I enjoy swimming, I enjoy to swim değil; I'm interested in learning, in learn değil: Türkçedeki “-mek” her zaman to + fiil olmaz.
Neler öğreneceksin
Bir fiilin -ing mi yoksa to + fiil mi aldığını anlamından güvenilir biçimde çıkaran bir kural yok. Enjoy ve like birbirine benzer, ama yalnızca like to da alabilir (“I like to swim” da “I like swimming” de doğrudur); enjoy asla. Bu yüzden biçimi her fiille birlikte öğrenmek en iyisidir.
Türkçe konuşanlar için büyük tuzak şu: Türkçede bir fiile bağlı ikinci fiil hep aynı türden bir isim-fiil olur, sadece hâl eki değişir: “yüzmeyi seviyorum”, “yemekten kaçınıyor”, “çıkmaya karar verdi”, “öğrenmekle ilgileniyorum”. Okulda “-mek” genellikle “to + fiil” diye öğretildiği için her yerde to kullanmak doğal gelir. Oysa İngilizcede bu yapıların önemli bir kısmı -ing ister.
Enjoy, avoid, finish, suggest, admit, miss, mind ve birkaç fiil daha -ing biçimiyle kullanılır, to + fiil ile asla: “Şeker yemekten kaçınıyor” → “She avoids eating sugar.” “Raporu yazmayı bitirdi” → “She finished writing the report.” “Seyahat etmeyi özlüyorum” → “I miss traveling.” (İngiliz İngilizcesinde: travelling).
Bu kural, fiilden hemen sonra nesne olarak gelen fiil için geçerlidir. Başka tamamlayıcılar yine mümkündür (“She suggested that we leave early”); tam bir cümleden sonra amaç bildiren to + fiil de doğrudur (“I finished the report to have the weekend free” = “hafta sonum boş kalsın diye”).
Suggest ve admit, that ile başlayan bir yan cümleyle de kullanılabilir (“He suggested that we go for a walk”), ama to + fiil ile asla: “Yürüyüşe çıkmayı önerdi” cümlesi “suggested to go” olmaz. “Bir şey yapmayı sevmek” için like ya da enjoy kullan: “Yüzmekten keyif alıyorum” → “I enjoy swimming” ya da “I like swimming/to swim”.
Want, decide, agree, plan, hope, promise ve afford, to + fiilin yalın hâliyle kullanılır, -ing ile asla: “Erken çıkmaya karar verdi” → “He decided to leave early”, “Bize yardım etmeyi kabul ettiler” → “They agreed to help us”, “Seni yakında görmeyi umuyorum” → “I hope to see you soon”.
to kelimesini atlama: “I want to swim”, “I want swim” değil. Başka birinin bir şey yapmasını istediğinde de to gerekir: “Bana yardım etmeni istiyorum” → “I want you to help me”, “I want you help me” değil.
İngilizce, herhangi bir edattan (in, about, of, for, without, before…) sonra -ing kullanır, fiilin yalın hâlini asla. Türkçede edat yerine fiile bir ek gelir: “öğrenmekle ilgileniyorum”, “iş değiştirmeyi düşünüyorum”, “çıkmadan önce”. Bu yüzden “interested in learn” ya da “before leave” gibi hatalar ortaya çıkar.
Bazı kalıplarda to da bir mastarın parçası değil, bir edattır; ondan sonra da -ing gelir: look forward to seeing (“seni görmeyi dört gözle bekliyorum”), be used to waking up (“erken kalkmaya alışkınım”). Dikkat: belirleyici olan İngilizcedeki edattır, Türkçedeki ek değil. “Yüzmeyi öğrendim” → I learned to swim, “Kapıyı açmaya çalıştı” → He tried to open the door (to + fiil); ama in, about, of gibi edatlardan ya da look forward to kalıbından sonra her zaman -ing gelir.
“Yüzmekten keyif alıyorum” cümlesindeki “-mek” to değildir: enjoy her zaman -ing ile gelir. To kullanmak istersen like de: I like to swim.
Want (“istemek”) to + fiil ile kullanılır; -ing ile de, to olmadan da kullanılmaz: I want swim da yanlıştır.
Türkçede “öğrenmekle” derken ek fiilin üzerindedir; İngilizcede in gibi bir edattan sonra fiil -ing biçimini alır.
“Seni görmeyi dört gözle bekliyorum”: look forward to kalıbındaki to bir edattır, bu yüzden ardından -ing gelir.
“Yürüyüşe çıkmayı önerdi”, ama suggest asla to + fiil ile kullanılmaz: suggested going ya da suggested that we go.
“Bana yardım etmeni istiyorum”: want + kişi + to + fiil. Kişiden sonra to kelimesini atlama.
“İş değiştirmeyi düşünüyorum”: İngilizcede think about (ya da of) + -ing kullanılır, think to değil.
