Nezaket ve yumuşatma

B1 · OrtaDil düzeyi ve üslup

Could you help me? I was wondering if you could. I'm afraid… Daha yumuşak ve kibar bir ton için araya biraz mesafe koy.

Neler öğreneceksin

  • could ve would neden can ve will kelimelerinden kulağa daha kibar gelir; Türkçede “-ebilir misiniz?” ve siz hitabı da benzer bir iş görür
  • Dolaylı sorular (I was wondering if…, Do you think you could…?) bir ricayı nasıl daha da yumuşatır: karşındakine hayır deme özgürlüğü bırakır
  • “I was wondering if…” sonrasında neden olumlu cümlenin normal kelime sırası korunur (if you could)
  • “I'm afraid”, “unfortunately” ve “I don't want to be rude, but…” kötü haberleri, itirazları ve eleştirileri nasıl yumuşatır; tıpkı “maalesef” ve “kusura bakmayın ama” gibi
  • please eklenmiş bir emir neden kulağa yine de emir gibi gelir ve İngilizcede neden nezaketi üstlenecek bir “siz” yoktur
  • please ile emir cümleleri ve question tag'ler (Close the door, would you?) “Kibar ricalar” dersinde; temkinli görüş bildirme (I think, sort of) ise “Hedges (ifadeyi yumuşatmak)” dersinde anlatılıyor

Daha yumuşak bir ton için mesafe koymak

İngilizcede nezaketin büyük kısmı, kendinle istediğin ya da söylediğin şey arasına mesafe koyarak işler. Daha “uzak” ve daha dolaylı bir fiil biçimi ya da soru, rica veya bilgi aynı olsa bile kısa ve doğrudan bir cümleden kulağa daha yumuşak ve daha az talepkâr gelir.

Bu, sandığından daha önemlidir. Türkçede nezaketin büyük kısmını siz hitabı, “-iniz” ekleri, ses tonu ve “lütfen” üstlenir: “Hesabı getirir misiniz?”, “Bir çay lütfen.” İngilizcede “siz” yoktur ve ses tonu da bu kadar telafi edemez: nezaket cümlenin kuruluşunda olmalıdır.

"Can you help me? → Could you help me? (daha kibar)"
"Help me. → I was wondering if you could help me. (çok daha kibar)"

Daha fazla nezaket için dolaylı sorular

Bir ricayı dolaylı bir soruya çevirirsen (I was wondering if…, Do you think you could…?, Would it be possible to…?), kulağa daha da yumuşak gelir. if ile başlayan kısımda olumlu cümlenin normal kelime sırası korunur (if you could); standart İngilizcede doğrudan sorudaki gibi devrik yapı kullanılmaz.

Türkçede bu yapı “-ip -mediğini” ile kurulur ve uzun gelir: “Bana yardım edip edemeyeceğini merak ediyordum.” Bu yüzden çoğu kişi iki cümleyi yan yana koyar (“Merak ediyordum, yardım edebilir misin?”) ve “I was wondering could you help me” der. Doğrusu: “I was wondering if you could help me.” Bir tuzak daha: “Pencereyi açmanın sakıncası var mı?” cümlesinde “açmak” mastarı var, ama Would you mind…? kalıbından sonra -ing biçimi gelir: “Would you mind opening the window?” (“to open” değil).

"I was wondering if you could call me back."
"Do you think you could send the file today?"
"Would it be possible to reschedule?"

Kötü haberleri ve itirazları yumuşatmak

I'm afraid, unfortunately ve I don't want to be rude, but… gibi ifadeler, hoş olmayan bir haberi, bir itirazı ya da eleştiriyi söylemeden önce yumuşatır ve karşındakine hazırlanması için bir an tanır. Buradaki I'm afraid korkuyla ilgili değildir; anlamı “maalesef”, “ne yazık ki” gibidir. unfortunately da “maalesef” demektir.

Türkçede de “Kusura bakmayın ama…”, “Rahatsız ediyorum ama…” gibi yumuşatıcılar vardır. Fark, İngilizcede bunların çok daha sık ve küçük konularda bile kullanılmasıdır. Doğrudan bir “Bu yanlış.” (“That's wrong.”) İngilizcede kulağa sert gelebilir. Genelde eleştiriye bir girişle başlanır ve daha dikkatli ifade edilir (I think…, might be…, not quite…).

