She talks as if she knew everything. Gerçek olmayan bir benzetme: Türkçede bunu “-mış gibi” gösterir, İngilizcede ise fiilin zamanı.
Neler öğreneceksin
as if ve as though, Türkçedeki “sanki … -mış gibi” yapısı gibi bir benzetme kurar. Bu benzetme çoğu zaman bir şeyin gerçekte nasıl olduğunu değil, nasıl göründüğünü anlatır. Benzetme gerçek dışıysa fiil bir adım geçmişe kayar. Bu, wish ve second conditional yapılarındaki kalıbın aynısıdır.
Türkçede gerçek dışılığı “-mış gibi” gösterir, fiilin zamanı ise değişmez: “Her şeyi biliyormuş gibi konuşuyor” cümlesinde “biliyor” hâlâ şimdiki zamandadır. İngilizcede ise işareti fiilin zamanı verir: biliyor → knew, görmüş → had seen. “She talks as if she knew everything.” “He looked as if he had seen a ghost.”
as if ve as though aynı anlama gelir; as though kulağa biraz daha resmî gelir. İkisinde de zaman kuralları aynıdır.
Şu anla ilgili, gerçek olmayan bir durumla benzetme yapıyorsan, as if / as though cümlesinden sonra past simple kullanırsın: “She talks as if she knew everything.” – “Sanki her şeyi biliyormuş gibi konuşuyor.” Fiil geçmiş zaman gibi görünür, ama şu anı anlatır.
be fiiliyle, özenli İngilizcede her kişi için were kullanılır: “He treats me as if I were a stranger.” – “Bana yabancıymışım gibi davranıyor.” Günlük konuşmada “as if I was” da duyarsın; gündelik dilde kabul edilir. Ama yabancı olmadığın açıksa present (“as if I am a stranger”) uymaz.
Kelime sırasına da dikkat: Türkçede “sanki” cümlenin başında, “gibi” sonunda durur. İngilizcede önce temel cümle gelir, as if ondan sonra: “She talks as if she knew everything.” Özneyi de unutma: “as if she knew everything”, asla “as if knew everything” değil.
Hayal edilen olay, anlattığın andan önce olmuşsa bir adım daha geriye, past perfect zamana gidersin: “He looked as if he had seen a ghost.” – “Sanki hayalet görmüş gibi görünüyordu.” “She spoke as though she had rehearsed it.” – “Prova yapmış gibi konuşuyordu.”
İpucu: Türkçede “görmüş gibi”, “olmuş gibi” dediğin yerde olay ana eylemden önceyse İngilizcede had + past participle gelir. “-mış” ekini past simple ile çevirip “as if he saw a ghost” demek çok yaygın bir hatadır. Gündelik konuşmada bazen “as if nothing happened” da duyarsın, ama bu derste standart biçim çalışılıyor.
Çift olumsuzluğa da dikkat: Türkçede “hiçbir şey” olumsuz fiille kullanılır (“Hiçbir şey olmamış gibi davrandı”). İngilizcede nothing zaten olumsuzdur ve fiil olumlu kalır: “as if nothing had happened”, “as if nothing hadn't happened” değil.
Her benzetme gerçek dışı değildir. Benzetme gerçekten doğru olabilecekse (çünkü her şey gerçekten öyle gösteriyorsa) İngilizce present ya da present perfect zamanda kalır: “It looks as though it's going to rain.” – “Yağmur yağacak gibi görünüyor.” Büyük ihtimalle gerçekten yağacak. Bu yüzden fiil geçmişe kaymaz. Türkçede kısaca “Yağacak gibi” de diyebilirsin, ama İngilizcede it öznesini atamazsın: “Looks as though is going to rain” yanlıştır.
Zaman bir işarettir: “You look as if you've seen a ghost.” gerçekten bir hayalet görüp görmediğini açık bırakır. “You look as if you'd seen a ghost.” ise şunu söyler: tabii ki görmedin, sadece öyle görünüyorsun. Kendine hep sor: bu gerçek olabilir mi, yoksa sadece bir izlenim mi? Gündelik İngilizcede açıkça gerçek dışı benzetmelerde de present duyulur (“He acts as if he owns the place.”), ama geçmiş zamanlı biçim gerçek dışılığı netleştirir ve alıştırmalarda bu biçim çalışılır.
Her şeyi bilmiyor: benzetme gerçek dışı. Türkçedeki “biliyormuş gibi” cümlesinin İngilizcesinde fiil bir adım geriye kayar: knows → knew.
“Hayalet görmüş gibi”: hayal edilen olay daha önce olmuş, bu yüzden past simple değil past perfect (had seen) gerekir.
“Hiçbir şey olmamış gibi” Türkçede olumsuz fiille söylenir, ama İngilizcede nothing zaten olumsuzdur: had happened, hadn't happened değil.
Yabancı değilsin, yani benzetme gerçek dışı: am → were (gündelik dilde was da olur). Türkçedeki “yabancıymışım gibi” yapısında bu işi “-mış” görür.
