Enough “yeterli, yeterince” demektir. Anlamı kolay; asıl zor olan cümlede nereye geleceğini bilmek.
Neler öğreneceksin
Enough “yeterli, yeterince” demektir: ne eksik ne fazla, tam gereken miktar. Anlamı basit. Dikkat etmen gereken şey kelime sırası; burada Türkçe sana bir yerde yardım eder, bir yerde de seni yanıltır.
Enough bir isimle kullanılıyorsa, some ya da a lot of gibi diğer miktar ifadeleri gibi ismin önüne gelir. Burada Türkçe sana yardım eder: “yeterince zaman”, “yeterli para” derken de miktar ifadesi öndedir.
“We have enough time.” – enough, time kelimesinden önce: “yeterince zaman”.
“There isn't enough food for everyone.” – enough, food kelimesinden önce.
Dikkat edilecek nokta isim: Türkçede “yeterince sandalye” derken isim tekildir, İngilizcede sayılabilen bir isim çoğul olur: enough chairs, “enough chair” değil. Enough kelimesinin kendisi ise hiç değişmez.
Sıfat ve zarflarla sıra tersine döner: enough kelimeden SONRA gelir. Burada Türkçe sana yardım etmez, çünkü “yeterince uzun”, “yeterince hızlı” deriz; miktar ifadesi öndedir. İngilizcede tam tersi.
“Is she old enough to vote?” – old enough, enough old değil; Türkçede “yeterince büyük” desen de.
“He didn't run fast enough to win.” – fast enough, enough fast değil.
Karşıtlığı aklında tut: enough + isim, ama sıfat + enough. İki sıra birbirinin tersidir. Very ve quite gibi kelimeler sıfatın önüne gelir (very tall); enough bu konuda bir istisnadır.
Türkçede “yüzecek kadar sıcak” ya da “yüzmek için yeterince sıcak” dediğin yerde İngilizce yalnızca to + fiil kullanır, for kullanmaz.
“It's warm enough to swim.” – “yüzecek kadar sıcak”.
“We don't have enough money to buy a car.” – “araba alacak kadar paramız yok”.
“İçin” kelimesi seni for kelimesine yöneltmesin: for yalnızca bir isim ya da zamirden önce gelir (“big enough for all this food”), fiilden önce asla gelmez: “for go” değil, “to go”.
Türkçede “yeterince büyük” desen de İngilizcede enough sıfattan sonra gelir.
Aynı kural: “yeterince büyük” → big enough, enough big değil.
Türkçede “yeterince sandalye” tekildir, ama İngilizcede enough kelimesinden sonra sayılabilen isim çoğul olur: enough chairs.
“Eve gitmek için” cümlesindeki “için” burada for değildir: enough + to + fiil. For yalnızca bir isim ya da zamirden önce gelir.
“Zaman yetmedi” cümlesindeki “yetmek” fiilini kopyalama: enough bir fiil değildir. There wasn't enough time ya da We didn't have enough time de.
Sıfatlarla Türkçede miktar ifadesi önde gelir: “yeterince uzun”, “yeterince büyük”, “yeterince hızlı”
İngilizcede enough sıfat ya da zarftan sonra gelir: “tall enough”, “big enough”, “fast enough”. “Enough tall” bu derste Türkçe konuşanların en tipik hatasıdır. (Very ya da quite gibi kelimeler öne gelir: “very tall”, “quite tall”; enough bir istisnadır.)
İsimlerle Türkçede de miktar ifadesi öndedir: “yeterince zaman”, “yeterli para”
Burada sıra İngilizceyle aynıdır: “enough time”, “enough money”. Tek fark: Türkçede miktar ifadesinden sonra isim tekil kalır (“yeterince sandalye”), İngilizcede sayılabilen isim çoğul olur: “enough chairs”, “enough seats”.
“Oy vermek için yeterince büyük”, “oy verecek kadar büyük”
İngilizcede “old enough to vote” denir: yalnızca to, for yok. “-ecek kadar” yapısını düşün; fiil hemen to ile gelir. For isim ya da zamirlerle kullanılır: “enough food for everyone”, “big enough for me”. “Yeter!” ya da “Bu kadar yeter” için de “That's enough!” denir.
Türkçede “yetmek” bir fiildir: “Zaman yetmedi”, “Param yetmiyor”, “Bu kahve beni uyanık tutmaya yetmez”
İngilizcede enough bir fiil değildir; does ya da did ile kullanılmaz. Bu anlam genellikle there is / have + enough ile verilir: “There wasn't enough time.”, “I don't have enough money.” Bir şeyin yeterli olmadığını söylemek için be + enough da kullanılır: “This coffee isn't strong enough to keep me awake.”
💡 İsimle: enough önde, tıpkı “yeterince zaman” gibi → enough time (sayılabilen isim çoğul: enough chairs).
💡 Sıfat ya da zarfla: enough arkada, “yeterince uzun” sırasının tersine → tall enough.
💡 Enough kelimesinden sonra “-mek için / -ecek kadar” = to + fiil, asla for + fiil değil.
"Do we have enough gas to make it to the next town?"
"I think so, but let's stop just to be safe — I'm not sure it's enough."
"Good idea. Is the cooler big enough for all this food?"
"Barely! We packed enough snacks for a week, not a weekend."
Alıştırma 1 · Doğru sırayı seç
We don't have ___ to finish this today.
Alıştırma 2 · Doğru sırayı seç
Is she old ___ to vote?
Alıştırma 3 · Doğru sırayı seç
He didn't run ___ to win the race.
Alıştırma 4 · Doğru kelimeyi seç
There aren't ___ chairs for everyone.
Alıştırma 5 · Doğru kelimeyi seç
I have ___ money to buy the tickets.
Alıştırma 6 · Doğru sırayı seç
This coffee isn't ___ to keep me awake.
Alıştırma 7 · Hatayı düzelt
Fix the mistake:
Alıştırma 8 · Cümleyi tamamla
Complete: We don't have ___ information to decide yet. (one word)
Alıştırma 9 · Cümleyi tamamla
Complete: She's not old ___ to drive yet. (one word)
Alıştırma 10 · Kelimeleri sıraya koy
Alıştırma 11 · Doğru sırayı seç
Which word order is correct?
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: “yeterince uzun”
Turkish: “Rafa uzanacak kadar uzun değil.” Turkish puts the quantity word before the adjective. Which English sentence is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için farklı türde beş soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
Are you ___ to ride this rollercoaster?
Both, either ve neither
Both, either ve neither ile tam olarak iki kişi ya da şeyden söz et: ikisi de, ikisinden herhangi biri ya da hiçbiri. “Ben de” tuzağına dikkat!
All, every ve each
All, every ve each arasındaki fark: Türkçedeki “her” ve “bütün” ile karşılaştırma, “iki günde bir” ve “hepimiz” gibi tuzaklar.
Few ve little
Few/a few ve little/a little: hangisi ne zaman kullanılır ve küçük “a” tonu nasıl değiştirir? Türkçedeki “az” ve “biraz” farkının aynısı.
No, none ve none of
No, none ve none of: isimden önce, tek başına ya da belirli bir grupla. Türkçedeki “Hiçbir şey yapmadım” yapısı neden İngilizcede çift olumsuzluk olur?