She ain't coming. They was late. I seen him. Them books. Kuralları olan gerçek bir İngilizce, sadece standart olan değil.
Neler öğreneceksin
Standart dışı İngilizce karmakarışık ya da “bozuk” değildir: farklı ağızları konuşan milyonlarca kişinin paylaştığı, kendi içinde tutarlı kalıpları vardır. Standart biçim, okulda öğretilen, resmî metinlerde ve sınavlarda beklenen dil türüdür; standart dışı biçimler ise farklıdır, aynı ölçüde kurallıdır, ama toplumsal olarak başka bir çağrışım taşır.
Bu fikri Türkçeden tanıyorsun: Karadeniz ya da Ege ağzındaki biçimler veya konuşmada sık duyulan “gelcem”, “yapıyom” gibi söyleyişler belli kurallara göre oluşur, ama yazı dilinin standardı değildir. Romanlarda ve dizilerde de karakterler çoğu zaman ağız özellikleriyle konuşturulur. Önemli bir fark var: Türkçede yazım ve sözlük için ölçü koyan bir kurum (TDK) vardır, İngilizcede ise böyle bir dil akademisi yoktur. “Standard English” kullanıma, sözlüklere ve dil bilgisi kitaplarına dayanan bir uzlaşmadır ve birden fazla, eşit derecede geçerli standart vardır; özellikle İngiliz ve Amerikan İngilizcesi.
“Ain't” muhtemelen en bilinen standart dışı biçimdir: cümleye göre çoğunlukla am not, isn't, aren't, hasn't ve haven't yerine geçen esnek bir olumsuz kısaltma. Şarkılarda, dizilerde ve filmlerde sürekli duyarsın; tam da bu yüzden nereye uyduğunu, nereye uymadığını bilmek önemli.
Birçok standart dışı ağız, standart İngilizcedeki tam uyum sistemi yerine bütün öznelerle tek bir fiil biçimi kullanır. En sık görüleni, hem tekil hem çoğul özneyle “was” kullanmaktır.
Burada dikkatli ol, çünkü Türkçe kulağın seni yanıltabilir: standart Türkçede çoğul bir özneyle fiil çoğu zaman tekil kalır (“Çocuklar geldi”, “Onlar geldi”). Bu yüzden “they was” sana pek de yanlış gelmeyebilir. İngilizcede ise bu, konuşmada yaygın ama yazıda ve sınavda kaçınılan, standart dışı bir biçimdir: standartta “they were”, “we were” denir.
Standart dışı konuşmada bazen standartta past simple kullanılan yerde past participle kullanılır: iki biçim tek biçimde birleşir. Türkçede fiillerin neredeyse hepsi düzenli olduğu için bu sana yabancı gelebilir, ama mantık basit: düzensiz bir fiili sadeleştirmek.
Standartta “I saw him yesterday” denir: bitmiş bir zaman ifadesi varsa past simple kullanılır. Böyle bir ifade yoksa, already ile genellikle present perfect kullanılır (“He has done it already”, özellikle İngiliz İngilizcesinde); “He did it already” daha çok Amerikan İngilizcesinde yaygındır.
Bazı standart dışı ağızlarda “them”, standartta “those” gereken yerde çoğul bir ismin önüne gelir. Standartta “them” yalnızca nesne zamiridir (“I like them”), asla bir ismin önünde kullanılmaz. Türkçede “o kitaplar” dediğin için “o” kelimesini aklına gelen ilk biçimle çevirme: ne “them books” ne de “that books”, doğrusu “those books”.
Standart dışı biçimler günlük konuşmada ve ağızlarda doğaldır, ama resmî metinlerde, sınavlarda ve iş yazışmalarında hata olarak okunur; bir iş başvurusu mektubunda “gelcem” yazmak gibi.
“Partide kimseyi görmedim” Türkçede doğrudur. Standart İngilizcede tek bir olumsuzluk yeter: didn't + anybody ya da saw + nobody. Çift olumsuzluk İngilizcede de vardır, ama yalnızca standart dışı konuşmada.
Türkçedeki “Onlar geç kaldı” cümlesinde fiil tekil olsa da standart İngilizcede they ile were kullanılır. “They was” standart dışıdır.
Standart dışı biçimlerin kendi iç dil bilgisi vardır: bunlar standart İngilizcenin bozuk bir hâli değil, başka bir dil türüdür. Tıpkı bir Karadeniz ağzının “bozuk Türkçe” olmaması gibi.
Standart/standart dışı ile resmî/gündelik iki ayrı eksendir. Çok resmî metinlerde tam biçimleri kullanırsın, ama isn't gibi bir kısaltma asla bir ağız özelliği değildir.
