Türkçede bu, şu ve o var; İngilizcede yalnızca this ve that (ve çoğulları these ve those). İki soru yeter: yakın mı, uzak mı? Bir tane mi, birden fazla mı?
Neler öğreneceksin
İşaret zamiri bir ismin yerini tutar ve aynı anda bir şeyi gösterir. Bir şeyin adını tekrar söylemek yerine kısaca this, that, these ya da those dersin.
Karşılaştır: “This bag is heavy.” cümlesinde isim (bag) söyleniyor ve this onu niteliyor. “This is heavy.” cümlesinde ise isim yok: this hem gösteriyor hem de ismin yerini tutuyor, tıpkı Türkçedeki “Bu ağır.” gibi. Bu ders, kelimenin bu tek başına kullanımını anlatıyor.
Türkçeden gelen bir alışkanlığa dikkat: Türkçede “Bu benim”, “Bunlar yeni” dersin ve ayrı bir “olmak” fiiline ihtiyaç duymazsın. İngilizcede cümlenin bir fiili olmak zorundadır: “This is mine.”, “These are new.” “This mine” ya da “These new” yanlıştır. Özneyi de atlayamazsın: “Çok lezzetli!” → “This is delicious!”, asla “Is delicious!” değil.
İngilizcede yalnızca dört işaret zamiri vardır ve seçimi iki soru belirler: yakında mı, uzakta mı? Bir tane mi, birden fazla mı?
This = yakın + tekil (“This is mine.”). That = uzak + tekil (“That is hers.”). These = yakın + çoğul (“These are new.”) ve those = uzak + çoğul (“Those are outside.”).
İyi haber: tekil ve çoğul ayrımı Türkçedekiyle aynı mantıkta işler: bu → bunlar (this → these), şu/o → şunlar/onlar (that → those). Tek fark şu: Türkçede “Bunlar benim” derken ayrı bir fiil kullanmazsın, İngilizcede ise çoğul zamirden sonra mutlaka are gelir: these are, those are.
Telaffuza dikkat: this kısa bir i ile, these ise uzun bir i ile söylenir. Türkçede tek bir i sesi olduğu için ikisi kulağına aynı gelebilir ve yazarken de karışabilir. Fiile bakarak hatırla: this is (bir tane), these are (birden fazla).
“Yakın” genellikle senin yanında demektir: elinde, masanda, tam önünde. “Uzak” ise daha ötede demektir: odanın öbür ucunda, dışarıda, sokağın aşağısında. “I love this” (kahve elindeyken) ve “I love that” (galerinin öbür ucundaki bir tabloya bakarken). Türkçede üç kelime olduğu için şöyle düşün: “bu” → this; “şu” ve “o” → that. Karşındakinin önündeki bir şeyi gösterip “Şunu uzatır mısın?” diyorsan, İngilizcede bu “Can you pass me that?” olur, this değil.
Bir istisna: Türkçede “şu” sırada söylenecek şeyi de gösterir: “Şunu dinle”, “Şunu söyleyeyim”. İngilizcede bu durumda this kullanılır: “Listen to this.” Aynı fikir zaman ve konuşma için de geçerlidir. Şu anda olan ya da birazdan gelecek olan şey için genellikle this/these, olup bitmiş şey ya da karşındakinin az önce söylediği şey için that/those kullanılır: “This is a busy week” (bu hafta, şimdi) ama “That was a busy week” (geçmişte kalmış bir hafta). Türkçede birinin söylediğine “Bu çok üzücü” ya da “Bu doğru” diye tepki verirsin; İngilizcede ise bu durumda that daha doğaldır: “That's a shame”, “That's true”.
Telefon tipik bir örnektir. Amerikan İngilizcesinde kişi kendinden söz ederken this der, aradığı kişiyi sorarken de çoğu zaman this kullanır: “Hi, is this Maria?” “Yes, this is Maria.” İngiliz İngilizcesinde daha çok “Is that Maria?” duyulur; bu küçük bir alışkanlık farkıdır, hata değil. Dikkat: telefonda “Alo, ben Ayşe” cümlesini kelimesi kelimesine çevirme; İngilizcede “This is Ayşe” ya da kısaca “Hi, it's Ayşe” denir.
