Each other ve one another, Türkçedeki “birbiri” gibi, kişilerin bir şeyi birbirine yaptığını gösterir. Ama İngilizcede bu kelimeler hiç ek almaz ve çoğu zaman önlerinde bir edat ister.
Neler öğreneceksin
Each other ve one another karşılıklı zamirlerdir. İki ya da daha fazla kişinin aynı şeyi birbirine yaptığını gösterirler: eylem tek bir kişiden çıkmaz, kişiler arasında gidip gelir.
Türkçedeki karşılığı “birbiri”dir: “They helped each other move the couch.” cümlesi “Kanepeyi taşırken birbirlerine yardım ettiler.” demektir. İngilizcede ayrıca “karşılıklı” gibi bir kelime eklemene gerek yok: each other bu anlamı zaten taşır.
Each other ve one another aynı karşılıklı anlamı verir ve cümlede aynı şekilde kullanılır: “The neighbors greet each other every morning.” ve “The neighbors greet one another every morning.” İki cümle de tam olarak aynı şeyi söyler: “Komşular her sabah birbirlerini selamlar.”
Doğrudan fiilden sonra (know each other) ya da bir edattan sonra (talk to one another, work with each other, care about one another) gelebilirler. Türkçede “birbiri” ek alarak değişir: birbirimizi, birbirinize, birbirleriyle, birbirlerinin. İngilizcede ise bu biçim hiç değişmez: kişiye ya da sayıya göre ek almaz, hep each other ya da one another olarak kalır.
Belki each other yalnızca iki kişi için, one another ise üç ya da daha fazla kişi için kullanılır diye öğrendin. Bu kural bazı eski ders kitaplarında ve sözlüklerde hâlâ geçiyor, ama bugünkü kullanımı yansıtmıyor.
Gerçek, güncel İngilizcede each other ve one another, kişi sayısı ne olursa olsun, birbirinin yerine kullanılır: “The two roommates split the bills with each other” ve “The five roommates split the bills with each other” aynı derecede doğaldır; iki cümlede de one another da aynı derecede iyi olurdu. Aslında bu, Türkçedeki duruma çok benzer: “birbiri” de hem iki kişi hem de kalabalık bir grup için kullanılır.
Yani kişileri saymana gerek yok. Sana hangisi doğal geliyorsa onu kullan: ikisi de doğru. Günlük konuşmada each other çok daha sık duyulur; one another biraz daha resmî bir tondadır.
İyelik biçimi kesme işareti + s ile yapılır: each other's, one another's. “The students borrowed each other's notes before the exam.” (Öğrenciler sınavdan önce birbirlerinin notlarını ödünç aldı.) “The teams respect one another's effort.” Türkçedeki “birbirlerinin notları” yapısını İngilizceye each other's notes diye aktarırsın: isimden önce, “of” olmadan. “The notes of each other” ya da kesme işaretsiz “each other notes” yanlıştır.
Yazarken sık yapılan bir hata da kesme işaretini yanlış yere koymaktır: “each others'”. Türkçede “birbirleri” çoğul ek alsa da bu yapıda other hep tekildir; bu yüzden kesme işareti s'den hemen önce gelir: each other's, each others' değil.
Burada Türkçe sana yardım ediyor, çünkü Türkçe de bu iki anlamı ayırır. “They hurt each other”, iki (ya da daha fazla) farklı kişinin birbirini incittiği anlamına gelir: “Birbirlerini incittiler.” “They hurt themselves” ise her kişinin yalnızca kendine zarar verdiği anlamına gelir: “Kendilerine zarar verdiler.”
Kural basit: Türkçede “birbiri” diyorsan İngilizcede each other / one another kullan; “kendi” diyorsan themselves, ourselves gibi bir dönüşlü zamir gerekir (dönüşlü zamirlerin ayrı bir dersi var). Yalnız dikkat: Türkçede karşılıklılık bazen yalnızca fiilin içindeki -ş ekiyle anlatılır (yazışmak, yardımlaşmak). O zaman da İngilizcede genellikle each other gerekir: write to each other, help each other.
