Cümlenin öğeleri (sentence elements)

B1 · OrtaCümle yapısı ve yan cümleler

Tom gave Anna a ring yesterday. Her clause, her birinin bir görevi olan birkaç parçadan oluşur; okulda öğrendiğin cümlenin öğelerine çok benzerler.

Neler öğreneceksin

  • Bir clause'da Subject ve Verb şarttır: İngilizcede özne yalnızca “Sit down!” gibi emir cümlelerinde söylenmez
  • Bir fiil bir direct object, bir indirect object ile bir direct object alabilir ya da hiç nesne almayabilir
  • Linking verb'lerden (be, seem, look, become…) sonra nesne değil, Complement gelir: çoğu zaman bir sıfat, -ly ile biten bir zarf değil
  • Adverbial genellikle zaman, yer, durum ya da sebep hakkında ek bilgi verir
  • İngilizcede kelime sırası neden Türkçedekinden çok daha sabittir

Bir clause'un parçaları

Bir clause, her birinin kendi görevi olan birkaç öğeden oluşur: Subject (kim ya da ne), Verb (eylem ya da durum), Object (eylemden etkilenen kişi ya da şey), Complement (özneyi tanımlar ya da niteler) ve Adverbial (zaman, yer, durum ya da sebep hakkında ek bilgi).

Bunların çoğunu okuldan zaten biliyorsun: Subject ≈ özne, Verb ≈ yüklem, direct object ≈ nesne, indirect object ≈ “Anna'ya” gibi -e ekli dolaylı tümleç, adverbial ≈ zarf tümleci. Yalnız bir tuzağa dikkat: İngilizcedeki complement, Türkçedeki “tümleç” değildir. Complement daha çok isim cümlesinin yüklemine karşılık gelir: “Maria doktor.” cümlesindeki “doktor” gibi.

Asıl büyük fark kelime sırasıdır. Türkçede öğenin görevini ekler gösterir: “Ağabeyim dün aradı”, “Dün ağabeyim aradı”, “Aradı dün ağabeyim” cümlelerinin hepsi mümkündür ve yüklem genellikle sondadır. İngilizcede isimler görevine göre ek almaz; kimin özne, kimin nesne olduğunu konum gösterir. Temel sıra neredeyse her zaman Subject + Verb + Object'tir.

"Tom gave Anna a ring yesterday."

Subject ve Verb: eksik olamayan iki öğe

İngilizcede her clause'da (olumlu, olumsuz ya da soru) bir Subject (eylemi yapan ya da hakkında konuşulan) ve bir Verb (eylem ya da durum) bulunur. Sık görülen tek istisna öznesiz emir cümleleridir: “Sit down!”

Türkçede kişiyi fiilin sonundaki ek gösterdiği için özne çoğu zaman söylenmez (“Çalışıyorum”), bazı cümlelerde ise hiç özne yoktur (“Önemli.”, “Bugün soğuk.”). İngilizcede özne zorunludur: “I work”, “It's important”, “It's cold today”. Ortada belli bir kişi ya da şey yoksa (hava durumu, saat, “önemli” gibi bir değerlendirme), özne it olur.

Ayrıca İngilizcede özne fiilden önce, fiil de nesneden önce gelir. Türkçedeki gibi yüklem sona konmaz: “Toplantı dokuzda başlıyor” → “The meeting starts at nine”, “Kuşlar uçar” → “Birds fly”.

"Birds fly."
"The meeting starts at nine."

Direct object ve indirect object

Direct object eylemden doğrudan etkilenendir (“She cooked dinner.”). Indirect object ise bir şeyi alan ya da bir şeyden yararlanan kişidir (nadiren bir şey); genellikle give, send, show gibi fiillerle, direct object'ten önce ve edatsız kullanılır: “She gave him a gift.”

Burada Türkçe seni yanıltabilir. “Anna'ya bir hediye verdi” cümlesinde -e eki to gibi görünür, bu yüzden “gave to Anna a gift” demek kolaydır. İngilizcede indirect object, direct object'ten önce geliyorsa edat almaz: “She gave Anna a gift”. to kullanmak istersen kişi sona gider: “She gave a gift to Anna.” Direct object ise hiçbir zaman edat almaz; Türkçedeki -i ekinin İngilizcede bir karşılığı yoktur: “Maria'yı gördüm” → “I saw Maria”.

Zamirlerle en doğal sıra şudur: önce it, sonra to + kişi: “Onu ona verdim” → “I gave it to her.”

Temel sıranın bir başka önemli kuralı: kısa, sıradan bir cümlede durum zarfı fiil ile direct object arasına girmez. Türkçede “Çok iyi İngilizce konuşuyor” demek tamamen doğaldır, ama İngilizcede “She speaks English very well” denir, “She speaks very well English” değil. Fiil ile direct object arasına girebilen tek öğe indirect object'tir: “She gave him a gift.” (Çok uzun direct object'lerde sıra değişebilir, ama bu başka bir konu.)

