I used to live there, I'm used to it now, I'm getting used to it: aynı kelimeler, üç farklı anlam. Türkçede bunlar “eskiden yaşardım”, “alışkınım” ve “alışıyorum” olur.
Neler öğreneceksin
Used to, be used to ve get used to aynı kelimeleri içerdiği için akraba gibi görünür, ama çok farklı işler yapar. Used to, geçmişte düzenli olarak olan şeyleri anlatır. Be used to ve get used to ise bir şeyin senin için artık normal olduğunu ya da ona alışmakta olduğunu anlatır.
Türkçede bu üç anlam için üç ayrı yapı vardır: “eskiden … -irdim” (“Eskiden köyde yaşardım”), “-e alışkın olmak” ve “-e alışmak”. Kelimesi kelimesine çevirme; kendine üç anlamdan hangisini anlatmak istediğini sor.
Geçmişte düzenli olarak olan ya da eskiden öyle olup artık öyle olmayan bir şey için used to + yalın fiil kullan (-ing yok, ikinci bir to da yok). Türkçe burada sana yardım eder: bu, “eskiden” ile birlikte kullandığın geniş zamanın hikâyesidir. “Eskiden Odessa'da yaşardım” → I used to live in Odesa.
Dikkat etmen gereken bir tuzak: used kelimesi sana “alışkanlık” kelimesini hatırlatabilir ve onu bugünkü alışkanlıklar için de kullanmak isteyebilirsin. Oysa used to yalnızca geçmiş için vardır. Bugünkü bir alışkanlık için usually kullanılır: I usually drink coffee in the morning (Sabahları genellikle kahve içerim). “I use to drink coffee” yanlıştır.
did ile kurulan soru ve olumsuz cümlelerde -d olmadan use to yazılır: Did you use to…? I didn't use to… (didn't used to biçimi de sık görülür, ama özenli İngilizcede genellikle hata sayılır.) Bir de telaffuza dikkat: used to kabaca “yus-tı” gibi okunur, “yuzd tu” gibi değil.
Bir şey senin için artık normalse ve seni şaşırtmıyor ya da rahatsız etmiyorsa be used to + -ing (ya da bir isim veya zamir) kullan: “Gürültüye alışkınım”, “Baskı altında çalışmaya alışkınım”.
İki önemli tuzak var. Birincisi: buradaki to mastar eki değil, bir edattır; bu yüzden ardından yalın fiil değil, -ing biçimi gelir: I'm used to getting up early; I'm used to get up early değil. Türkçe aslında aynı mantıkla çalışır: “erken kalkmaya alışkınım” cümlesinde fiil “-me” ekiyle isim gibi olur ve “-e” ekini alır. İngilizcede bu işi -ing yapar. İkincisi: “alışkınım” Türkçede tek kelimedir, ama İngilizcede be fiilini unutma: I'm used to…; I used to… değil.
Bir SÜRECİ anlatıyorsan, yani yeni bir şey yavaş yavaş normal hâle geliyorsa get used to + -ing (ya da bir isim) kullan. Türkçedeki “-e alışmak” fiiline karşılık gelir: “Yalnız yaşamaya hâlâ alışıyorum” → I'm still getting used to living alone. Dikkat: Türkçede “Buraya alıştım” geçmiş zamanla söylenir ama şu anki durumu anlatır; İngilizcede bunun en doğal karşılığı I'm used to it here now ya da I've got used to it olur. Bu yapı genellikle slowly, still ya da it took me a while (“alışmam biraz zaman aldı”) gibi ifadelerle gelir.
be used to yapısındaki to bir edattır: ardından -ing ya da isim gelir. Türkçedeki “uyanmaya alışkınım” cümlesini düşün: orada da fiil isimleşir.
used to yalnızca geçmişteki alışkanlıklar içindir. “Her sabah kahve içerim” için usually; “Her sabah kahve içmeye alışkınım” için be used to kullanılır.
“Buradaki soğuğa artık alışkınım” cümlesi be ister: I'm used to… be olmadan cümle geçmişteki used to yapısına dönüşür ve anlamsız olur.
did geçmiş zamanı zaten gösterir, bu yüzden ardından -d olmadan use to gelir: Did you use to…? I didn't use to…
“Yalnız yaşamaya hâlâ alışıyorum” bir süreç anlatır: get used to. “Alışkınım” anlamındaki be used to burada uymaz.
Türkçede geçmişteki alışkanlıklar “eskiden” ve geniş zamanın hikâyesiyle anlatılır: “Eskiden köyde yaşardım”, “Çocukken her hafta sonu futbol oynardım”
Bu, used to yapısının tam karşılığıdır: “I used to live in a small village.”, “I used to play football every weekend.” Aynı şeyi past simple ile de söyleyebilirsin (“I played football every weekend”), ama used to bunun artık geçerli olmayan bir alışkanlık olduğunu açıkça gösterir. Tek bir olay ya da kesin bir sayı için used to kullanılmaz: “I went to Rome three times last year”; “I used to go to Rome three times last year” değil.
