Bir isim öbeği hep tek bir şeyi adlandırır: belirleyici, sıfatlar ve sondaki ayrıntılar yalnızca tam olarak hangisi olduğunu söyler.
Neler öğreneceksin
İsim öbeği (noun phrase), tek bir asıl ismin etrafında kurulan ve bir şeyi, bir kişiyi, bir fikri ya da bir yeri adlandıran kelime grubudur. “Coffee”, “the coffee” ve “the strong coffee you made this morning” üçü de isim öbeğidir: aynı kahveyi anlatırlar, yalnızca farklı açıklıkta.
Her isim öbeğinde asıl işi yapan tek bir isim vardır (baş isim, head noun): şeyin adını o verir. Geri kalan her şey (belirleyici, sıfatlar, sondaki ayrıntılar) yalnızca dinleyenin tam olarak hangi şeyden söz ettiğini anlamasına yardım eder. Fikir Türkçedekiyle aynıdır: “bu sabah yaptığın sert kahve”. Fark, ayrıntıların nereye konduğundadır.
En basit tam öbek, bir belirleyici ve asıl isimden oluşur: a car, the car, my car, this car, some coffee. Belirleyici, dinleyene şeyi nasıl anlaması gerektiğini söyler: herhangi biri (a car), ikinizin de bildiği belirli biri (the car), kime ait olduğu (my car) ya da ne kadar olduğu (some coffee).
Türkçede artikel yoktur ve isim çoğu zaman tek başına durur: “Şarj aleti lazım”, “Araba aldım”, “Ablam öğretmen”. İngilizcede ise sayılabilen tekil bir isim neredeyse her zaman bir belirleyici ister: “I need a charger”, “I need charger” değil; “She's a teacher”, “She's teacher” değil. Bir fark daha: Türkçede “bir” sıfatlardan sonra gelir (“küçük bir kutu”), İngilizcede a/an öbeğin en başında durur: a small box.
Çoğul isimler ve sayılamayan isimler genel bir şeyden söz ederken belirleyicisiz kullanılabilir: Cars are expensive right now. Coffee keeps me awake. Bir ayrıntı belirli bir şeyi gösterdiği anda belirleyici genellikle geri gelir: The cars in that lot are expensive.
Belirleyici ile asıl isim arasına şeyi daha ayrıntılı anlatan kelimeler gelir. En yaygınları sıfatlardır: an old car, a quiet neighborhood, some fresh bread. Burada Türkçe sana yardım eder: Türkçede de sıfat ismin önüne gelir (“eski bir araba”) ve çoğul eki almaz (“kırmızı arabalar” → red cars, asla “reds cars” değil).
Bir isim de asıl ismin önüne gelip ne tür bir şey olduğunu söyleyebilir: a kitchen table, a delivery driver, the train schedule. Sıralama Türkçedeki “mutfak masası”, “tren tarifesi” ile aynıdır; yalnız İngilizcede ikinci isim ek almaz ve araya of ya da 's girmez. Öndeki isim genellikle tekildir: a shoe store (ayakkabı mağazası), a shoes store değil.
Birden fazla sıfat varsa İngilizcede bunlar oldukça sabit bir sırayla dizilir; Türkçedeki gibi esnek değildir ve yanlış sıra anadili İngilizce olan birine hemen tuhaf gelir. Yol gösterici olarak: görüş ve büyüklük; yaş, biçim, renk, köken ve malzemeden önce gelir: a small plastic container, a plastic small container değil. Malzeme, ismin hemen önünde durur: a small wooden box, a brown leather jacket. Türkçede “ahşap küçük bir kutu” da denebilir, İngilizcede bu sıra yanlıştır.
Asıl isimden sonra gelen tamamlayıcı çoğu zaman bir edat öbeğidir: in, on, at, about, from, with gibi bir edatla başlayan kısa bir kelime grubu: the book on the table, a message from my manager, the keys to the office.
Türkçe konuşanlar için en önemli nokta bu: Türkçede bütün ayrıntılar ismin ÖNÜNE gelir (“masanın üstündeki kitap”, “müdürümden gelen mesaj”, “gecikmeden sorumlu kişiler”, “tezgâhta bekleyen müşteri”). İngilizcede ise edat öbekleri ve uzun ayrıntılar ismin ARKASINA gelir: the book on the table, a message from my manager, the people responsible for the delay, the customer waiting at the counter. Türkçedeki sırayı korursan “the on the table book” ya da “the responsible for the delay people” gibi yanlış öbekler ortaya çıkar.
Bazen önde ya da arkada kullanmak arasında seçim yapabilirsin: a history book (ne tür bir kitap, isim önde) ve a book about history (aynı fikir, arkada about ile). Türkçedeki -in ekini de hep of diye çevirme: “ofisin anahtarı” the key to the office olur; bir kişiye ait bir şey için 's kullanılır: “komşumun köpeği” → my neighbor's dog. Edatı öbekle birlikte öğren.