"She cooked dinner. (direct object = nesne)"
"She gave him a gift. (him = indirect object, a gift = direct object)"

Complement: özneyi tanımlamak ya da nitelemek

Linking verb'lerden (be, seem, look, become, feel, sound, taste…) sonra nesne değil, Complement gelir. Complement bir eylemden etkilenmez, özneyi tanımlar ya da niteler; tıpkı “Maria doktor.”, “Kahve harika.” gibi isim cümlelerindeki yüklem gibi. Ama Türkçede ayrı bir fiil gerekmez, İngilizcede ise linking verb şarttır. Meslekler için de a/an gerekir: “Maria doktor.” → “Maria is a doctor.”

Sık yapılan bir hata: Türkçede “iyi” hem good hem well anlamına gelir ve çoğu zarf sıfatla aynı biçimdedir (iyi, hızlı, güzel); İngilizcedeki -ly gibi düzenli bir ek yoktur. Bu yüzden “Çorba iyi olmuş” ya da “Kahve harika kokuyor” cümleleri İngilizceye bazen zarfla çevrilir. İngilizcede linking verb'den sonra zarf değil, complement olarak sıfat gelir: “The soup tastes good”, “tastes well” değil; “The coffee smells amazing”, “smells amazingly” değil.

"Maria is a doctor."
"The coffee smells amazing."

Adverbial: ek bilgi

Adverbial zaman, yer, durum ya da sebep hakkında bilgi verir. Genellikle cümlenin temel anlamı değişmeden çıkarılabilir ya da yeri değiştirilebilir, tıpkı zarf tümleci gibi. (Gerekli olduğu istisnalar da vardır: “She put the keys on the table.” cümlesinden on the table çıkarılırsa cümle eksik kalır.)

Adverbial cümlenin başına gelebilir, ama bu onu özne yapmaz ve İngilizcede geri kalan sıra değişmez: “Dün ağabeyim beni aradı” → “Yesterday, my brother called me.” Türkçedeki gibi yüklemi sona atma (“Yesterday my brother me called” değil). Nötr bir cümlede yer ve zaman genellikle sona gelir, önce yer, sonra zaman: “Dün kafede buluştuk” → “We met at the café yesterday.”

"The children played in the park."
"Yesterday, my brother called me."

Gerçek hayattan İngilizce örnekler

"The manager sent the whole team an update this morning."
"This soup tastes a little too salty."
"We met at the coffee shop near my office."
"The results seemed promising at first."

Dikkat

✗She is a teacher. (a teacher = direct object)
✓She is a teacher. (a teacher = subject complement)

is bir linking verb. be gibi bir linking verb'den sonra gelen isim grubu nesne değil, complement'tir; tıpkı “O öğretmen.” cümlesinde “öğretmen” kelimesinin nesne değil yüklem olması gibi.

✗She gave a gift him.
✓She gave him a gift.

Indirect object (him), direct object'ten (a gift) önce gelir. Önce şeyi söylemek istersen to kullan: She gave a gift to him.

✗Yesterday, my brother called me. (Subject = Yesterday)
✓Yesterday, my brother called me. (Subject = my brother, Adverbial = Yesterday)

“Yesterday” başta olsa da bir Adverbial, Subject ise “my brother”. Adverbial cümlenin başına gelebilir ama bu onu özne yapmaz. Ondan sonra da sıra Subject + Verb olarak kalır.

✗She gave to him a gift.
✓She gave him a gift.

“Ona bir hediye verdi” cümlesindeki -e ekini to ile çevirmek. Indirect object direct object'ten önce geliyorsa to almaz. to ile kişi sona gider: She gave a gift to him.

✗I speak very well English.
✓I speak English very well.

Türkçede “Çok iyi İngilizce konuşuyorum” doğaldır, ama İngilizcede fiil ile direct object yan yana durur; adverbial onlardan sonra gelir.

✗The coffee smells amazingly.
✓The coffee smells amazing.

smell, taste, look… gibi fiillerden sonra complement olarak sıfat gelir. Türkçedeki “harika kokuyor” zarf mı sıfat mı belli etmediği için -ly eklemek cazip gelir.

✗Maria is doctor.
✓Maria is a doctor.

“Maria doktor.” Türkçede ne fiil ne artikel ister; İngilizcede hem is hem de tekil meslek adından önce a/an gerekir.

Türkçeyle karşılaştırma

Türkçede öğelerin görevini ekler gösterir, bu yüzden sıra esnektir: nesne başa gelebilir, özne yükleme yaklaşabilir (“Pastayı kız kardeşim yaptı”, “Dün beni ağabeyim aradı”)

İngilizcede fiilden önce gelen öğe normalde öznedir. “Pastayı kız kardeşim yaptı” cümlesini kelimesi kelimesine “The cake made my sister” diye çevirirsen anlam tamamen değişir: pasta kız kardeşini yapmış olur. Doğrusu: “My sister made the cake.” Başta bir adverbial olsa bile sıra Subject + Verb olarak kalır: “Yesterday, my brother called me.”

