She left early. To leave early… Walking to work… Bazı clause'lar zaman ve kişi gösterir, bazıları göstermez; cümlede ne yapabilecekleri de buna bağlıdır.
Neler öğreneceksin
Bir finite clause, zaman ve kişi gösteren bir fiil içerir ve tek başına tam bir cümle olabilir. Bir non-finite clause ise zaman göstermez ve tek başına duramaz; bir to-infinitive ya da bir ortaçla (participle) kurulur.
Bu fikri Türkçe dil bilgisinden zaten biliyorsun: “Erken gitti” çekimli bir fiille kurulmuş tam bir cümledir; “erken gitmek” ya da “işe yürürken” ise fiilimsi gruplarıdır ve tek başlarına cümle olamazlar. Türkçedeki isim-fiil, sıfat-fiil ve zarf-fiil de çekimli fiil gibi kip ve şahıs eki almaz. Fark, bu biçimlerin İngilizcede nasıl ve nerede kullanıldığındadır.
Bir non-finite clause üç fiil biçiminden biriyle kurulur: to-infinitive (to leave), -ing ortacı (leaving) ya da -ed/-en ortacı (left, written).
Amaç bildirirken Türkçede “-mek için” dersin, İngilizcede ise to-infinitive tek başına yeter: “To win the race, she trained every day.” “için” kelimesini for diye çevirip “for to win”, “for win” ya da “for winning” deme; amacı vurgulamak istersen in order to kullan.
Edatlardan sonra da dikkat: Türkçedeki “raporu bitirdikten sonra”, “çıkmadan önce” yapıları İngilizcede edat + -ing olur: “after finishing”, “before leaving”; “after finish” değil. “Raporu bitirdikten sonra” anlamında “Having finished the report, …” de denir, ama bu daha çok yazı dilidir; konuşmada “After finishing the report” ya da çekimli bir fiille kurulan bir yan cümle daha yaygındır.
Bir non-finite clause cümlenin öznesi, bir fiilin nesnesi ya da bir isim hakkında bilgi veren bir niteleyici olabilir; tıpkı bir finite clause gibi, ama daha kısa ve sıkı bir biçimde.
Türkçe konuşanlar için en büyük fark sıradır. Türkçede sıfat-fiil grubu ismin ÖNÜNDE durur: “kapının yanında duran adam”, “onun yazdığı kitap”. İngilizcede non-finite niteleyici ismin ARKASINDAN gelir: “the man standing by the door”, “the book written by her”. “The standing by the door man” yanlıştır. “The man who is standing by the door” da doğrudur, ama kısa biçim günlük konuşmada da tamamen doğaldır.
Bir tuzak daha: Türkçede “-ken” ya da “-ince” ile kurulan bir yan cümlenin temel cümleden farklı bir öznesi olabilir (“Ben işe yürürken yağmur başladı”). İngilizcede başta duran bir -ing clause'un öznesi, temel cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır: “Walking to work, I got caught in the rain.” Son olarak “Gitmeni istiyorum” cümlesini “I want that you leave” diye çevirme: want ile kendi öznesi olan bir non-finite clause kullanılır: “I want you to leave.”
Bir non-finite clause tek başına tam bir cümle olamaz; bağlanacağı bir finite clause gerekir, tıpkı Türkçedeki “erken gitmek” gibi.
“Kapının yanında duran adam” Türkçede ismin önündedir; İngilizcede niteleyici grup ismin arkasına gelir.
“Ben işe yürürken yağmur başladı” Türkçede doğrudur, ama İngilizcede -ing clause'u yapan kişi temel cümlenin öznesi olmalıdır. Yağmur işe yürümüyordu.
“Süt almak için”: “için” burada for olmaz. Amaç için to (ya da in order to) kullan.
“Raporu bitirdikten sonra” → İngilizcede after bir edattır ve ardından -ing gelir.
“İstiyorum ki gidesin” yapısını kopyalama: want + kişi + to-infinitive.
“Süt almak için markete gitti”: Türkçede amaç “-mek için” ile anlatılır
İngilizcede to-infinitive yeter: “She went to the store to buy milk.” Amacı vurgulamak istersen “in order to buy milk” de. “for to buy” ve “for buy” yanlıştır; “for buying milk” de burada doğal değildir: for + -ing daha çok bir eşyanın ne işe yaradığını anlatır (“a knife for cutting bread”). “Yiyecek bir şey” için de aynısı geçerli: “something to eat”; “something for eat” değil.
