First conditional (gerçek koşul)

A2 · TemelKoşul cümleleri (conditionals)

If it rains, I'll bring an umbrella. Türkçedeki “yağarsa” gibi if cümlesinde gelecek zaman yok, ama temel cümle will ister.

Neler öğreneceksin

  • First conditional'da if ile başlayan yan cümlede present simple, temel cümlede will + fiilin yalın hâli kullanılır
  • Gelecekte gerçekten olabilecek, olası bir durumu anlatır; genel bir gerçeği ya da hayalî bir durumu değil
  • Gelecekten söz etsen de if cümlesinde normalde will kullanılmaz
  • Temel cümlede will yerine can, could, might ya da emir kipi de gelebilir

Gelecekte gerçek bir olasılık

First conditional, gelecekte gerçekten olabilecek bir şeyi ve bunun sonucunu anlatır. If ile başlayan yan cümlede present simple, temel cümlede will + fiilin yalın hâli kullanılır.

Türkçeyle karşılaştır: “Yağmur yağarsa şemsiye alırım.” Koşul kısmında Türkçede de gelecek zaman eki yoktur (“yağacaksa” değil, “yağarsa”), bu yüzden if cümlesini rahatça kurabilirsin: if it rains. Asıl dikkat etmen gereken yer temel cümle: Türkçede orada geniş zaman kullanırsın (“alırım”), İngilizcede ise will ya da kısaltılmış biçimi 'll gerekir: “If it rains, I'll bring an umbrella.”

"If it rains, I'll bring an umbrella."
"If I have time, I will call you."

if cümlesinde will yok

En önemli kural: first conditional'da if cümlesine will gelmez, cümlenin tamamı gelecekten söz etse bile. Orada present simple kullanılır (eylem o sırada sürüyorsa present continuous: I'll text you if I'm running late); will temel cümleye gelir. Temel cümle önce gelse de kural aynıdır: “We'll miss the train if we don't hurry.” Temel cümlede will yerine emir kipi de kullanılabilir: “If she calls, tell her I'm out.”

When için de aynısı geçerli: Türkçede “Eve vardığımda seni ararım” dersin. “-dığımda” ekinde zaman yoktur, ama anlam gelecek olduğu için İngilizcede will eklemek cazip gelir. Gerek yok: “When I get home, I'll call you”, when'den sonra present simple.

İleride göreceğin iki istisna var: if, whether gibi “-ip -mediğini” anlamında kullanıldığında will gelebilir (I don't know if she'll come = Gelip gelmeyeceğini bilmiyorum); Türkçede de burada gelecek zaman eki kullanılır. Bir de kibar ricalarda will “istekli olmak” anlamı taşır (If you'll wait here, I'll get the manager). Normal koşullar için: if + present simple.

"We'll miss the train if we don't hurry."
"If she calls, tell her I'm out."

unless ve temel cümlede modal fiiller

Unless “-mezse”, “-medikçe” anlamına gelir ve aynı kurala uyar: arkasından will değil, present simple gelir: “Unless you study, you won't pass.” Dikkat: Türkçedeki “çalışmadıkça” ya da “çalışmazsan” kelimelerinde olumsuzluk eki vardır, ama unless olumsuzluğu zaten kendi içinde taşır. Bu yüzden fiile ayrıca don't ekleme: “Unless you study…” ya da “If you don't study…”, ama asla “Unless you don't study…”.

Temel cümlede will yerine, sonucun ne kadar kesin olduğuna göre başka bir modal fiil de gelebilir: can (-ebilir), could (-ebiliriz, bir öneri olarak), might (belki). “If you're free tonight, we could grab dinner.”

"Unless you study, you won't pass."
"If you're free tonight, we could grab dinner."

Gerçek hayattan İngilizce örnekler

"I'll text you if I'm running late."
"If the weather is nice, we'll go to the beach."
"If you email me, I'll reply right away."
"Unless something changes, we'll leave at nine."

Dikkat

✗If it will rain, I'll bring an umbrella.
✓If it rains, I'll bring an umbrella.

if cümlesinde present simple kullanılır, tıpkı “yağarsa” gibi gelecek eki olmadan. Will temel cümleye gelir.

✗If I will have time, I will call you.
✓If I have time, I will call you.

Yalnızca temel cümle will alır. “Vaktim olursa” → If I have time.

✗Unless you will study, you won't pass.
✓Unless you study, you won't pass.

Unless'ten sonra da present simple gelir, will değil.

✗If I have time tomorrow, I call you.
✓If I have time tomorrow, I'll call you.

Türkçede “ararım” yeterli, ama İngilizcede gelecekteki sonuç will ister, çoğu zaman kısaltılmış biçimiyle: 'll.

✗When I will get home, I'll call you.
✓When I get home, I'll call you.