Türkçede kişiyi fiil eki gösterdiği için özne söylenmez (“Burada çalışıyorum”), bazı cümlelerde ise hiç özne yoktur (“Önemli.”, “Bugün soğuk.”)

İngilizcede fiil kişiye göre neredeyse hiç değişmez, bu yüzden özne zorunludur: “I work here”, “It's important”, “It's cold today”. Öznesiz “Is important” yanlıştır.

Türkçede kişiye verilen şey -e ekiyle gösterilir: “Anna'ya bir hediye verdi”, “Bana bir mektup gönderdi”

İngilizcede indirect object direct object'ten önce geliyorsa edat almaz: “She gave Anna a gift”, “He sent me a letter”. to yalnızca kişi sona konduğunda kullanılır: “She gave a gift to Anna.”

Türkçede “Maria doktor.”, “Çorba güzel.” gibi isim cümlelerinde fiil ve artikel yoktur; “iyi” hem sıfat hem zarf olarak kullanılır

İngilizcede complement'ten önce bir linking verb gerekir, meslekten önce de a/an: “Maria is a doctor.” Linking verb'lerden (be, look, smell, taste, sound, feel, seem) sonra özneyi niteleyen bir sıfat gelir: “The cake looks delicious”, “The soup tastes good”. -ly ile biten zarf (ya da well) bir eylemi niteler: “He cooks well.”

💡 İngilizcede sıra belirleyicidir: fiilden önce gelen öğe Subject, fiilden sonra gelen genellikle Object'tir.

💡 be, seem, look, taste, smell… fiillerinden sonra Object değil, Complement ara (çoğu zaman bir sıfat).

💡 Bir öğe “ne zaman?”, “nerede?”, “nasıl?” ya da “neden?” sorusuna cevap veriyorsa, başta olsa bile bir Adverbial'dir.

💡 Fiili nesnesinden ayırma, yüklemi de sona atma: I speak English very well.

Gerçek hayatta: bir fotoğraf hakkında konuşmak

"Who gave you that camera?"

"My sister gave it to me last year, right before her trip to Japan."

"That was generous of her!"

"She really was — she knew how much I wanted one."

Alıştırma

Alıştırma 1 · Öğeyi bul

'The dog barked loudly.' — What is 'barked'?

Alıştırma 2 · Öğeyi bul

'The dog barked loudly.' — What is 'loudly'?

Alıştırma 3 · Öğeyi bul

'Maria is a doctor.' — What is 'a doctor'?

Alıştırma 4 · Öğeyi bul

'She cooked dinner.' — What is 'dinner'?

Alıştırma 5 · Öğeyi bul

'She gave him a gift.' — What is 'him'?

Alıştırma 6 · Öğeyi bul

'She gave him a gift.' — What is 'a gift'?

Alıştırma 7 · Öğeyi bul

'The coffee smells amazing.' — What is 'amazing'?

Alıştırma 8 · Doğru öğeyi seç

Which element answers questions like 'where,' 'when,' or 'how'?

Alıştırma 9 · Öğeyi bul

'The children played in the park.' — What is 'in the park'?

Alıştırma 10 · Subject'i yaz

Identify the subject: 'My sister studies medicine.'

Alıştırma 11 · Öğeleri gruplara ayır

Tom
gave
Anna
a beautiful ring
yesterday
The soup
tastes
delicious

0 / 8 yerleştirildi

Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: fiil ile nesne arasında zarf

Turkish: “Çok iyi İngilizce konuşuyorum.” Which English translation is correct?

Hızlı test

Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.

Soru 1 / 5

Puan: 0/0

'The cake looks delicious.' — What is 'delicious'?

Neler öğrendin

  • Her clause'da Subject ve Verb bulunur; yalnızca emir cümleleri öznesizdir. “Is important” değil, It's important.
  • Bir fiil bir direct object, bir indirect object + direct object alabilir ya da hiç nesne almayabilir. Indirect object önce geliyorsa to almaz.
  • Linking verb'lerden sonra özneyi tanımlayan ya da niteleyen bir Complement gelir (≈ isim cümlesinin yüklemi): çoğu zaman bir sıfat, -ly ile biten zarf değil.
  • Adverbial zaman, yer, durum ya da sebep hakkında ek bilgidir ve yeri değişebilir, ama fiil ile nesnenin arasına girmez.
  • İngilizcede görevi konum gösterir: Subject + Verb + Object sırası, başta bir adverbial olsa bile korunur.
Bu kategorideki tüm dersleri gör