I'll take the red one, not the green one. I think so.
Neler öğreneceksin
Yerine koyma (substitution), eksiltmenin (ellipsis) yakın akrabasıdır: eksiltmede tekrar eden kelime ortadan kalkar; yerine koymada ise onun yerine kısa bir “dolgu” kelimesi koyarsın: one, do ya da so. Böylece hem tekrardan kaçınırsın hem de cümle eksiksiz kalır.
Türkçede sıfat kolayca isim gibi davranır ve ek alır: “Kırmızıyı alayım, yeşili değil.” Bu tam bir cümledir, çünkü “-yı” eki neyi kastettiğini zaten gösterir. İngilizcede sıfat çoğul ya da hâl eki almaz, isim yerine de geçemez; bu yüzden neredeyse her zaman one desteğine ihtiyaç duyar: “I'll take the red one, not the green one.”
One, daha önce geçen tekil ve sayılabilen bir ismin yerine geçer; ones ise çoğul bir ismin. Genellikle önünde bir sıfat ya da hangisi olduğunu gösteren this/that/which gibi bir kelime bulunur: “This jacket or that one?” “These shoes are nicer than the old ones.”
Türkçede buna en yakın yapı “olan”dır: “kırmızı olanı”, “eski olanlar”. İngilizcede de mantık aynı: “the red one”, “the old ones”. Sıfat olmadan one, Türkçedeki “bir tane” gibi çalışır: “Kalemin var mı? – Evet, bir tane var.” = “Yes, I have one.” Ama çoğulda dikkat: “Evet, birkaç tane var” İngilizcede “I have some” olur, “I have ones” değil. Ones her zaman önünde bir kelime ister (the old ones, the red ones, which ones).
These/those kelimelerinden sonra ismi doğrudan atabilirsin: “These shoes are nicer than those.” “Those one” yanlıştır, çünkü those çoğul, one ise tekildir. “These ones/those ones” günlük İngiliz İngilizcesinde duyulur, ama özenli İngilizcede tek başına those kullanılır.
One/ones yalnızca sayılabilen isimler için vardır. Coffee, milk ya da information gibi sayılamayan isimlerde ismi tekrar edersin ya da hiç söylemezsin: “French one” değil, “French coffee”.
Do/does/did, daha önce geçen bütün bir fiil grubunun yerine geçebilir; özellikle karşılaştırmalarda ve so does she / so did I gibi kısa onaylama cevaplarında. Türkçede “Ben geri dönüşüm yapıyorum, komşum da.” dersin ve fiile hiç gerek kalmaz. İngilizcede ise yardımcı fiil şarttır: “I recycle, and my neighbor does too.” Yardımcı fiil, asıl fiile uymalı: recycle normal bir fiil olduğu için does gelir, is değil.
So + do yapısında yardımcı fiil öznenin önüne geçer: “She passed the exam, and so did I.” Bu, İngilizce sorulardan (Did you…?) tanıdığın sıranın aynısıdır. Bu yüzden so does she doğru, so she does yanlış. “O sınavı geçti, ben de.” cümlesi özenli İngilizcede “and me too” ya da “and also I” değil, “and so did I” (ya da “and I did too”) olur.
Türkçede fiili nesnesiz tekrar etmek de çok doğaldır: “Ben cazı severim, komşum da sever.” İngilizcede like, know, want gibi fiiller nesnesiz kalamaz; bu yüzden “my neighbor likes too” yanlıştır, “my neighbor does too” doğrudur. Do so resmî bir çeşittir; kısa cevaplarda ve karşılaştırmalarda (the way I did) did yeterlidir.
Think, believe, hope, expect, guess ve suppose fiillerinden sonra (ve I'm afraid kalıbından sonra) so, tekrar edilecek bütün bir cümlenin yerine geçer; not ise olumsuz hâlinin. Türkçedeki “öyle” kelimesi burada sana yardım eder: “Öyle düşünüyorum” = “I think so”, “Umarım öyledir” = “I hope so”, “Korkarım öyle” = “I'm afraid so”. Ama “Sanırım evet” ya da “Bence evet” kelimesi kelimesine çevrilmez: “I think yes” yanlıştır.
Olumsuzda hope ve I'm afraid ile not kullanılır: “Umarım gelmez” ya da “Umarım öyle değildir” = “I hope not”, “Korkarım hayır” = “I'm afraid not”. “I hope no”, “I don't hope so” ya da “I'm afraid it not” denmez. Think, believe ve expect ile “Sanmıyorum” cevabının günlük karşılığı “I don't think so” olur; “I think not” kulağa resmî ya da vurgulu gelir.
Dikkat: know ile so kullanılmaz. “Biliyorum” sadece “I know.” olur. “I believe it” ise “(Söylediğine) inanıyorum” demektir; evet/hayır sorusuna verilen bir cevap değildir.
“Maviyi alayım” cümlesinin kelimesi kelimesine çevirisi. İngilizce sıfat tek başına ismin yerine geçemez, bu yüzden one ekle (çoğulda ones). “Mavi olanı” diye düşünürsen doğru yapıyı bulursun.
Türkçede çoğul eki sıfata eklenir (“Eskiler daha rahat”), İngilizcede sıfat çoğul olmaz. Çoğul bir ismin yerine ones kullanılır: the old ones.
“Komşum da sever” cümlesinde Türkçe nesneyi rahatça düşürür. İngilizcede ise like nesnesiz kalamaz, bu yüzden bütün fiil grubunun (likes jazz) yerine does kullanılır.
“Ben de” anlamındaki so yapısında yardımcı fiil öznenin önüne geçer, tıpkı bir soru cümlesinde olduğu gibi: so did I, so does she.