Aynı dört kelime bir ismin yerini tutmak yerine hemen önüne de gelebilir: this book, that email, these forms, those cars. Bu görevde zamir değil, belirleyici (determiner) olarak adlandırılırlar; Türkçedeki işaret sıfatına benzerler (“bu kitap”, “şu arabalar”). Yakın/uzak ve tekil/çoğul mantığı aynen geçerlidir.
Türkçede de bu farkı yazıda görebilirsin: zamir olarak kullanılan “bu” kelimesinden sonra bazen virgül konur (“Bu, yeni.”), sıfat olan “bu” ise doğrudan ismin önüne gelir (“Bu ayakkabılar yeni.”). Bu ders kelimenin tek başına kullanımına odaklanıyor (“These are new.”). İsmin önündeki kullanım (“These shoes are new.”) Lingverly'nin ileride eklenecek “Belirleyiciler ve miktar ifadeleri” kategorisinde ayrı bir dersle anlatılacak. Şimdilik aynı dört kelimenin iki görevi de üstlendiğini bilmen yeterli.
shoes çoğul, bu yüzden çoğul zamir these ve fiil are gerekir, tıpkı “Bunlar en sevdiğim ayakkabılar” gibi. this ve these sana aynı geliyorsa fiile bak: this is, these are.
“Bunlar benim” cümlesinde Türkçede ayrı bir fiil yoktur, ama İngilizcede be fiili zorunludur: these are, this is.
Anahtarlar birden fazlaysa zamir de fiil de çoğul olur: these are. this is yalnızca tek bir şey içindir.
That's, that is kısaltmasıdır, yani tekildir. “Şunlar masadaki anahtarlarım” → those are (yakındaysa these are).
Telefonda “Alo, ben Maria” kelimesi kelimesine çevrilmez. İngilizcede genellikle this is (ya da kısaca Hi, it's Maria) denir; “I am Maria” yüz yüze tanışma gibi durur ve telefonda doğal gelmez.
“Bu bilgiler” Türkçede çoğuldur, ama information İngilizcede sayılamaz: this information is. advice, furniture ve news için de aynısı geçerlidir.
Türkçede üç işaret zamiri var: bu (bana yakın), şu (biraz ötede, çoğu zaman gösterilen), o (uzakta ya da görünmeyen)
İngilizce yalnızca iki uzaklık ayırır: this (konuşana yakın) ve that (yakın olmayan). “Şu” ve “o” çoğu zaman that olur: “Şu ayakkabılar” → “those shoes”, “O ev” → “that house”. En sık hata, şey çok uzakta değil diye “şu” için this kullanmaktır: senin yanında değilse that kullanılır. Tek istisna, sırada söylenecek şeyi gösteren “şu” kelimesidir: “Şunu dinle” → “Listen to this.”
Türkçede “Bu benim”, “Bunlar yeni”, “O onun” gibi cümlelerde ayrı bir fiil yoktur
İngilizcede her cümlenin bir fiili olmalıdır. İşaret zamiriyle kurulan bu tür cümlelerde be fiili (is/are) gerekir: “This is mine”, “These are new”, “That is hers”. “This mine” ya da “These new” yanlıştır. Özne de düşmez: “Çok lezzetli!” → “This is delicious!”
Türkçede birinin söylediğine “bu” ile tepki verilir: “Bu doğru”, “Bu çok üzücü”
İngilizcede az önce söylenmiş bir şeye tepki verirken that çok daha doğaldır: “That's true”, “That's a shame”, “That's a great idea”. this daha çok şu anda olan ya da birazdan söyleyeceğin şey içindir: “This is a busy week”, “Listen to this.”
“Bu, iş arkadaşım Sam”, “Bunlar benim”: burada Türkçe İngilizceye çok benzer
Yanındaki birini tanıştırırken Türkçede “bu” dersin, İngilizcede de this: “This is my colleague, Sam.” (“He is Sam.” bundan daha az doğaldır). Çoğul da aynı şekilde işaretlenir: bunlar → these, şunlar/onlar → those. Yalnızca be fiilini eklemeyi unutma: “These are mine.”