“Erken kalkmaya alışkınım”, “Yalnız yaşamaya alışıyorum”: Türkçede fiil “-me/-ma” ekiyle isimleşir ve “-e” ekini alır
İngilizcede de aynısı olur: be used to ve get used to yapısındaki to bir edattır ve ardından bir isim, bir zamir ya da -ing biçimi gelir: “I'm used to the noise”, “I'm used to it”, “I'm used to getting up early”, “I'm getting used to living alone”. Türkçedeki “kalkmaya” ne işi görüyorsa İngilizcede getting de onu görür. Bu to edatını mastar eki sanıp “I'm used to get up early” demek en sık yapılan hatadır.
Türkçede “alışkınım”, “alışkın” kelimesine kişi eki eklenerek tek kelimeyle söylenir; ayrı bir “olmak” fiili gerekmez
İngilizcede be fiili zorunludur: “I'm used to the cold.”, “She's used to the noise.” be fiilini atarsan cümle geçmişteki alışkanlığı anlatan used to yapısına dönüşür ve anlamı bozulur: “I used to the cold” yanlıştır.
“Buraya alıştım” (artık alışkınım) ve “Buraya alışıyorum” (alışma süreci devam ediyor)
İngilizcede şu anki durum için be used to, süreç için get used to kullanılır: “I'm used to it here now.” / “I'm getting used to it here.” “Alıştım” cümlesini “I've got used to it” diye de söyleyebilirsin; önemli olan, “alışıyorum” anlamında be used to, “alışkınım” anlamında da getting used to kullanmamak.
💡 Kendine sor: Bu “eskiden … -irdim” mi (used to), “alışkınım” mı (be used to), yoksa “alışıyorum” mu (get used to)?
💡 Bugünkü alışkanlıklar için use to değil, usually kullan: I usually drink coffee.
💡 be/get used to yapısından sonra -ing ya da isim gelir, asla yalın fiil değil; tıpkı Türkçedeki “kalkmaya alışkınım” gibi.
"How's the new city treating you?"
"Honestly, it took me a while to get used to the pace here — it's so much faster than back home."
"And now?"
"Now I'm totally used to it. I used to hate the crowds, but I barely notice them anymore."
Alıştırma 1 · Doğru biçimi seç
Choose the correct form: I ___ live in a small village. (a past habit, not true now)
Alıştırma 2 · Doğru biçimi seç
Choose the correct form: She ___ the noise now — she's lived next to the airport for years.
Alıştırma 3 · Doğru biçimi seç
Choose the correct form: It took him months to ___ waking up so early.
Alıştırma 4 · Doğru biçimi seç
Choose the correct form: We ___ eat out every Friday, but we don't anymore.
Alıştırma 5 · Doğru biçimi seç
Choose the correct form: I'm slowly ___ the new schedule at work.
Alıştırma 6 · Doğru biçimi seç
Choose the correct form: He ___ spicy food — he grew up eating it every day.
Alıştırma 7 · Doğru cevabı seç
Which structure describes a PAST HABIT that is no longer true, using the bare infinitive?
Alıştırma 8 · Doğru cevabı seç
Which structure describes becoming accustomed to something — a PROCESS of adjustment?
Alıştırma 9 · Cümleyi “use” fiilinin doğru biçimiyle tamamla
Complete: When I was a kid, I ___ (use) to be afraid of the dark. (past habit)
Alıştırma 10 · Cümleyi eksik kelimeyle tamamla
Complete: After a few weeks, she got used ___ driving on the left. (preposition)
Alıştırma 11 · Cümleleri gruplara ayır
0 / 6 yerleştirildi
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: be used to + yalın fiil
Turkish: “Erken kalkmaya alışkınım.” Which English sentence is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için farklı türde beş soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
Choose the correct form: I ___ smoke, but I quit five years ago.
Been mi, gone mu?
Present perfect ile been mi, gone mu? Kişi gidip döndü mü, yoksa hâlâ orada mı? Türkçedeki “gittim” neden her zaman gone olmaz, örneklerle öğren.
Present perfect mi, present perfect continuous mı?
Present perfect sonucu, present perfect continuous süreyi öne çıkarır. “Bir saattir bekliyorum” gibi cümleleri İngilizceye doğru aktarmayı öğren.
Present perfect mi, past simple mı?
Present perfect mi, past simple mı? Türkçede ikisi de “gördüm” olur. Şimdiyle bağlantı mı, bitmiş bir an mı: doğru zamanı seçmenin kolay yolu.
So mu, such mı?
Vurgu için so mu, such mı? So sıfat ya da zarftan önce, such isimden önce gelir. Bu yüzden “o kadar güzel bir gün” such a nice day olur.