İngilizcede vurgu için üç araç: “I DO like this song.”, “I made this cake myself.” ve “It was such a good idea!”
Neler öğreneceksin
Normal bir fiille kurulan olumlu cümlede do gerekmez. Ama do ekleyip onu vurgulu söylersen, söylediğinin doğru olduğunun altını çizersin; özellikle ısrar ederken ya da birinin şüphesine itiraz ederken. Türkçede bunu “ya”, “işte”, “gerçekten” gibi kelimelerle ve tonlamayla yaparsın: “Bu şarkıyı seviyorum ya!”, “Aradı, gerçekten, söz veriyorum.” İngilizcede aynı etkiyi do/does/did verir: “I do like this song.”, “She did call.”
Soru ve olumsuz cümlelerde olduğu gibi, zamanı ve kişiyi do/does/did taşır; ana fiil yalın hâlde kalır: “She did call”, “She did called” değil; “He does care”, “He does cares” değil.
Sınırlar: Olumlu cümlede vurgulu do sadece present simple ve past simple ile kullanılır. Cümlede zaten be, bir modal fiil ya da başka bir yardımcı fiil varsa, sadece onu vurgulu söylersin. Türkçedeki “Dinliyorum ya!” cümlesi İngilizcede “I AM listening!” olur; “I do listening” ya da “I do am listening” değil.
Vurgulu do davetlerde de kullanılır: “Do come in, please.” Kulağa sıcak ve nazik gelir; Türkçedeki “Buyur, gelsene!” gibi. do kelimesinden sonra fiil yalın hâlde gelir: “Do come in”, “Do coming in” değil.
Dönüşlü zamiri öznenin hemen arkasına ya da cümlenin sonuna koyarak, belirli bir kişinin bir şeyi bizzat, yardım almadan ya da başkasına bırakmadan yaptığını vurgularsın. Bu, Türkçedeki “kendim, kendin, kendisi” kullanımına çok benzer: “Bu pastayı kendim yaptım” → “I made this cake myself.”, “Müdürün kendisi onayladı” → “The director himself approved it.”
Bu sana yardımcı olur: tıpkı “kendim, kendin, kendisi, kendimiz” gibi İngilizce zamir de özneye göre değişir: myself, yourself, himself, herself, itself, ourselves, yourselves, themselves. Ama Türkçede kelime sırası serbest olduğu için “Kendim hallederim” cümlesini “Myself I will handle it” diye kurmak kolaydır. İngilizcede dönüşlü zamir cümlenin başında durmaz ve yalnızca bir kez kullanılır: “I myself will handle it.” “Kendi kendime, yardım almadan” ise by myself olur: “I learned it by myself.”
Bir tuzak daha: Türkçede “kendisi” saygılı bir “o” gibi özne olarak da kullanılır (“Kendisi söyledi”, “Kendisi çok iyi biridir”). İngilizcede himself/herself tek başına özne olamaz: “He told me himself.”, “Himself told me” değil.
Türkçede “o kadar” ya da “öyle” hem sıfatın hem de ismin önünde kullanılabilir: “o kadar nazik”, “o kadar iyi bir fikir”. İngilizce bunları ikiye ayırır: such bir ismin önüne gelir, sıfatla ya da sıfatsız (such a good idea, such kind people, such good weather); so ise isim olmadan tek başına bir sıfatın ya da zarfın önüne gelir (so kind, so quickly). Pratik bir kural: arkasından a/an + isim geliyorsa such a kullan.
“It was so kind of you” (“Çok naziksin”, “Çok incelik göstermişsin”) cümlesinde kind bir isim değil, sıfattır; bu yüzden such değil so gelir. So kelimesinin bir ismin önünde kullanıldığı istisnalar: so many, so much, so few, so little (“so many people”) ve çok resmî so + sıfat + a + isim yapısı (“so good an idea”). “So a good idea” her zaman yanlıştır.
Bir ismin önündeki the very, bir şeyin tam da söz konusu şey olduğunu ya da bir şeyin en uç noktasını vurgular; Türkçedeki “tam da”, “ta kendisi” gibi: “Bu, tam da ihtiyacım olan şeydi” → “This is the very thing I needed.” İsmin önünde very “çok” anlamına gelmez. Türkçedeki “tam” kelimesini ismin önüne koyup “the exactly thing” deme; ya “the very thing” ya da “exactly the thing” de. Ayrıca: “at the very end” = en sonunda, ta sonunda.
Vurgulu do/does/did kullandığında zamanı do taşır; ana fiil ise yalın hâlde kalır, tıpkı soru ve olumsuz cümlelerde olduğu gibi.
“Dinliyorum ya!” cümlesi için vurgulu do kullanılmaz: cümlede be varsa onu vurgulu söylersin (I AM listening!).
“O kadar iyi bir fikirdi ki!” → such a good idea. So ile a + isim yan yana gelemez.
Türkçede “Kendim hallederim” diye başlayabilirsin, ama İngilizcede dönüşlü zamir öznenin arkasına ya da cümlenin sonuna gelir.
Vurgu için kullanılan dönüşlü zamir yalnızca bir kez gelir: ya öznenin hemen arkasında ya da cümlenin sonunda.
Türkçedeki “Kendisi söyledi” cümlesinde “kendisi” öznedir, ama İngilizcede himself/herself tek başına özne olamaz.