“Sanırım evet” ya da “Bence evet” kelimesi kelimesine çevrilmez: İngilizcede bütün cümlenin yerine so gelir. “Öyle düşünüyorum” diye düşün: I think so.
“Umarım hayır” ya da “Umarım gelmez” cümlesinin karşılığı I hope not olur. Olumsuz kısa cevapta no değil not kullanılır; “I don't hope so” da yanlıştır.
Türkçede sıfat tek başına isim gibi kullanılır ve ek alır: “Maviyi alayım”, “Eskiler daha rahat”
Türkçede hâl ve çoğul ekleri doğrudan sıfata eklenir. İngilizce sıfat ise ek almaz ve isim yerine geçemez; bu yüzden sayılabilen isimlerde one/ones desteği gerekir: “I'll take the blue one”, “I'll take the blue” değil; “the old ones”, asla “the olds” değil. İyi haber: Türkçedeki “olan” tam olarak bu işi yapar. “Mavi olanı” = “the blue one”, “eski olanlar” = “the old ones”. Sayılamayan isimlerde (coffee, milk, advice) ise one kullanılmaz.
Türkçede bir cümlenin yerine “evet/hayır” ya da “öyle” gelir: “Sanırım evet”, “Bence evet”, “Umarım hayır”, “Öyle umuyorum”
İngilizcede bu görevi so ve not üstlenir: “I think so”, “I hope so”, “I'm afraid so”; “I think yes” ya da “I hope yes” değil. Olumsuzda “I hope not”, “I'm afraid not” denir; “I hope no” değil. “Öyle” kelimesini düşünürsen işin kolaylaşır: “öyle düşünüyorum” → “I think so”. “Sanmıyorum” da birebir “I don't think so” demektir. “Bence de” ise “I think so too” olur.
Türkçede “de/da” fiilsiz kullanılabilir ya da fiil nesnesiz tekrar edilir: “Komşum da.”, “Ben de.”, “Komşum da sever.”
İngilizcede asıl fiile uygun yardımcı fiili kullanman gerekir: “my neighbor does too”, “so did I”. So'dan sonra yardımcı fiil, soru cümlesindeki gibi öznenin önüne geçer: “so does she”, “so did I”. “So she does” sırası başka bir anlama gelir (“gerçekten de öyle yapıyor”) ve “o da” anlamında kullanılmaz. Nesnesiz tekrar (“my neighbor likes too”) da yanlıştır: like nesne ister, bu yüzden does kullanılır.
💡 “Maviyi alayım” → I'll take the blue one. Sayılabilen isimlerde İngilizce sıfat one/ones ister; bunun için “mavi olanı” diye düşün.
💡 “Sanırım öyle / Umarım öyledir” → I think so / I hope so; “Umarım hayır” → I hope not; “Sanmıyorum” → I don't think so.
💡 Normal bir fiille “Ben de” → and so did I / and I did too. So'dan sonra yardımcı fiil öznenin önüne geçer.
"Which bag do you want — the big one or the small one?"
"The small one, I think. Do you have it in blue?"
"I believe so — let me check."
"Great, thanks."
Alıştırma 1 · Doğru yerine koymayı seç
Choose the correct substitution for: 'I'll have the red apple, not the green apple.'
Alıştırma 2 · Doğru çoğul biçimi seç
Choose the correct plural substitution for: 'These shoes are nicer than those shoes.'
Alıştırma 3 · Doğru yerine koymayı seç
Choose the correct substitution for: 'I recycle, and my neighbor recycles too.'
Alıştırma 4 · Doğru yerine koymayı seç
Choose the correct substitution for: 'He said he'd call, and he called.'
Alıştırma 5 · Doğru cevabı seç
Choose the correct response: 'Is it raining?' 'I believe it is raining.'
Alıştırma 6 · Doğru olumsuz cevabı seç
Choose the correct negative response: 'Will she come?' 'I hope she will not come.'
Alıştırma 7 · Doğru yerine koymayı seç
Choose the correct substitution for: 'You should clean the kitchen the way I cleaned the kitchen.'
Alıştırma 8 · Doğru yerine koymayı seç
Choose the correct substitution for: 'The long jacket or the short jacket?'
Alıştırma 9 · Tekrar eden ismin yerine bir kelime yaz
Substitute the repeated noun: 'I don't like this design, I prefer the other design.' → I don't like this design, I prefer the other ___.
Alıştırma 10 · Bütün cümlenin yerine bir kelime yaz
Substitute the whole clause after 'think': 'Is the shop open?' 'I think the shop is open.' → I think ___.
Alıştırma 11 · Gruplara ayır
0 / 4 yerleştirildi
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: “Sanırım evet”
Turkish: “Dükkân açık mı?” – “Sanırım evet.” Which English answer is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
Choose the correct substitution for: 'Which pen is yours? The black pen or the silver pen?'
Eksiltme (ellipsis)
İngilizcede ellipsis: bağlamdan anlaşılan kelimeler yardımcı fiil ve modal fiillerden sonra, karşılaştırmalarda ve kısa cevaplarda nasıl düşürülür?
Nominalisation: fiilden isim yapmak
İngilizcede nominalisation: resmî üslup için fiil ve sıfatları isme çevirmek, arkasından hangi edatın geldiği ve ne zaman fazla ağır kaçtığı.
Vurgu yapıları (emphasis)
İngilizcede vurgu: emphatic do, dönüşlü zamirler, such, so ve the very. Türkçedeki “ya”, “kendim” ve “o kadar” ile karşılaştırmalı anlatım.
Fronting: bir öğeyi başa almak
İngilizcede fronting: nesneyi, yüklemi ya da yer ifadesini cümlenin başına almak, bunun neden hep vurgulu olduğu ve fiilin ne zaman öznenin önüne geçtiği.