Türkçede olumsuz fiil “kimse”, “hiçbir şey” gibi kelimelerle birlikte kullanılır ve bu tamamen doğrudur: “Kimseyi görmedim”, “Hiçbir şey bilmiyorum”
Bu, senin için en önemli nokta. Kelimesi kelimesine çevirirsen “I didn't see nobody” ya da “I don't know nothing” dersin. İngilizcede bu sıradan bir hata değildir: tam olarak standart dışı ağızların bir özelliğidir, “I ain't got no money” cümlesinde duyduğunla aynı. Sınavda ya da resmî bir e-postada yanlış sayılır. Standartta tek bir olumsuzluk kullanılır: “I didn't see anybody” / “I saw nobody”, “I don't know anything” / “I know nothing”.
Standart Türkçede çoğul bir özneyle tekil fiil çok doğaldır: “Çocuklar geldi”, “Onlar geç kaldı”
Türkçede bu tamamen standarttır, ama İngilizcede değil. “They was late” ya da “We was hoping…” standart dışı ağızların bir özelliğidir; şarkılarda ve dizilerde duyarsın, ama sınavda ve iş yazışmalarında “They were late”, “We were hoping you'd come” yazmalısın.
Türkçede yazım ve sözlük için TDK'nin koyduğu bir ölçü vardır; “yazı dili” ile “ağız” arasındaki fark da herkesçe bilinir
Temel fikir sana yardım eder: “gelcem” ya da ağız biçimleri kurallı ama standart olmadığı gibi, “I seen” ya da “they was” da kurallı ama standart dışıdır. Onları anla, ama sınavda ve resmî metinlerde kullanma. İki fark var: İngilizcenin bir dil akademisi yoktur; standart, kullanımdan, sözlüklerden ve dil bilgisi kitaplarından doğar ve İngiliz İngilizcesi ile Amerikan İngilizcesi eşit derecede doğrudur. Ayrıca “standart/standart dışı” ile “resmî/gündelik” iki ayrı eksendir: “isn't”, “don't” ya da “I've” standart İngilizcedir, sadece tam biçimlerden daha gündeliktir; tıpkı Türkçede “Nasılsın?” sorusunun “Nasılsınız?” sorusundan daha samimi olması, ama hiç de yanlış olmaması gibi. “Ain't”, “they was” ya da “I seen” ise ortam ne kadar rahat olursa olsun standart dışıdır.
💡 “Kimseyi görmedim” → I didn't see anybody. Standart İngilizcede tek bir olumsuzluk olur.
💡 Kısaltılmış biçimler (isn't, don't) standarttır; ain't, they was, I seen ve them books ise standart dışıdır.
💡 Standartta them yalnızca nesne zamiridir; bir ismin önünde those kullanılır (“o kitaplar” → those books).
"You ain't seen nothing yet," she laughed, tossing them books onto the table.
(A novelist choosing non-standard forms deliberately, to capture a character's authentic voice.)
Alıştırma 1 · Doğru açıklamayı seç
'Ain't' is best described as...
Alıştırma 2 · Doğru açıklamayı seç
'They was late.' This is an example of...
Alıştırma 3 · Standart biçimi seç
'I seen him yesterday.' In standard English, this would be...
Alıştırma 4 · Standart kelimeyi seç
'Them books are mine.' In standard English, 'them' here would be replaced with...
Alıştırma 5 · Doğru açıklamayı seç
Non-standard English forms like 'ain't' and 'them books' are...
Alıştırma 6 · Standart biçimi seç
'He done it already.' In standard English, this would be...
Alıştırma 7 · Bu biçimlerin doğal olarak nerede kullanıldığını seç
Non-standard grammatical features are most likely to appear naturally in...
Alıştırma 8 · Standart biçimi seç
'We was hoping you'd come.' The standard-English equivalent is...
Alıştırma 9 · Cümleyi standart İngilizceyle yeniden yaz
Rewrite in standard English: 'She ain't got no time for that.'
Alıştırma 10 · Cümleyi standart İngilizceyle yeniden yaz
Rewrite in standard English: 'I never seen them books before.'
Alıştırma 11 · Cümleleri gruplara ayır: standart mı, standart dışı mı?
0 / 8 yerleştirildi
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: Türkçedeki çift olumsuzluk
Turkish: “Ofiste kimseyi görmedim.” Which English translation is standard English, as expected in an exam?
Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
Non-standard English forms should be understood as...
Dil düzeyi ve üslup: genel tablo
İngilizcede dil düzeyi resmîden gündeliğe uzanan bir ölçektir: isimleştirme, edilgen yapı, kısaltmalar ve eksiltme; üslubu okura ve amaca göre ayarla.
Nezaket ve yumuşatma
İngilizcede ricaları ve görüşleri could/would ve dolaylı sorularla yumuşatmayı öğren; “Bir çay alabilir miyim?” neden “Can I take a tea?” olmaz?
Resmî ve gündelik İngilizce
Resmî ve gündelik İngilizce: kelime seçimi ve cümle yapısı üslubu nasıl değiştirir, iş e-postasında ve arkadaşa mesajda doğru tonu nasıl tutturursun?
Headers ve tails (konuyu başa ya da sona almak)
Konuşma İngilizcesinde header ve tail: konuyu cümleden önce söylemek ya da sonra eklemek, ikisini de bir zamirle bağlamak. Sohbette çok sık kullanılır.