“Tam ihtiyacım olan şey” → the very thing ya da exactly the thing. Exactly bir zarftır, the ile isim arasına girmez.
Türkçede ısrar ya da itiraz için “ya”, “işte”, “gerçekten” ve tonlama kullanılır: “Aradım ya!”, “Önemsiyor işte!”
İngilizcede aynı etkiyi vurgulu do/does/did + yalın fiil verir: “I did call!”, “He does care.” Zamanı do taşır, ana fiil değişmez. Be ve diğer yardımcı fiillerde ise o fiilin kendisini vurgulu söylersin: “I AM listening!” Türkçedeki “Buyur, gelsene!” daveti de “Do come in!” olur.
Türkçede “o kadar” hem sıfatla hem de isimle kullanılır: “o kadar nazik”, “o kadar iyi bir fikir”
İngilizcede ayrım vardır: so + sıfat (“so kind”), ama such + isim (“such a good idea”, “such a relief”). “O kadar iyi bir fikir” cümlesini kelimesi kelimesine çevirirsen “so a good idea” ya da “so good idea” çıkar; ikisi de çok tipik hatalardır. a/an + isim varsa such a kullan.
“Kendim yaptım”, “Kendisi onayladı”, “kendi kendime”: Türkçedeki “kendi” kişiye göre değişir
Bu sana yardımcı olur: “I … myself”, “She … herself”, “They … themselves”. Ama İngilizcede dönüşlü zamir cümlenin başında durmaz ve tek başına özne olamaz: “I myself will handle it”, “He told me himself”. “Kendi kendime” ise by myself olur.
“Tam da ihtiyacım olan şey”, “Tam da bu yüzden aradım”
İngilizcede bu vurgu the very ile yapılır: “This is the very thing I needed.”, “This is the very reason I called.” Burada very “çok” demek değildir. “Tam” kelimesini exactly ile çevirmek istersen, the kelimesinden önce koy: “exactly the thing I needed”.
💡 Türkçede “ya” ya da “işte” ile ısrar edeceğin yerde (“Seviyorum ya!”) do/does/did + yalın fiil kullan.
💡 a/an + isim varsa such a; so sadece isim olmadan bir sıfatın ya da zarfın önüne gelir.
💡 “Kendim yaptım” → I did it myself; “kendi kendime” → by myself; “müdürün kendisi” → the director himself.
"Did you even try to fix it?"
"I did try! I spent two hours on it myself before calling support."
"Really? That's such a hassle."
"It was. The technician himself said it was a tricky bug."
Alıştırma 1 · Vurgulu do ile doğru kurulmuş cümleyi seç
Choose the sentence with correct emphatic 'do'.
Alıştırma 2 · Geçmiş zamanda vurgulu do ile doğru cümleyi seç
Choose the sentence with correct emphatic 'do' in the past.
Alıştırma 3 · Dönüşlü zamirle doğru vurgu yapan cümleyi seç
Choose the sentence with correct reflexive emphasis.
Alıştırma 4 · Dönüşlü zamirin doğru yerde olduğu cümleyi seç
Choose the sentence with correct emphatic reflexive placement.
Alıştırma 5 · Doğru pekiştiriciyi seç
Choose the correct emphatic intensifier.
Alıştırma 6 · Doğru pekiştiriciyi seç
Choose the correct emphatic intensifier.
Alıştırma 7 · Doğru vurgulu ifadeyi seç
Choose the correct emphatic phrase.
Alıştırma 8 · Vurgulu do ile doğru kurulmuş cümleyi seç
Choose the sentence with correct emphatic 'do'.
Alıştırma 9 · Vurgulu do ekle
Add emphatic 'do' to insist this is true: 'I finished the report.' → I ___ the report.
Alıştırma 10 · Vurgu için bir dönüşlü zamir ekle
Add a reflexive pronoun for emphasis: 'The CEO wrote this email.' (no one else) → The CEO wrote this email ___.
Alıştırma 11 · Cümleleri doğru ve yanlış vurgu olarak gruplara ayır
0 / 4 yerleştirildi
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: “o kadar iyi bir fikir”
Turkish: “O kadar iyi bir fikirdi ki!” Which English sentence is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
Choose the sentence with correct emphatic 'do'.
Eksiltme (ellipsis)
İngilizcede ellipsis: bağlamdan anlaşılan kelimeler yardımcı fiil ve modal fiillerden sonra, karşılaştırmalarda ve kısa cevaplarda nasıl düşürülür?
Fronting: bir öğeyi başa almak
İngilizcede fronting: nesneyi, yüklemi ya da yer ifadesini cümlenin başına almak, bunun neden hep vurgulu olduğu ve fiilin ne zaman öznenin önüne geçtiği.
Cleft sentences (vurgu için bölünmüş cümleler)
It was John who… ve What I need is… yapılarıyla cümlenin tek bir öğesini öne çıkar. Türkçedeki “Vazoyu kıran John'du” yapısıyla karşılaştırmalı anlatım.
Yerine geçen kelimeler: one/ones, do ve so
İngilizcede tekrarı önlemek için one/ones, do ve so/not kullanılır. “Sanırım evet” neden I think so olur ve “ben de” nasıl söylenir?