You can borrow my car, provided that you fill up the tank. “if” yerine kullanılan bu ifadelerin her birinin kendi üslubu var, tıpkı Türkçedeki “şartıyla”, “-dığı sürece” ve “-medikçe” gibi.
Neler öğreneceksin
İngilizcede “if” ve “unless” dışında da koşul bildiren ifadeler var. Temel anlam aynıdır, ama her biri farklı bir üsluba uyar: bazıları resmî ve kurumsal, bazıları ise gündelik hayatta doğal durur. Bunu Türkçeden de bilirsin: “… koşuluyla” kulağa sözleşme gibi gelir, “dikkatli olduğun sürece” ise arkadaşlar arasında söylenir.
Unless, “-medikçe” ya da “-mezse” anlamına gelir: “I won't go unless you come with me.” = “Sen benimle gelmedikçe gitmem.” Türkçede olumsuzluk eki fiilin üzerindedir (“gelmedikçe”), İngilizcede ise olumsuzluk unless'in içindedir. Bu yüzden unless'ten sonra cümle olumlu kalır: “unless you come”, “unless you don't come” değil.
Bir tuzak daha: “Yağmur yağması durumunda maç iptal edilir” cümlesindeki “durumunda” sıradan bir koşuldur (= if it rains). İngilizcede “in case” ise daha çok bir önlemi anlatır: “Take an umbrella in case it rains.” (“Yağmur yağar diye şemsiye al.”) Sıradan bir koşul için if kullan: “If it rains, the match will be cancelled.” (Amerikan İngilizcesinde “in case” bazen “if” anlamında da duyulur, ör. “In case you need help, call me”, ama if ile asla yanılmazsın.)
Bu üçü birbirine çok yakın anlamlıdır ve sözleşmelerde, anlaşmalarda, resmî metinlerde sık görülür. Hepsi “if” demektir, ama Türkçedeki “şartıyla”, “koşuluyla”, “… takdirde” gibi daha resmî durur. Provided ve providing'den sonra “that” düşebilir: provided you fill up the tank.
Kelimesi kelimesine çeviriye dikkat: “şartıyla” kelimesindeki “-la” eki seni “with”e götürebilir, ama İngilizcede “on condition that” ya da “on the condition that” denir (ikisi de yaygındır), “with the condition that” değil. “Under the condition that” bazen görülür, ama çok daha az doğal durur.
Zaman kuralı if ile aynıdır ve Türkçe burada yardımcı olur: “Depoyu doldurman şartıyla”, “bir sorun çıkmadığı sürece” gibi yapılarda gelecek zaman eki yoktur. İngilizcede de present simple kullanılır: “We'll finish on time, providing nothing goes wrong.”, “will go wrong” değil.
“As long as” da aynı anlama gelir, ama gündelik konuşmada doğal durur; öbür ifadelerdeki resmî, sözleşme havası yoktur. Türkçedeki “-dığı sürece” ya da “-dığı müddetçe” yapısına oldukça iyi karşılık gelir.
Dikkat: “sürece” bir zaman kelimesi gibi göründüğü için while ile çevirmek cazip gelir. Oysa “Dikkatli olduğun sürece geç saate kadar kalabilirsin” bir koşuldur, bu yüzden “as long as you're careful” denir, “while you're careful” değil. While bir zamanı ya da bir zıtlığı anlatır, koşulu değil. Baştaki “as” da ifadenin parçasıdır: tek başına “long as” olmaz. “So long as” da vardır ve biraz daha resmî durur.
Bu ifadeler “if” ile aynı kurala uyar: gerçek bir koşul için present simple, asla will. Türkçedeki “doldurman şartıyla” yapısında da gelecek eki yoktur.
Dil bilgisi hatası değil, ama burada çok daha az doğal durur: “on condition that”, arkadaşlar arasındaki küçük bir iyilik için fazla resmîdir, tıpkı Türkçede “yarın iade etmem koşuluyla” demek gibi. Onu sözleşmeler ve resmî anlaşmalar için sakla.
As long as ifadesinden sonra koşul, gelecekten söz etse bile will ile değil, present simple ile kurulur: “yağmur yağmadığı sürece”.
“Şartıyla” kelimesindeki “-la” eki “with” değildir: İngilizcede on condition that (ya da provided that) denir.
Koşul bildiren “-dığın sürece” as long as olur; while bir zamanı anlatır, koşulu değil.
“Gelmedikçe” kelimesindeki olumsuzluğu unless zaten taşır: arkasından olumlu fiil gelir.
