So ve such “o kadar, öyle, bu kadar” anlamına gelir. Hangisine ihtiyacın olduğu, arkasından bir isim gelip gelmediğine bağlıdır.
Neler öğreneceksin
So ve such bir şeyi pekiştirir; ikisi de “o kadar” ya da “o derece” anlamına gelir. Seçim için tek bir soru yeter: sıfattan sonra bir isim geliyor mu? Gelmiyorsa so kullan. Bir isim geliyorsa (önünde sıfat olsun ya da olmasın) such kullan.
Türkçede iki durumda da “o kadar” dersin: “Film o kadar sıkıcı ki”, “O kadar sıkıcı bir film ki”. İngilizcede ise ilki “The movie is so boring”, ikincisi “It's such a boring movie” olur.
Burada Türkçe sana yardım eder: arkasından isim gelmeyen bir sıfat ya da zarftan hemen önce so gelir, tıpkı “o kadar uzun”, “o kadar hızlı” gibi: so tall, so quickly, so interesting.
Much/many/little/few ile, arkasından bir isim gelse bile her zaman so kullanılır: so much work (o kadar çok iş), so many people (o kadar çok insan). Türkçede “o kadar çok” diyorsan İngilizcede so much ya da so many olur; asla such much ya da such many değil.
Such, isim içeren bir öbeğin önüne gelir. Türkçede bunu yine “o kadar” ile söylersin (“o kadar güzel bir gün”), ama İngilizcede so değil such kullanılır ve sayılabilen tekil bir isimde arkasından a/an gelir: such a nice day; so nice day ya da a so nice day değil. “Çok güzel bir gün” sözünü “a very nice day” diye çevirebilirsin, ama very yerine so koyamazsın.
Çoğul ya da sayılamayan isimlerde artikel yoktur: such kind people (o kadar iyi insanlar), such good news (o kadar güzel bir haber), such terrible weather (o kadar berbat bir hava). Dikkat: Türkçede “bir haber”, “bir hava” dersin, ama news ve weather İngilizcede sayılamayan isimlerdir ve a almaz.
İyi haber: Türkçedeki “böyle bir” yapısı such a ile birebir örtüşür: “Hiç böyle bir dağınıklık görmedim” → “I've never seen such a mess”. Resmî İngilizcede “so nice a day” biçimi de vardır, ama günlük dilde her zaman “such a nice day” denir.
Türkçedeki “o kadar … ki” yapısı gibi, so ve such da that ile bir sonucu anlatabilir: so + sıfat + that (isim yok) ya da such + (sıfat +) isim + that (isim var). “O kadar gürültülü bir konserdi ki …” → such a loud concert that…
Günlük İngilizcede that çoğu zaman düşer: “I was so tired I fell asleep.” That kelimesinden önce virgül konmaz.
“O kadar güzel bir partiydi ki!”: bir isim varsa “o kadar” İngilizcede such olur ve arkasından a gelir.
“A very nice day” doğrudur, ama very yerine so koyamazsın. Bir isim varsa önce such, sonra a, sıfat ve isim gelir.
“O kadar iyi insanlar”: sıfat + çoğul isimden önce such gelir ve artikel kullanılmaz.
Türkçede “berbat bir hava” deriz, ama weather İngilizcede sayılamayan bir isimdir. Bu yüzden such a değil, sadece such kullanılır.
“Ne güzel bir haber!” → such good news. News sayılamayan bir isimdir, sonundaki -s ekine rağmen çoğul da değildir ve a almaz.
Much ve many önünde her zaman so gelir: “o kadar çok eğlendik” = so much fun.
Arkadan bir isim gelmiyorsa so kullanılır, tıpkı “o kadar uzun” gibi.
“O kadar uzun”, “o kadar çok iş”, “o kadar yorgundu ki …”: burada “o kadar” İngilizcede de so olur
Arkasından isim gelmeyen bir sıfat ya da zarftan önce, much/many ile ve so … that yapısında Türkçe ile İngilizce örtüşür: “He is so tall”, “We have so much to do”, “She was so tired that she fell asleep”. Bu durumlarda sezgine güvenebilirsin.
Türkçede isimli öbeklerde de “o kadar” kullanılır: “o kadar güzel bir gün”, “o kadar iyi insanlar”
İngilizcede burada kelime değişir: bir isim varsa such kullanılır ve en başa gelir. “O kadar güzel bir gün” = such a nice day (“so nice day” ya da “a so nice day” değil), “o kadar iyi insanlar” = such kind people (“so kind people” değil). İpucu: “böyle bir gün” diye düşünürsen such a kendiliğinden gelir.
Türkçede “bir” sayılamayan isimlerle de kullanılır: “berbat bir hava”, “güzel bir haber”, “harika bir tavsiye”
İngilizcede weather, news ve advice sayılamayan isimlerdir ve a/an almaz; such de bunu değiştirmez: “such terrible weather”, “such good news”, “such great advice”. Such a yalnızca sayılabilen tekil isimlerle kullanılır: such a mess, such a nice day.
💡 Arkada bir isim yok mu? So. Bir isim var mı? Such, Türkçede “o kadar güzel bir gün” desen bile.
💡 Sayılabilen tekil bir isimle such a: önce such, sonra a/an. “Böyle bir” diye düşün; ama weather ya da news gibi sayılamayan isimlerde a yok.
💡 Much ve many önünde her zaman so: so much, so many (o kadar çok).
"How was the trip?"
"Amazing! The scenery was so beautiful, and the people were such lovely hosts."
"That sounds incredible."
"It really was — it was such a memorable week that I never wanted to leave."
Alıştırma 1 · Doğru kelimeyi seç
It's ___ hot today!
Alıştırma 2 · Doğru kelimeyi seç
It's ___ a hot day!
Alıştırma 3 · Doğru kelimeyi seç
They are ___ kind people.
Alıştırma 4 · Doğru kelimeyi seç
She was ___ tired that she fell asleep on the sofa.
Alıştırma 5 · Doğru kelimeyi seç
It was ___ a boring movie that we left early.
Alıştırma 6 · Hatayı düzelt
Fix the mistake:
Alıştırma 7 · Hatayı düzelt
Fix the mistake:
Alıştırma 8 · Cümleyi tamamla
Complete: I have ___ much work to do this week. (before an uncountable noun, one word)
Alıştırma 9 · Cümleyi tamamla
Complete: This is ___ a difficult exercise. (before article + adjective + noun, one word)
Alıştırma 10 · Kelimeleri sıraya koy
Alıştırma 11 · Doğru cümleyi seç
Which is correct?
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: “o kadar güzel bir gün”
Turkish: “O kadar güzel bir gündü ki!” Which English translation is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için farklı türde beş soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
The concert was ___ loud that my ears hurt.
Present perfect mi, past simple mı?
Present perfect mi, past simple mı? Türkçede ikisi de “gördüm” olur. Şimdiyle bağlantı mı, bitmiş bir an mı: doğru zamanı seçmenin kolay yolu.
Present perfect mi, present perfect continuous mı?
Present perfect sonucu, present perfect continuous süreyi öne çıkarır. “Bir saattir bekliyorum” gibi cümleleri İngilizceye doğru aktarmayı öğren.
Used to, be used to ve get used to
Used to (eskiden öyleydi, artık değil), be used to (alışkın olmak) ve get used to (alışmak): birbirine çok benzeyen üç yapıyı ayırt etmeyi öğren.
Been mi, gone mu?
Present perfect ile been mi, gone mu? Kişi gidip döndü mü, yoksa hâlâ orada mı? Türkçedeki “gittim” neden her zaman gone olmaz, örneklerle öğren.