Türkçede “Yağacak gibi görünüyor” demek yeterlidir, ama İngilizcede her cümleye bir özne gerekir: it's going to rain. Gerçek bir olasılık olduğu için de present kalır.
Türkçede gerçek dışılığı “-mış gibi” gösterir ve fiil kendi zamanını korur: “Her şeyi biliyormuş gibi konuşuyor”, “Bana yabancıymışım gibi davranıyor”
İngilizcede “-mış gibi” yapısının işini zaman kayması görür: şu anla ilgili gerçek dışı bir benzetmede present yerine past simple gelir. “She talks as if she knew everything.”, “He treats me as if I were a stranger.” Türkçedeki “biliyor” kelimesine bakıp “as if she knows” dersen, cümle bunun gerçek olabileceğini ima eder.
Türkçede önceden olmuş gibi düşünülen olay da “-mış gibi” ile söylenir: “Hayalet görmüş gibi görünüyordu”, “Prova yapmış gibi konuşuyordu”
İngilizcede hayal edilen olay ana eylemden önceyse past perfect gerekir: “He looked as if he had seen a ghost.”, “She spoke as though she had rehearsed it.”, “They looked at me as if I had said something crazy.” “-mış” ekini past simple ile çevirme (as if he saw).
Türkçede “hiçbir şey” olumsuz fiil ister: “Hiçbir şey olmamış gibi davrandı”
İngilizcede bir cümlede tek bir olumsuzluk yeterlidir. nothing zaten olumsuz olduğu için fiil olumlu kalır: “She acted as if nothing had happened.” “as if nothing hadn't happened” çift olumsuzluk olur ve yanlıştır.
Türkçede gerçek bir olasılık da “gibi” ile söylenir: “Yağmur yağacak gibi”, “Bir şey yanıyor gibi kokuyor”
İngilizcede aynı yapı iki durum için de kullanılır ve farkı zaman gösterir. Benzetme gerçek olabilecekse present ya da present perfect kalır (“It looks as though it's going to rain.”, “It smells as though something's burning.”); açıkça gerçek dışıysa bir adım geçmişe kayar (“as if she knew”). Gerçekten öyle görünen bir şey için fiili geçmişe kaydırma.
💡 Türkçedeki “-mış gibi” İngilizcede zaman kaymasıyla gösterilir: biliyormuş gibi → as if she knew, yabancıymışım gibi → as if I were.
💡 “Görmüş gibi”, “olmuş gibi”: olay daha önceyse past perfect kullan: as if he had seen, as if nothing had happened.
💡 Kendine sor: bu benzetme gerçek olabilir mi (present kalır), yoksa sadece bir izlenim mi (bir adım geçmişe)?
"How was the meeting with the new manager?"
"Strange. He talked as if he already knew everyone, but it was his first day."
"Maybe he did his research beforehand."
"Maybe. Still, he acted as if he had worked here for years."
Alıştırma 1 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence (unreal present comparison).
Alıştırma 2 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence (unreal past comparison).
Alıştırma 3 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 4 · Gerçek dışı benzetmeyi seç
Which comparison is unreal — the speaker doesn't actually know the answer?
Alıştırma 5 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence (unreal past comparison).
Alıştırma 6 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 7 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence (unreal past).
Alıştırma 8 · Gerçek dışı benzetmeyi seç
Which sentence presents the comparison as clearly unreal — you know they haven't seen a ghost?
Alıştırma 9 · Cümleleri “as if” ile birleştir
Combine with 'as if' (unreal present): 'He walks. He is in charge, but he isn't.'
Alıştırma 10 · Cümleleri “as though” ile birleştir
Combine with 'as though' (unreal past): 'She looked tired. She had run a marathon, but she hadn't.'
Alıştırma 11 · Cümleleri gruplara ayır
0 / 4 yerleştirildi
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: “hiçbir şey olmamış gibi” ve çift olumsuzluk
Turkish: “Hiçbir şey olmamış gibi davrandı.” Which English sentence is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
Choose the correct sentence.
Would rather (“tercih ederim”)
Would rather: kendi tercihin için to almayan yalın fiil, başka birinin yapmasını istediğin şey için özne + past simple. Türkçeden gelen tuzaklar.
It's time (“…zamanı geldi”)
It's time + özne + past simple: şu andan söz etsen de fiil geçmiş zamanda. Neden böyle olduğunu ve it's time for someone to yapısını ne zaman seçeceğini öğren.
If only (Ah keşke…!)
if only, wish ile aynı zamanları kullanır ama kulağa daha yoğun ve duygusal gelir; çoğu zaman tek başına bir ünlem cümlesidir, tıpkı “Ah keşke…!” gibi.
Wish (Keşke…)
Wish ile şimdiki durum için dilek, geçmiş için pişmanlık ve başkalarından yakınma; “Umarım gelirsin” neden wish ile söylenmez, öğren.