Türkçede ikinci fiil hep “-mek” ya da “-me” + hâl eki olur: “Yüzmeyi seviyorum”, “Geç kalmaktan kaçınıyor”, “Yürüyüşe çıkmayı önerdi”, “Hatayı yaptığını kabul etti”
“-mek” sana to + fiil gibi geldiği için to hep doğal seçenek gibi görünür, ama birçok fiilde yanlıştır. Enjoy, avoid, finish, suggest, admit, miss ve mind -ing ister: “I enjoy swimming”, “She avoids eating sugar”, “He suggested going for a walk”, “She admitted making the mistake”. Decide, agree, plan, hope ve promise ise to + fiil ile gelir. Türkçedeki hâl eki de ipucu vermez: “karar vermek” ve “kaçınmak” Türkçede farklı ekler alsa da bu, İngilizcedeki to/-ing seçimini belirlemez. Her fiili bir blok olarak öğren: enjoy + -ing, decide + to.
“Daha fazla öğrenmekle ilgileniyorum”, “İş değiştirmeyi düşünüyorum”, “Seni görmeyi dört gözle bekliyorum”, “Erken kalkmaya alışkınım”
Türkçede ilişkiyi fiile eklenen hâl eki kurar; İngilizcede bir edat kurar ve edattan sonra -ing gelir: “I'm interested in learning more”, “I'm thinking about changing jobs”, “I look forward to seeing you”, “I'm used to getting up early”. Tipik hatalar: “interested in learn”, “thinking to change”, “look forward to see”, “used to get up”.
“Gelmeni istiyorum” ve “Bana yardım etmeni istiyorum”: Türkçede istenen kişi fiilin ekinde (-meni) görünür
İngilizcede kişi want ile to arasına girer: “I want you to come”, “I want you to help me”. To burada da düşmez: “I want you help me” yanlıştır. Kendin için de aynı: “Yüzmek istiyorum” → “I want to swim”, “I want swim” ya da “I want swimming” değil.
“Sigarayı bıraktım” ile “Sigara içmek için durdum”; “Beni aramayı unutma” ile “Onu aradığımı hatırlıyorum”
Türkçede farklı fiiller ya da farklı ekler kullanırsın; İngilizcede fiil aynı kalır, biçim değişir. “I stopped smoking” = sigarayı bıraktım; “I stopped to smoke” = sigara içmek için durdum. “Remember to call me” = beni aramayı unutma (yapılacak bir şey); “I remember calling her” = onu aradığımı hatırlıyorum (geçmişte olmuş bir şey). Yanlış biçimi seçersen tam tersini söyleyebilirsin.
💡 Türkçedeki “-mek” her zaman to + fiil değildir: enjoy, avoid, finish, suggest, admit, miss ve mind -ing ile gelir.
💡 Fiilden önce İngilizce bir edat (in, about, of, for, look forward to) var mı? O zaman -ing: interested in learning, look forward to seeing.
"I really enjoy hiking — do you want to join me this weekend?"
"I'd love to! I miss spending time outdoors."
"Great, I'll plan to pick you up around nine."
"Perfect — I look forward to seeing the trail everyone's been talking about."
Alıştırma 1 · Doğru cümleyi seç
Which is correct?
Alıştırma 2 · Doğru cümleyi seç
Which is correct?
Alıştırma 3 · Doğru cümleyi seç
Which is correct?
Alıştırma 4 · Doğru cümleyi seç
Which is correct?
Alıştırma 5 · Doğru cümleyi seç
Which is correct?
Alıştırma 6 · Doğru cümleyi seç
Which is correct?
Alıştırma 7 · Doğru cümleyi seç
Which is correct?
Alıştırma 8 · Doğru cümleyi seç
Which is correct?
Alıştırma 9 · Hatayı düzelt
Correct the mistake: He suggested to go for a walk.
Alıştırma 10 · Hatayı düzelt
Correct the mistake: I hope seeing you soon.
Alıştırma 11 · Sık yapılan hata: “öğrenmekle” ve in + -ing
Turkish: “Daha fazla öğrenmekle ilgileniyorum.” Which English sentence is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
Which is correct?
Edatlarla ilgili sık yapılan hatalar
Türkçedeki ekleri edata çevirince çıkan hatalar: married to (with değil), depend on, arrive at/in (to değil), about olmadan discuss ve good at.
Zamirlerle ilgili sık yapılan hatalar
İngilizcede sık zamir hataları: and ya da edattan sonra yanlış biçim, gereksiz myself, he/she karışıklığı ve “kendimi iyi hissediyorum” tuzağı.
Artikellerle ilgili sık yapılan hatalar
Türkçede artikel yok; bu yüzden a/an unutulur, the da fazla kullanılır. Meslekler, genel ifadeler, ülke adları, okul ve ulaşımla ilgili tipik hatalar.
Sayılabilen ve sayılamayan isimlerle ilgili hatalar
Sayılabilen ve sayılamayan isimlerde sık hatalar: advice, information, furniture, news, homework, people ve much/many, a little/a few çiftleri.