“Eve vardığımda” gelecekten söz eder, ama when'den sonra İngilizcede de if'ten sonraki gibi present simple gelir.

✗Unless you don't study, you won't pass.
✓Unless you study, you won't pass.

“Çalışmadıkça” kelimesindeki olumsuzluğu unless zaten taşır. Ya Unless you study ya da If you don't study de.

Türkçeyle karşılaştırma

Türkçede koşul ekinden (-sa/-se) önce genellikle gelecek zaman eki gelmez: “Yağmur yağarsa…”, “Vaktim olursa…”

Bu sana yardım eder, çünkü İngilizcede de öyle: “If it rains”, “If it will rain” değil; “If I have time”, “If I will have time” değil. Koşul kısmını Türkçedeki gibi gelecek eki olmadan kur ve özneyi unutma.

Türkçede sonuç kısmı genellikle geniş zamandadır, gelecek zamanda değil: “Yarın vaktim olursa seni ararım”

Geniş zaman çoğu zaman present simple diye öğretilir, ama burada öyle çevrilmez. Gelecekteki somut bir sonuç için temel cümle will (ya da başka bir modal veya emir kipi) ister: “If I have time tomorrow, I'll call you.” “If I have time tomorrow, I call you” kulağa yarın yapacağın bir şey gibi değil, bir alışkanlık ya da genel kural gibi gelir.

“Eve varınca / vardığımda ararım”, “Çalışmadıkça geçemezsin”: bu eklerde zaman yoktur, ama anlam gelecektir

İngilizcede when, unless ve if'ten sonra yine will değil, present simple gelir: “When I get home, I'll call you”, “Unless you study, you won't pass”. Unless zaten olumsuzdur, bu yüzden “-medikçe” ekindeki olumsuzluğu don't ile tekrarlama. Bir de fark: if belki olacak şeyler için, when kesin olacak şeyler için kullanılır (“Eve varınca” → when, “Vaktim olursa” → if).

💡 if cümlesi, Türkçedeki “yağarsa” gibi gelecek eki olmadan kurulur (If it rains), ama temel cümle will ister: I'll stay at home.

💡 “Eve vardığımda…” → When I get… when, if ve unless'ten sonra will yok.

💡 Unless zaten olumsuzdur: Unless you study, Unless you don't study değil.

Gerçek hayatta: plan yapmak

"Are we still on for the picnic tomorrow?"

"If it doesn't rain, definitely. If it does, we'll just reschedule."

"Sounds good. I'll text you in the morning if the forecast changes."

"Perfect — unless I hear otherwise, I'll see you at noon."

Alıştırma

Alıştırma 1 · Doğru cümleyi seç

Choose the correct first conditional sentence.

Alıştırma 2 · Doğru cümleyi seç

Choose the correct sentence.

Alıştırma 3 · Doğru zamanı seç

Which tense goes in the if-clause of a first conditional?

Alıştırma 4 · Doğru cümleyi seç

Choose the correct sentence.

Alıştırma 5 · Doğru cümleyi seç

Choose the correct sentence with 'unless.'

Alıştırma 6 · Doğru cümleyi seç

Choose the correct sentence with a modal instead of 'will' in the main clause.

Alıştırma 7 · Doğru cümleyi seç

Choose the correct sentence with the main clause first.

Alıştırma 8 · Doğru cümleyi seç

Choose the correct sentence.

Alıştırma 9 · Cümleyi tamamla

Complete the first conditional: 'If you ___ (finish) early, we can watch a movie.'

Alıştırma 10 · Cümleyi tamamla

Complete the first conditional: 'If the weather is nice, we ___ (go) to the beach.'

Alıştırma 11 · Cümleleri doğru ve yanlış diye gruplara ayır

If it rains, I'll bring an umbrella.
If it rains, I will bring an umbrella.
If it will rain, I'll bring an umbrella.
If it will rain, I will bring an umbrella.

0 / 4 yerleştirildi

Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: geniş zamanı present simple ile çevirmek

Turkish: “Yarın vaktim olursa seni ararım.” Which English sentence is correct?

Hızlı test

Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.

Soru 1 / 5

Puan: 0/0

Choose the correct sentence.

Neler öğrendin

  • First conditional: if cümlesinde present simple ve temel cümlede will + fiilin yalın hâli.
  • Gelecekte gerçekten olabilecek, olası bir durumu anlatır.
  • if cümlesinde (ve unless ile when'den sonra) normalde will kullanılmaz.
  • Türkçedeki geniş zamandan farklı olarak temel cümlede present simple yetmez: will (ya da can/could/might veya emir kipi) gerekir.
  • Unless zaten olumsuzdur: ardından olumsuz fiil (don't) gelmez.
  • if belki olacak şeyler için, when kesin olacak şeyler için kullanılır.
Bu kategorideki tüm dersleri gör