"I'm afraid we're fully booked that evening."
"I don't want to be rude, but I think there's an error in the invoice."

Dikkat

✗Can I take a tea?
✓Could I have a tea, please?

“Bir çay alabilir miyim?” cümlesindeki “almak” burada take değildir. Kafede “Could I have…, please?” denir; Amerikan İngilizcesinde “Can I get…?” de çok yaygındır.

✗I want a table for two.
✓I'd like a table for two, please.

“İki kişilik bir masa istiyorum” Türkçede normaldir, ama İngilizcede I want kulağa talepkâr gelir. Bir şey isterken I'd like (= I would like) kullan.

✗Do you close the door?
✓Could you close the door, please?

“Kapıyı kapatır mısın?” Türkçede kibar bir ricadır, ama “Do you close the door?” İngilizcede bir alışkanlığı sorar. Rica için Could you…? ya da Would you…? kullan.

✗Would you mind to open the window?
✓Would you mind opening the window?

Türkçede “açmanın sakıncası var mı?” der gibi mastar kullanmak doğal gelir, ama mind kelimesinden sonra İngilizcede -ing biçimi gelir.

✗I was wondering could you help me.
✓I was wondering if you could help me.

Standart İngilizcede dolaylı soru if ile kurulur ve olumlu cümlenin normal kelime sırasını korur: if you could.

✗Send me the report now. (to a client you barely know)
✓Would it be possible to send me the report at your earliest convenience?

Doğrudan bir emir, iş ilişkisinde ya da tanımadığın biriyle kulağa kaba gelir; dolaylı ve yumuşatılmış bir rica daha uygundur. İngilizcede tonu kurtaracak bir “siz” de yoktur.

✗That's wrong.
✓I don't want to be rude, but I think that might be incorrect.

Girişsiz bir eleştiri İngilizcede kulağa sert gelir. Yumuşatıcı ifade söylediğin şeyi değiştirmez, yalnızca tonunu değiştirir.

Türkçeyle karşılaştırma

Türkçede kibar bir rica “-ir misin?”, “-ebilir misiniz?” ve siz hitabıyla yapılır: “Kapıyı kapatır mısın?”, “Yardım edebilir misiniz?”

İngilizcede bu işi could ve would görür: “Could you close the door?”, “Could you help me?” Bu soruları present simple ile çevirme: “Do you close the door?” bir rica değil, alışkanlık hakkında bir sorudur (“Kapıyı genelde kapatır mısın?”). Ayrıca İngilizcede yalnızca “you” olduğu için siz hitabının sağladığı saygı da cümlenin kuruluşundan gelmelidir. “Can you…?” arkadaşlar arasında normaldir, ama yabancılarla ve iş ortamında “Could you…?” daha güvenli seçimdir.

Kafede ya da dükkânda Türkçede “Bir çay istiyorum”, “Bir çay alabilir miyim?” ya da kısaca “Bir çay lütfen” denir

“Bir çay lütfen” İngilizcede de olur (“A tea, please.”), ama “istiyorum” ve “alabilir miyim” kelimesi kelimesine çevrilince sorun çıkar. “I want a tea.” kulağa talepkâr gelir; “Can I take a tea?” ise tuhaf kaçar, hatta “Bir çay alıp götürebilir miyim?” gibi anlaşılabilir, çünkü sipariş verirken “almak” take ile değil, have ile söylenir. Doğal olanı: “I'd like a tea, please.” ya da “Could I have a tea, please?” Amerikan İngilizcesinde “Can I get a tea?” de çok yaygındır.

Türkçede kötü haberleri “Maalesef…”, “Ne yazık ki…” ile yumuşatırsın: “Maalesef uçuş iptal edildi”

İngilizcede de aynısı yapılır: “I'm afraid the flight is cancelled.” (İngiliz İngilizcesinde “cancelled”) ya da “I'm afraid the flight is canceled.” (Amerikan İngilizcesinde “canceled”). Fark sıklıktadır: İngilizcede bu yumuşatıcılar küçük haberlerde bile çok sık kullanılır ve onlarsız bir ret (“We can't refund this.”) kulağa soğuk gelebilir.