Türkçede bazı isimler rahatça çoğul yapılır: bu bilgiler, bu tavsiyeler, bu mobilyalar, bu haberler
“Bu bilgiler” çoğul olduğu için “these informations” ya da “these advices” demek cazip gelir. Ama information, advice, furniture ve news İngilizcede sayılamayan isimlerdir ve dil bilgisi açısından tekildir: “This information is useful”, “This advice is useful”, “This furniture is very old”, “This is great news”. Türkçe karşılığa değil, İngilizce kelimeye bak.
💡 “bu” → this; “şu” ve “o” → that. Sırada söylenecek şeyi gösteren “şu” ise this: Listen to this.
💡 be fiilini unutma: “Bunlar benim” → These are mine, “Çok lezzetli!” ise → This is delicious!
💡 this ve these sana aynı geliyorsa fiile bak: this is, these are.
💡 Telefonda: “Alo, ben Maria” → Hello, this is Maria.
"Can I get one of these, please?" (pointing at pastries in the case)
"Sure — the blueberry muffin. Would you like one of those cookies too?" (pointing farther down the counter)
"Yes, and this coffee smells amazing — is it fresh?"
"Just brewed! That'll be six seventy-five."
Alıştırma 1 · Zamir olarak kullanılan this kelimesini bul
Which sentence uses "this" as a pronoun standing alone (not directly before a noun)?
Alıştırma 2 · Doğru kelimeyi seç
You're on a video call, holding up a phone to show a friend. Which word fits: "___ is my new phone."
Alıştırma 3 · Doğru cümleyi seç
Which is correct?
Alıştırma 4 · Doğru cümleyi seç
You're standing at your desk, pointing at some documents on a shelf across the room. Which is correct?
Alıştırma 5 · Doğru cümleyi seç
Which is correct?
Alıştırma 6 · Gruplara ayır: yakın mı, uzak mı?
0 / 6 yerleştirildi
Alıştırma 7 · Kelimeleri sıraya koy
Alıştırma 8 · Kelimeleri sıraya koy
Alıştırma 9 · Cümleyi tamamla
You're browsing a souvenir shop, pointing at postcards right in front of you on the counter. Complete: "___ are beautiful." (one word)
Alıştırma 10 · Cümleyi tamamla
You're in a dressing room and text a photo of a jacket you're trying on right now to a friend. Complete: "What do you think of ___?" (one word)
Alıştırma 11 · Hatayı düzelt
Fix the mistake and type the corrected sentence: "These is my favorite song."
Alıştırma 12 · Doğru cümleyi seç
Which is correct?
Alıştırma 13 · Gerçek hayatta
You're on a video call, sharing a chart on your own screen right now. Which is the natural way to introduce it?
Alıştırma 14 · Gerçek hayatta
At a farmers market, the vendor points to apples close to the stand and asks which fruit you'd like. You point to a basket of grapes at the far end of the table. Complete: "I'll take ___." (one word)
Alıştırma 15 · Sık yapılan hata: “Bunlar benim” ve be fiili
Turkish: “Bunlar benim.” (about the keys in your hand) Which English sentence is correct?
this, that, these ve those hakkında öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
Complete the sentence: "Can you pass me ___?" You're pointing at a stapler on the far side of the desk. (one word)
Soru zamirleri (interrogative pronouns)
Kişi, sahip, şey ya da seçenek sormak için who, whose, what ve which; “Bu kimin?” neden whose ile sorulur ve whom ne zaman kullanılır?
Dönüşlü zamirler (reflexive pronouns)
Dönüşlü zamirler (myself, yourself, themselves…): eylem yapana döndüğünde ve vurgu için. “Kendimi yorgun hissediyorum” neden I feel myself tired olmaz?
Karşılıklı zamirler: each other ve one another
Each other ve one another ile karşılıklı eylemler, each other's iyelik biçimi ve “each other iki kişi içindir” kuralının neden bir efsane olduğu.
İyelik sıfatları ve iyelik zamirleri
Ne zaman my, your, their, ne zaman mine, yours, theirs? Kural basit: arkasından bir isim geliyor mu? “Benim” ve “onun” kelimelerini doğru çevirmeyi öğren.