“Each other iki kişi için, one another üç ya da daha fazla kişi için” kuralı bazı kitaplarda hâlâ geçse de bugünkü İngilizcede bir efsanedir: grup ne kadar büyük olursa olsun iki biçim de kullanılabilir.
Türkçede “birbirlerinin” çoğul ek alsa da bu yapıda other hep tekildir. Bu yüzden kesme işareti s'den hemen önce gelir: each other's, each others' değil.
“Birbirlerine çok saygı duyuyorlar” cümlesindeki -ler ekini İngilizceye taşıma: other bu yapıda hiçbir zaman -s almaz.
Ev arkadaşları suçu birbirlerine atıyorsa (“birbirlerini suçluyorlar”) each other gerekir. Themselves, her birinin kendini suçladığı anlamına gelir: “kendilerini suçluyorlar”.
“Birbirlerine baktılar” cümlesinde ilişkiyi -e eki gösterir; İngilizcede bunu edat yapar: look at each other. Aynı şekilde: wait for each other, talk to each other.
“Karşılıklı yardım ediyorlar” ya da “yardımlaşıyorlar” mutually ile çevrilmez. İngilizcede karşılıklılığı each other verir.
“Her hafta yazışıyoruz” cümlesinde karşılıklılık -ş ekinin içindedir. İngilizcede write tek başına bunu anlatmaz; write to each other demen gerekir.
Türkçede karşılıklı “birbiri” ile dönüşlü “kendi” ayrı kelimelerdir: “Birbirlerini suçluyorlar” ve “Kendilerini suçluyorlar”
İngilizce de tam olarak aynı ayrımı yapar: birbiri → each other / one another, kendi → themselves, ourselves, yourselves. “They blame each other” (birbirlerini suçluyorlar) ile “They blame themselves” (kendilerini suçluyorlar) farklı cümlelerdir. Türkçede hangisini söylüyorsan İngilizcede de onun karşılığını seç.
Türkçede “birbiri” çoğul, kişi ve hâl ekleri alır: birbirimizi, birbirinize, birbirleriyle, birbirlerinin
İngilizcede each other ve one another hiç değişmez. İki kardeş de olsa, on kişilik bir ekip de olsa hep each other (ya da one another). “Birbirleri” kelimesindeki çoğul ek yüzünden “each others” demek çok yaygın bir hatadır; “ones another” da yoktur.
Türkçede ilişkiyi “birbiri” üzerindeki ek gösterir: “birbirine bakmak”, “birbirini beklemek”, “birbirleriyle konuşmak”
İngilizcede bunun yerine fiilin istediği edat gelir: look at each other, wait for each other, talk to each other, be angry with each other. “Look each other” ya da “wait each other” eksik kalır. Bazı fiiller ise edat almaz: know each other, help each other, call each other, marry each other. Türkçede “birbiriyle evlenmek” dense de İngilizcede “marry with each other” denmez.
Türkçede karşılıklılık çoğu zaman fiilin içindedir (-ş eki): yazışmak, mesajlaşmak, yardımlaşmak, selamlaşmak
İngilizcede bu fiillerin çoğunun -ş eki gibi bir karşılığı yoktur; normal fiil + each other kullanılır: “Sık sık yazışıyoruz” → “We often write to each other.”, “Mesajlaşalım” → “Let's text each other.”, “Komşular yardımlaşır” → “The neighbors help each other.” Yalnızca “We write often” dersen, kime yazdığınız anlaşılmaz. Ama bazı İngilizce fiiller tek başına karşılıklıdır: “tanıştık” → “We met”, “öpüştüler” → “They kissed”, “evlendiler” → “They got married”.
Türkçede karşılıklılığı vurgulamak için “karşılıklı” da kullanılır: “Karşılıklı yardım ediyorlar”, “karşılıklı saygı”
İngilizcede fiilden sonra each other tek başına bu işi görür: “They help each other.” “They help mutually” doğal değildir. Mutual kelimesi bir sıfat olarak vardır (“mutual respect” = karşılıklı saygı), ama fiilden sonra each other'ın yerini tutmaz.
