Into the room, across the street, along the river: hareket edatları bir şeyin bir yerden başka bir yere tam olarak nasıl gittiğini gösterir.
Neler öğreneceksin
Yer edatları (in, on, at) bir şeyin nerede olduğunu anlatır. Hareket edatları ise bir yolu, yani bir şeyin hangi yöne doğru hareket ettiğini anlatır. Her biri bu hareketin nasıl olduğuna dair biraz farklı bir resim çizer.
Türkçede yol çoğunlukla fiilin içindedir: “odaya girdi”, “caddeyi geçti”, “tünelden geçti”, “çite tırmandı”. Nasıl hareket ettiğini ise ayrıca söylersin: “koşarak girdi”, “yüzerek geçti”. İngilizcede genellikle tam tersi olur: fiil nasıl hareket ettiğini söyler (walk, run, drive, swim), edat ise nereden geçtiğini: walked into, swam across, drove through. Bu edatları İngilizcenin “girmek”, “geçmek”, “karşıya geçmek” kelimeleri gibi düşün.
into, bir alanın ya da bir kabın içinde biten hareketi gösterir: “mutfağa girmek” → walk into the kitchen. onto ise bir yüzeyin üstünde biten hareketi gösterir: “masaya atlamak” → jump onto the table. Bunlar in ve on edatlarının “hareketli” biçimleridir.
Türkçede bu iki anlamı da aynı ek taşır: “-e” (odaya, masaya, havuza). Bu yüzden “jumped to the table” ya da “walked in the room” gibi cümleler kurmak kolaydır. walk, run, jump ya da fall gibi fiillerle “içine” ya da “üstüne” demek istiyorsan into/onto en güvenli seçimdir. put ya da sit ile çoğu zaman in/on yeterlidir (put it on the table). enter fiilini kullanıyorsan ise edat gerekmez: enter the room; “odaya” kelimesindeki “-e” ekini to ile çevirip enter to the room deme.
through, “içinden” demektir: bir taraftan girip öbür taraftan çıkmak (bir tünel, bir kalabalık, bir orman). across ise düz bir yüzeyin ya da iki tarafı ayıran bir alanın (bir cadde, bir tarla, bir nehir) bir yanından öbür yanına geçmek, yani “karşıya geçmek” demektir. Bir park ya da tarla için çoğu zaman ikisi de olur: through içinde olduğunu, across karşı tarafa geçtiğini vurgular.
Türkçede bu yolların çoğunu “-den” ekiyle ve “geçmek” fiiliyle anlatırsın: “tünelden geçtik”, “köprüden geçtik”, “parkın içinden geçtik”. Bu “-den” ekini from diye çevirme: “We drove from the tunnel” başka bir anlama gelir (tünelden yola çıktık). Tünelin içinden geçmek through, nehrin karşısına yüzmek across, dağların üstünden uçmak ya da çitin üstünden atlamak over olur. over, özellikle köprülerle, across anlamında da kullanılabilir (walk over the bridge).
along, “boyunca” demektir: bir caddeyi, bir sahili ya da bir nehri bir çizgi gibi takip etmek. “Sahil boyunca yürüdük” → We walked along the beach.
towards, “-e doğru” demektir; oraya varman gerekmez. to ise varış yerini gösterir, tıpkı “-e” eki gibi: “Berlin'e”, “istasyona” → to Berlin, to the station (at değil). Önemli bir istisna: “eve gitmek” sadece go home olur, to olmadan (walk home, drive home); “evde olmak” ise at home. Amerikan İngilizcesinde towards genellikle s olmadan, toward diye söylenir.
Bir yokuşu çıkmak ve inmek için up ve down kullanılır: “tepeden aşağı” → down the hill, “merdivenlerden yukarı” → up the stairs. Yine fiil hareketin biçimini söyleyebilir: The ball rolled down the hill (“Top tepeden aşağı yuvarlandı”).
“Odaya girdi” içeriye doğru bir hareketi anlatır: into. in daha çok bir şeyin nerede olduğunu anlatır.
Nehrin bir kıyısından öbür kıyısına geçmek across olur. through, etrafını saran bir şeyin içinden geçmek içindir: bir tünel, bir orman, bir kalabalık.
towards “-e doğru” demektir: oraya varman gerekmez. walked to ise kapıya vardığını söyler; bu da “yarı yolda durdu” ile uyuşmaz.
“Eve gidiyorum” sadece going home olur, to olmadan. Başka yerlerle to kullanılır: to Berlin, to the station.
“Odaya girdi” cümlesindeki “-e” ekine rağmen enter edat almaz. walk ya da run ile ise into kullanılır: She walked into the room.
“Tünelden geçtik” cümlesindeki “-den” eki from demek değildir. Bir şeyin içinden geçmek through olur.