Türkçede koşul çoğu zaman “şartıyla” ya da “koşuluyla” ile verilir: “Depoyu doldurman şartıyla arabamı alabilirsin”
“-la” eki “ile” demek olduğu için “with the condition that” demek çok doğal gelir, ama İngilizcede bu kalıp yoktur. Resmî bir koşul için “on condition that” ya da “provided that” kullan: “You can borrow my car, provided that you fill up the tank.” Günlük konuşmada as long as daha doğal durur.
Türkçede “-dığı sürece” bir koşul bildirir: “Yağmur yağmadığı sürece etkinlik yapılacak”
“Sürece” bir zaman kelimesine benzese de burada anlam koşuldur; İngilizcede bunun karşılığı as long as olur: “As long as it doesn't rain, the event will go ahead.” “While it doesn't rain…” dersen, bu bir koşul değil, bir zaman (“yağmur yağmazken”) olarak anlaşılır.
“-mek şartıyla”, “-dığı sürece”, “-medikçe” gibi yapılarda gelecek zaman eki yoktur, anlam gelecek olsa bile
Bu sana yardım eder: İngilizce de koşul kısmında gelecek zaman kullanmaz. “Fişi saklaman şartıyla” → “You'll get a refund, provided that you keep the receipt.” Will temel cümleye (sonuca) gelir; provided that, providing, on condition that, as long as ya da unless'ten sonra gelmez.
“Sen gelmedikçe gitmem”: Türkçede “-medikçe” ekinde olumsuzluk vardır
Unless olumsuzluğu zaten kendi içinde taşır, bu yüzden arkasından olumlu fiil gelir: “I won't go unless you come with me.” “Unless you don't come” iki kez olumsuzdur ve yanlıştır. Aynı anlamı if ile de verebilirsin: “I won't go if you don't come with me.”
💡 “Şartıyla”, “koşuluyla” → provided (that), providing, on condition that; “-dığı sürece” → as long as; “-medikçe” ya da “-mezse” → unless.
💡 “Şartıyla” asla “with the condition that” değildir; koşul bildiren “-dığı sürece” de while değil, as long as olur.
💡 Koşul kısmında Türkçedeki gibi gelecek zaman yok: İngilizcede present simple kullan, asla will.
"Can I borrow your camera for the trip?"
"Sure, as long as you're careful with it."
"Of course! And I'll bring it back Sunday, provided that the flight isn't delayed."
"Sounds good — just keep me posted."
Alıştırma 1 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence with 'provided that.'
Alıştırma 2 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence with 'as long as.'
Alıştırma 3 · Daha resmî ifadeyi seç
Choose the more formal way to say 'if.'
Alıştırma 4 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence with 'unless.'
Alıştırma 5 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence with 'providing.'
Alıştırma 6 · Doğru üslubu seç
Which register is 'provided that' most associated with?
Alıştırma 7 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence with 'on condition that.'
Alıştırma 8 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 9 · Cümleyi “provided that” ile yeniden yaz
Rewrite using 'provided that': 'You can join the team if you attend every practice.'
Alıştırma 10 · Cümleyi “as long as” ile yeniden yaz
Rewrite using 'as long as': 'You can use my laptop if you're careful with it.'
Alıştırma 11 · İfadeleri resmî ve gündelik diye gruplara ayır
0 / 4 yerleştirildi
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: “-dığı sürece” ve while
Turkish: “Dikkatli olduğun sürece geç saate kadar dışarıda kalabilirsin.” Which English sentence is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
Choose the correct sentence.
Third conditional (geçmiş için gerçek dışı koşul)
Third conditional: if ile past perfect, temel cümlede would have + past participle. “Bilseydim arardım” cümlesini doğru çevirmek ve en sık yapılan hatalar.
Mixed conditionals (karma koşul cümleleri)
İngilizcede mixed conditionals: geçmişteki bir koşul ve bugünkü sonuç ya da bugünkü bir koşul ve geçmişteki sonuç. Açık örneklerle anlatım.
Second conditional (gerçek dışı koşul)
Second conditional: if cümlesinde past simple, temel cümlede would. “Zamanım olsa seyahat ederdim” yapısıyla karşılaştırma ve if'ten sonra would hatası.
First conditional (gerçek koşul)
First conditional'ı öğren: if cümlesinde present simple, temel cümlede will. Gelecekte gerçekten olabilecek, olası durumlar için kullanılır.