💡 Türkçede “birbiri” diyorsan → each other / one another. “Kendi” diyorsan → themselves, ourselves, yourselves.
💡 “Birbirine bakmak” → look at each other, “birbirini beklemek” → wait for each other: Türkçedeki ekin yerine çoğu zaman bir edat gelir.
💡 Each other hiç değişmez: “birbirleri” çoğul olsa da each others değil; iyelik biçimi each other's.
"Should we all chip in for Maria's going-away gift?"
"Good idea. Let's text each other how much everyone can give."
"I'll message the group. We can also ask one another for gift ideas — she'd love something practical."
"Perfect. Let's check in with each other by Friday so we can order it in time."
Alıştırma 1 · Karşılıklı eylemi bul
Which sentence shows two people doing the same action back and forth between them (mutual action)?
Alıştırma 2 · Karşılıklı zamiri bul
Which sentence uses a reciprocal pronoun to show mutual action between two different people?
Alıştırma 3 · Doğru cümleyi seç
Which is correct?
Alıştırma 4 · Doğru biçimi seç
Which is correct?
Alıştırma 5 · Doğru cümleyi seç
Which is correct?
Alıştırma 6 · Doğru zamiri seç
Which is correct?
Alıştırma 7 · Gruplara ayır: karşılıklı mı, dönüşlü mü?
0 / 6 yerleştirildi
Alıştırma 8 · Kelimeleri sıraya koy
Alıştırma 9 · Kelimeleri sıraya koy
Alıştırma 10 · Cümleyi tamamla
Complete the sentence with the correct reciprocal pronoun: The volunteers thanked ___ for their hard work at the shelter. (two words)
Alıştırma 11 · Cümleyi tamamla
Complete: The two chefs never argue with ___ in the kitchen, even during the busiest shifts. (two words)
Alıştırma 12 · Cümleyi tamamla
Complete with the correct reciprocal pronoun: The pen pals have written to ___ for three years now. (two words)
Alıştırma 13 · Hatayı düzelt
Fix the mistake and type the corrected sentence: "The two teams congratulated theirselves after the game."
Alıştırma 14 · Hatayı düzelt
Fix the mistake and type the corrected sentence: "We need to trust each others' judgment on this project."
Alıştırma 15 · Gerçek hayatta
Real-life scenario: Two coworkers are preparing for a client meeting tomorrow and plan to look over each other's work first. Complete the sentence: They agreed to check ___ slides before the meeting. (two words, possessive form)
Alıştırma 16 · Gerçek hayatta
A study group of five students exchanges notes every week. Which sentence correctly describes modern English usage here?
Alıştırma 17 · Sık yapılan hata: “birbirine bakmak”
Turkish: “Birbirlerine baktılar ve güldüler.” Which English sentence is correct?
Each other ve one another konusunda öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
A group of five colleagues meet every Friday to review each other's work. Which sentence best describes modern English usage here?
Soru zamirleri (interrogative pronouns)
Kişi, sahip, şey ya da seçenek sormak için who, whose, what ve which; “Bu kimin?” neden whose ile sorulur ve whom ne zaman kullanılır?
İşaret zamirleri (demonstrative pronouns)
This, that, these ve those zamir olarak: yakın mı uzak mı, tekil mi çoğul mu? Türkçedeki bu, şu ve o neden İngilizcede ikiye iniyor?
Dönüşlü zamirler (reflexive pronouns)
Dönüşlü zamirler (myself, yourself, themselves…): eylem yapana döndüğünde ve vurgu için. “Kendimi yorgun hissediyorum” neden I feel myself tired olmaz?
Belgisiz zamirler (indefinite pronouns)
Someone, anyone, no one, everyone, something ve nothing: tekil fiil, they ile geri dönme ve İngilizcede bir cümlede tek bir olumsuzluk.