Pratik beceri şu: öbeği, etrafındaki cümleyi gözden kaçırmadan, tam olarak istediğini söyleyene kadar parça parça genişletmek. Asıl isimle başla, önüne bir belirleyici koy, bir iki sıfat ekle ve gerekiyorsa arkaya bir tamamlayıcı ekle.
Örneğin: a book → an interesting book → an interesting book about history → the interesting book about history on my desk. Asıl isim, yani book, hiç değişmiyor; geri kalan her şey onu yalnızca daha açık hâle getiriyor. Sıfatlar sola doğru, tamamlayıcılar sağa doğru büyür. Türkçede ise her şey sola doğru büyür: “masamdaki tarihle ilgili ilginç kitap”.
Günlük hayatta kısa ve basit bir öbek çoğu zaman daha iyidir: öbeği yalnızca cümlenin gerçekten ihtiyaç duyduğu kadar genişlet. Amaç uzunluk değil, açıklıktır.
“The tall man at the corner table” bir isim öbeğidir: kendine ait bir öznesi ve bir şey yapan çekimli bir fiili yoktur. Ne kadar ayrıntı eklersen ekle, yalnızca bir adamı adlandırır.
“The tall man is sitting at the corner table” ise tam bir cümledir: özne (the tall man) bir şey yapar (is sitting) ve cümle tek başına bitmiş bir düşünce olarak durabilir.
İkisi birleştirilebilir: “the tall man who is sitting at the corner table” bütün olarak yine bir isim öbeğidir; içinde adamı anlatan küçük bir sıfat cümlesi (“who is sitting at the corner table”) olsa bile. Yani karar veren uzunluk değil, herhangi bir betimlemenin dışında kendine ait bir özne ve çekimli fiil olup olmadığıdır.
Türkçede bu ayrım ekle yapılır: “köşedeki masada oturan uzun boylu adam” bir isim öbeğidir, “Uzun boylu adam köşedeki masada oturuyor” ise bir cümle. İngilizcede -an/-en ekinin yerini who/that alır ve bu kısım ismin arkasına gelir: the man who is sitting…
Türkçede “masanın üstündeki kitap” dersin, ayrıntı önde gelir. İngilizcede edat öbeği asıl ismin arkasına geçer: the book on the table.
Türkçedeki “gecikmeden sorumlu kişiler” sırası İngilizcede işe yaramaz. Sıfat kendi tamamlayıcısıyla birlikte ismin arkasına gelir.
Türkçede “ahşap küçük bir kutu” denebilir, ama İngilizcede büyüklük (small) malzemeden (wooden) önce gelir; malzeme ismin hemen önünde durur.
“Ofisin anahtarı” seni of kullanmaya iter, ama bir kapıyı ya da bir yeri açan anahtar için key to denir.
Türkçede “Yeni laptop aldım” diyebilirsin, ama İngilizcede sayılabilen tekil bir isim neredeyse her zaman a/an, the, my gibi bir belirleyici ister.
Türkçede bütün ayrıntılar ismin önüne gelir: “masanın üstündeki kitap”, “gecikmeden sorumlu kişiler”, “tezgâhta bekleyen müşteri”
İngilizcede yalnızca belirleyici, sıfatlar ve niteleyen isimler önde durur. Edat öbekleri ve uzun ayrıntılar asıl ismin arkasına geçer: “the book on the table”, “the people responsible for the delay”, “the customer waiting at the counter”. “The on the table book” ya da “the responsible for the delay people” Türkçe konuşanların en tipik hatasıdır.
Türkçede de sıfat ismin önüne gelir ve çoğul eki almaz: “kırmızı araba”, “kırmızı arabalar”
Bu sana yardım eder: “a red car”, “red cars”. Tek sıfatlarda Türkçedeki sırayı koruyabilirsin. Dikkat etmen gereken tek şey, a/an kelimesinin yeri: Türkçede “kırmızı bir araba” dersin, İngilizcede ise a en başa gelir: a red car (“red a car” değil).
Türkçede isim + isim öbekleri: “mutfak masası”, “tren tarifesi”, “ayakkabı mağazası”
Sıra İngilizcede de aynıdır: “the kitchen table”, “the train schedule”, “a shoe store”. Ama ikinci ismin aldığı -(s)I ekinin karşılığı yoktur: “the table of the kitchen” ya da “the kitchen's table” denmez. Malzeme de önde durur, tıpkı Türkçedeki gibi: “ahşap kutu” → “a wooden box”, “deri ceket” → “a leather jacket”.
