan).
💡 used to + yalın hâl = eskiden öyleydi; be used to + -ing ise alışkın olmak.
"Did you use to hang out here after school?"
"All the time. This place used to be a bookshop, actually."
"Really? I didn't know that."
"Yeah, it used to be one of our favorite spots."
Alıştırma 1 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 2 · Doğru olumsuz biçimi seç
Choose the correct negative.
Alıştırma 3 · Doğru soruyu seç
Choose the correct question.
Alıştırma 4 · Geçmişteki bir durumu anlatan cümleyi seç
Which sentence describes a past state (not a habit)?
Alıştırma 5 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 6 · Doğru cevabı seç
What does 'used to' imply about the action?
Alıştırma 7 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 8 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 9 · Cümleyi tamamla
Complete: 'They ___ (use to) live next door to us.' (past habit, affirmative)
Alıştırma 10 · Cümleyi olumsuz biçimle tamamla
Complete: 'I ___ (not/use to) eat vegetables as a kid.' (negative)
Alıştırma 11 · Gruplara ayır: used to mu, tek seferlik eylem mi?
0 / 6 yerleştirildi
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: “-meye alışkınım” ve mastar
Turkish: “Erken kalkmaya alışkınım.” Which English sentence is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için farklı türde beş soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
Choose the correct sentence.
Geçmişteki alışkanlıklar için would
Would geçmişte tekrarlanan eylemleri anlatır (durumları değil). Türkçedeki “giderdik” biçimine benzer; used to ile farkını ve koşul anlamından ayırmayı öğren.
Past perfect
Past perfect (had + past participle): nasıl kurulur ve geçmişteki bir andan daha önce olanı nasıl gösterir? Türkçedeki “-mıştı” ile benzerlikleri ve farkları.
Past continuous
Past continuous (was/were + -ing): geçmişte belirli bir anda süren eylemler, hikâyenin arka planı ve yarıda kesilen eylemler; “-iyordu” ile farkları.
Past perfect continuous
Past perfect continuous (had been + -ing): geçmişteki bir ana kadar bir eylemin ne kadar sürdüğünü vurgulamak. Türkçedeki “bir saattir bekliyordum” gibi.