“Rahatsız ediyorum ama…”, “Kusura bakmayın ama…” Türkçede de bir ricayı ya da itirazı önceden yumuşatır

Bunlar İngilizcedeki “Sorry to bother you, but…” ve “I don't want to be rude, but…” ile aynı işi görür; bu konuda Türkçe sana yardım eder. Kelimesi kelimesine çeviri yapma (“Don't look at the fault”), hazır İngilizce kalıbı kullan.

💡 Yabancılarla ve iş ortamında Can you…? yerine Could you…? daha güvenlidir.

💡 please bir emri ricaya çevirmez: soru biçiminde sor.

💡 I was wondering if… sonrasında normal kelime sırası gelir: if you could.

💡 Would you mind + -ing: Would you mind opening…?, to open değil.

💡 Bir şey isterken I'd like… ya da Could I have…? de; I want… ya da Can I take…? değil.

Gerçek hayatta: bir iş arkadaşından ricada bulunma

"Sorry to bother you — I was wondering if you could take a quick look at this before the meeting?"

"Sure, no problem. Send it over."

"Thanks so much. And I'm afraid it's a bit urgent — would it be possible by 2?"

Alıştırma

Alıştırma 1 · Daha kibar olan cümleyi seç

Which sounds more polite/less direct?

Alıştırma 2 · Daha kibar olan cümleyi seç

Which sounds more polite?

Alıştırma 3 · Doğru açıklamayı seç

'I was wondering if you could help me.' This structure is...

Alıştırma 4 · Kibar dolaylı soruyu tamamla

Complete the polite indirect question: 'Do you think ___ possible to reschedule?'

Alıştırma 5 · Kötü haberi en kibar veren cümleyi seç

Which softens bad news most politely?

Alıştırma 6 · İfadenin işlevini bul

'I don't want to be rude, but I think there's a mistake here.' This phrase functions to...

Alıştırma 7 · Doğru kelime sırasını seç

Which is the correct word order in an indirect polite question?

Alıştırma 8 · Doğru açıklamayı seç

'Would' and 'could' sound more polite than 'will' and 'can' mainly because...

Alıştırma 9 · Ricayı daha kibar biçimde yeniden yaz

Make this more polite using an indirect question: 'Can you send me the file?' (start with 'I was wondering if')

Alıştırma 10 · Kötü haberi yumuşat

Soften this bad news politely: 'The flight is cancelled.' (start with 'I'm afraid')

Alıştırma 11 · Yumuşatılmış ve doğrudan olarak gruplara ayır

Could you help me?
Help me.
Would you mind closing the door?
Close the door.
I was wondering if you could call back later.
Call back later.
I'm afraid we can't refund this.
We can't refund this.

0 / 8 yerleştirildi

Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: “alabilir miyim” → “Can I take”

Turkish: “Bir çay alabilir miyim?” (ordering in a café) Which English sentence is correct and polite?

Hızlı test

Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.

Soru 1 / 5

Puan: 0/0

'Would it be possible to reschedule the call?' This is an example of...

Neler öğrendin

  • could ve would, yarattıkları mesafe sayesinde can ve will kelimelerinden kulağa daha kibar gelir; Türkçedeki “-ebilir misiniz?” gibi.
  • Dolaylı sorular (I was wondering if…, Do you think you could…?) bir ricayı daha da yumuşatır.
  • Dolaylı sorunun if ile başlayan kısmında normal kelime sırası korunur: if you could.
  • I'm afraid (“maalesef”) ve I don't want to be rude, but… (“kusura bakmayın ama”) kötü haberleri ve itirazları yumuşatır.
  • “Siz” olmadan ve yalnızca please ile bir emir kibar olmaz: İngilizce, soru biçimine ve yumuşatıcı ifadelere ihtiyaç duyar.
  • Bu ders, “Kibar ricalar” dersini (please ve question tag'ler) tekrar etmeden tamamlar.
Bu kategorideki tüm dersleri gör