Türkçede sıfatların sırası oldukça esnektir: “küçük ahşap bir kutu” da “ahşap küçük bir kutu” da denebilir
İngilizcede sıra sabittir ve sıfatlar and olmadan art arda gelir: görüş ve büyüklük; yaş, biçim, renk, köken ve malzemeden önce. “a heavy old suitcase”, “a rectangular wooden frame”. Ters sıra (“an old heavy suitcase”, “a wooden rectangular frame”) anlaşılsa da anadili İngilizce olan birine yanlış gelir.
Türkçede -in eki birçok ilişkiyi anlatır: “ofisin anahtarı”, “komşumun köpeği”
İngilizcede bunun tek bir karşılığı yoktur. Bir kişinin sahip olduğu şey için 's kullanılır ve sıra Türkçeyle aynıdır: “my neighbor's dog”. Bir yeri açan anahtar için ise key to denir: “the key to the office”, “the key of the office” değil. Edatı her zaman öbekle birlikte öğren.
💡 Sıfat ismin önünde ve çoğul eki almaz: red cars. Bu Türkçeyle aynı.
💡 Edat öbekleri ve uzun ayrıntılar ismin arkasına: the book on the table, “the on the table book” değil.
💡 Birden fazla sıfat: and yok, görüş ve büyüklük önce, malzeme ismin hemen önünde.
💡 Sayılabilen tekil isim tek başına durmaz: a/an, the, my… gerekir; a/an da öbeğin en başına gelir.
"Can you describe the bag you lost?"
"It's a black leather backpack with a small tear on the front pocket."
"Got it. And where did you last see it?"
"On the counter by the coffee machine in the lobby."
"The black backpack with the torn pocket — I'll add that to the report right now."
Alıştırma 1 · Asıl ismi bul
In the noun phrase "the extra key under the mat," which word is the head noun — the word the whole phrase is naming?
Alıştırma 2 · Belirleyiciyi bul
In "my old laptop charger," which word is the determiner?
Alıştırma 3 · Doğru sırayı seç
Which is correct?
Alıştırma 4 · Doğru biçimi seç
Which is correct?
Alıştırma 5 · Doğru sırayı seç
Which is correct?
Alıştırma 6 · İsim öbeğini seç
Which of these is a complete, well-formed noun phrase (not a full sentence)?
Alıştırma 7 · Gruplara ayır: isim öbeği mi, cümle mi?
0 / 6 yerleştirildi
Alıştırma 8 · Kelimeleri sıraya koy
Alıştırma 9 · Kelimeleri sıraya koy
Alıştırma 10 · Kelimeleri sıraya koy
Alıştırma 11 · Kelimeleri sıraya koy
Alıştırma 12 · Öbeği bir belirleyiciyle tamamla
Complete the noun phrase with a determiner that shows the shoes are your own (you are talking about your own shoes): "___ shoes are by the front door." (one word)
Alıştırma 13 · Öbeği genişlet
Expand "a phone" into a full noun phrase that means a phone with a cracked screen. Use the pattern determiner + head noun + postmodifier.
Alıştırma 14 · Hatayı düzelt
Fix the mistake and type the correct sentence: "I bought a wool new scarf."
Alıştırma 15 · Hatayı düzelt
Fix the mistake and type the correct sentence: "I need charger for my laptop."
Alıştırma 16 · Gerçek hayatta
You're describing your suitcase to an airline desk after a delayed flight. Complete the noun phrase so it identifies exactly which bag is yours: "the black suitcase ___ the broken wheel." (one word)
Alıştırma 17 · Sık yapılan hata: ayrıntıyı ismin önüne koymak
Turkish: “Masanın üstündeki kitap benim.” Which English sentence is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için farklı türde beş soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
Which is correct?
Birleşik isimler (compound nouns)
İngilizcede birleşik isimler (bus stop, toothpaste): sıra Türkçedeki gibi, ama ek yok. Ayrı mı, tireli mi, bitişik mi yazılır? Örnekler ve tipik hatalar.
İyelik: 's ile sahiplik (possessive nouns)
İngilizcede sahiplik: tekil + 's, -s ile biten çoğullarda yalnızca kesme işareti, düzensiz çoğullar ve its ile it's arasındaki fark. Türkçeyle karşılaştırmalı.
Sayılabilen ve sayılamayan isimler
A/an ve çoğul ne zaman gerekir, some, much ve many nasıl kullanılır? “Bir tavsiye” ya da “bir bilgi” derken neden a piece of gerektiğini öğren.
Tekil ve çoğul isimler
İngilizcede çoğul: -s/-es kuralı, city → cities ve leaf → leaves gibi değişiklikler, önemli istisnalar ve sayıdan sonra neden mutlaka çoğul gerektiği.