Türkçede sıfat-fiil grubu ismin önüne gelir: “kapının yanında duran adam”, “dışarıda bekleyen insanlar”
İngilizcede non-finite niteleyici ismin arkasına gelir: “the man standing by the door”, “the people waiting outside”, “the book written by her”. Türkçe sırayı korursan “the standing by the door man” gibi anlaşılmaz bir cümle çıkar. Tek bir kelimelik sıfatlar ise İngilizcede de önde durur (a smiling child), ama arkasından başka kelimeler geliyorsa grup ismin arkasına geçer.
Türkçede “-ken” ve “-ince” yan cümlesinin öznesi farklı olabilir: “Ben işe yürürken yağmur başladı”
İngilizcede cümle başındaki bir -ing clause'un “gizli öznesi” temel cümlenin öznesidir. “Walking to work, the rain started falling” cümlesi yağmurun işe yürüdüğünü söyler. Ya özneyi değiştir (“Walking to work, I got caught in the rain.”) ya da çekimli bir fiil kullan: “While I was walking to work, it started to rain.”
“Gitmeni istiyorum”, “İstiyorum ki gidesin”: Türkçede başka birinden bir şey istemek için isim-fiil ya da “ki” kullanılır
want, would like ve need gibi fiillerle İngilizce that + çekimli fiil kullanmaz; kendi öznesi olan bir non-finite clause kullanır: “I want you to leave.”, “She'd like us to stay.” “I want that you leave” yanlıştır.
💡 “-mek için” = to + fiil (ya da in order to); asla for to ya da for + fiil değil.
💡 Edattan sonra (after, before, without…) -ing: after finishing; after finish değil.
💡 Türkçede ismin önünde duran “… duran adam” İngilizcede ismin arkasına geçer: the man standing by the door.
💡 Non-finite clause'lar zaman göstermez: to-infinitive, -ing ya da -ed/-en biçimini ara.
"Who's that, standing by the counter?"
"That's my coworker, waiting for her order."
"Oh right! I didn't recognize her."
"She's hard to miss, wearing that bright red coat."
Alıştırma 1 · Finite mi, non-finite mi? Doğru cevabı seç
'She left early.' — Is this clause finite or non-finite?
Alıştırma 2 · Finite mi, non-finite mi? Doğru cevabı seç
'To leave early' — finite or non-finite?
Alıştırma 3 · Finite mi, non-finite mi? Doğru cevabı seç
'Walking to work' — finite or non-finite?
Alıştırma 4 · Clause türünü bul
'The man standing by the door is my uncle.' — What is 'standing by the door'?
Alıştırma 5 · Doğru cevabı seç
Which clause type cannot stand alone as a complete sentence?
Alıştırma 6 · İşlevini bul
'To succeed takes hard work.' — What is 'To succeed'?
Alıştırma 7 · İşlevini bul
'I want to leave now.' — What is 'to leave now'?
Alıştırma 8 · Finite clause'u seç
Which one shows tense and subject agreement (finite)?
Alıştırma 9 · Bir non-finite clause ile yeniden yaz
Rewrite with a non-finite clause: 'the woman who is reading the newspaper'
Alıştırma 10 · Bir non-finite clause ile tamamla
Complete with a non-finite (to-infinitive) clause: 'She went to the store ___.' (in order to buy milk)
Alıştırma 11 · Gruplara ayır
0 / 6 yerleştirildi
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: niteleyici ismin önünde
Turkish: “Kapının yanında duran adam benim amcam.” Which English sentence is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için farklı türde beş soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
'Smiling, she waved goodbye.' — What is 'Smiling'?
Kelime sırası
İngilizcede kelime sırası: Türkçenin aksine fiil sonda değil, özne-fiil-nesne sırası sabittir. İki nesnenin sırası ve vurgu için fronting de bu derste.
Boş özne it (dummy it)
Boş özne it: hava durumu, saat, mesafe ve It's hard to say gibi cümleler. Türkçede özne olmayan ya da “hava”, “saat” olan yerde İngilizce it ister.
Cümlenin öğeleri (sentence elements)
İngilizce bir clause'un parçalarını tanı: Subject, Verb, Object, Complement ve Adverbial. Sabit kelime sırasının kimin ne yaptığını nasıl gösterdiğini öğren.
Temel cümle ve yan cümle (clauses)
İngilizcede bağımsız ve bağımlı yan cümleler (clauses): simple, compound ve complex sentence nasıl kurulur, Türkçe konuşanlar nerede hata yapar?