“Çıkış yönüne” kelimesi kelimesine çevrilmez. Kısa ve doğal olanı towards (Amerikan İngilizcesinde toward). in the direction of the exit de doğrudur, ama the olmadan değil.
Türkçede yol fiilde, hareketin biçimi ise “-erek” ile verilir: “Nehri yüzerek geçtiler”, “Odaya koşarak girdi”
İngilizcede genellikle tam tersi olur: fiil hareketin biçimini, edat ise yolu söyler: “They swam across the river”, “He ran into the room”. “They crossed the river swimming” yanlış değildir ama doğal gelmez. walk, run, swim ya da drive + edat gördüğünde kendine sor: nasıl hareket ediyor (fiil), nereden geçiyor (edat)?
Türkçede “-e” eki birçok hareketi birden anlatır: “odaya girdi”, “masaya atladı”, “Berlin'e gidiyoruz”, “kapıya doğru yürüdü”
İngilizcede bunlar ayrı edatlardır: içine girmek into (walked into the room), üstüne çıkmak onto (jumped onto the table), varış yeri to (to Berlin), yön towards (walked towards the door). go, drive ya da fly fiillerinden sonra varış yeri için at kullanılmaz: “We're driving to Berlin tomorrow.”
“-den geçmek” Türkçede birçok farklı yolu anlatır: “tünelden geçtik”, “köprüden geçtik”, “sahilden yürüdük”
İngilizcede önce yolu hayal et: bir şeyin içinden geçiyorsan through (through the tunnel), karşı tarafa geçiyorsan across (across the river), üstünden geçiyorsan over (over the fence), bir çizgiyi takip ediyorsan along (along the beach). from yalnızca başlangıç noktasını gösterir, “içinden geçmek” anlamına gelmez.
“Eve gidiyorum”, “Çıkışa doğru koştu”, “Çıkış yönüne koştu”
“Eve” kelimesindeki “-e” ekini to ile çevirme: go home, to olmadan. Diğer yerlerde to kullanılır: to Berlin, to the station. “-e doğru” ve “… yönüne” ise towards olur (Amerikan İngilizcesinde toward): “He ran towards the exit”; “to the exit direction” ya da “in direction of the exit” değil.
💡 Yolu hayal et: hareket içeride mi bitiyor? into. Üstünde mi bitiyor? onto. Bir taraftan girip öbür taraftan mı çıkıyor? through. Karşıya mı geçiyor? across.
💡 “Eve gitmek” = go home (to olmadan); “Berlin'e gitmek”, “istasyona gitmek” = to.
💡 “Sahil boyunca” = along; “tünelden geçmek” = through; “dağların üstünden” = over. “-den” her zaman from değildir.
"How do I get to the museum from here?"
"Walk along this street, then go through the park."
"And after the park?"
"Cross the bridge, and it's right there — you can't miss it."
Alıştırma 1 · Doğru edatı seç
She walked ___ the room and sat down.
Alıştırma 2 · Doğru edatı seç
The cat jumped ___ the table.
Alıştırma 3 · Doğru edatı seç
We drove ___ the tunnel.
Alıştırma 4 · Doğru edatı seç
They swam ___ the river to the other side.
Alıştırma 5 · Doğru edatı seç
He walked slowly ___ the beach.
Alıştırma 6 · Doğru edatı seç
The plane flew ___ the mountains.
Alıştırma 7 · Doğru edatı seç
We're driving ___ Berlin tomorrow.
Alıştırma 8 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 9 · Cümleyi doğru edatla tamamla
Fill in the correct preposition: She climbed ___ the fence. (to the other side)
Alıştırma 10 · Cümleyi doğru edatla tamamla
Fill in the correct preposition: The dog ran ___ the park. (from one side to the other)
Alıştırma 11 · Gruplara ayır: goal = bir hedefe varan ya da hedefe doğru giden hareket; path = bir yerin içinden, üstünden ya da boyunca geçen hareket
0 / 8 yerleştirildi
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: “eve” ve to
Turkish: “Yarın eve gidiyoruz.” Which English sentence is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
She dived ___ the pool.
Sabit edatlar (dependent prepositions)
Dependent prepositions: belirli bir fiil, sıfat ya da isimle her zaman birlikte kullanılan edat. Türkçedeki hâl eklerini çevirmek neden yanıltır?
Yer edatları
Bir şeyin nerede olduğunu söylerken in, on ve at: kapalı bir alan, bir yüzey ve belirli bir nokta için ayrı edatlar kullanılır.
Zaman edatları
İngilizcede zaman ifadeleriyle at, on ve in: saatler, günler ve daha uzun dönemler için ayrı edatlar var. Türkçedeki “-de” ekinden farkı.
Fiil + edat
listen to, wait for, depend on, apologize for gibi fiillerden sonra gelen sabit edatlar: her fiilin kendi edatı var ve Türkçedeki ek her zaman yol göstermez.