It's time we left. It's time for you to leave. Biçimi geçmiş, anlamı şimdi: tıpkı Türkçedeki “Gitme zamanı geldi” gibi.
Neler öğreneceksin
“it's time” + özne + past simple ile bir şeyin artık olması gerektiğini, ama henüz olmadığını söylersin: aslında biraz gecikmiştir bile. Fiil geçmiş zamanda olsa da yalnızca şimdiden ya da yakın gelecekten söz edilir.
Türkçede bunu bir fiilimsiyle söylersin: “Artık gitmemizin zamanı geldi.” Bu yapıda bir zaman eki olmadığı için İngilizcede akla ilk gelen present olur, ama burada present kullanılmaz. Geçmiş zaman biçimi “henüz gerçek değil” anlamını taşır, tıpkı wish ya da “If I knew…” yapılarında olduğu gibi: “It's time we left.”, “It's time we leave.” değil. İşin güzel yanı, Türkçede de “zamanı geldi” derken geçmiş zaman eki (“geldi”) kullanıp şu anı anlatırsın. that eklenebilir (“It's time that we left”), ama genellikle kullanılmaz. Continuous biçim de vardır: “It's time we were leaving.”
Daha nötr bir seçenek for + kişi + to-infinitive yapısıdır. Kulağa bir sitem ya da ima gibi değil, daha çok nesnel bir tespit gibi gelir. Kişi olmadan daha da basittir: “It's time to go.” = “Gitme zamanı.”
Türkçedeki iyelik ekini (“gitmemizin”, “büyümenin”) doğrudan çevirmeye çalışma. Kişi ya da şey for ile gelir, arkasından to + yalın fiil gelir; çekimli bir fiil gelmez: “It's time for the meeting to start.” (“Toplantının başlama zamanı geldi.”), “It's time for the meeting starts” değil; “It's time for you to leave.”, “It's time you to leave” değil.
high ya da about eklenince cümle daha vurgulu olur: açıkça gecikmiş bir şeyi anlatır, çoğu zaman biraz sabırsızlık ya da eleştiri içerir.
Türkçedeki karşılıkları: “It's high time you apologized.” = “Özür dilemenin zamanı çoktan geldi.” “It's about time you called your mother.” = “Artık anneni arasan iyi olur, zamanı geldi de geçiyor.” Tek başına “About time!” ise “Sonunda!” ya da “Nihayet!” demektir. Dil bilgisi aynı kalır: özne + past simple.
“Artık gitmemizin zamanı geldi” cümlesinde zaman eki yok, ama İngilizcede it's time + özne yapısından sonra şu andan söz etsen de past simple gelir.
Mastarlı yapıda kişi, to + fiilden önce for ile gelir: it's time for you to… Ya da: It's time you grew up.
for + kişi ya da şeyden sonra çekimli bir fiil değil, to + yalın fiil gelir.
“Artık gitmemiz gerek” ile “gitme zamanı geldi” yapılarını karıştırma: it's time ile must kullanılmaz; past simple zaten “artık olmalı” anlamını verir.
“Artık eve gitmemizin zamanı geldi” cümlesinin kelimesi kelimesine çevirisi. Doğrusu past simple, tercihen that olmadan.
Türkçede “zamanı geldi” bir fiilimsiyle kurulur ve zaman eki taşımaz: “Artık gitmemizin zamanı geldi”, “Büyümenin zamanı geldi”
Kelimesi kelimesine çevirince akla “It's time that we go” ya da “It's time you grow up” gelir; standart İngilizcede ikisi de yanlıştır. it's time arkasından bir özne geliyorsa past simple kullanılır: “It's time we went.” “It's time you grew up.” Buradaki geçmiş zaman geçmişi değil, “artık böyle olmalıydı ama hâlâ değil” anlamını taşır. that kullanmamak en iyisidir.
“Zamanı geldi” cümlesindeki “geldi” geçmiş zaman ekidir, ama anlattığı an şimdidir
İngilizcedeki mantık buna çok benzer: geçmiş zaman biçimi, şu an olması gereken bir şeyi anlatır. “It's time we told her the truth.” (“Ona gerçeği söylemenin zamanı geldi.”), “It's about time you called your mother.” “Geldi” sana present değil past simple kullanman gerektiğini hatırlatsın.
Türkçede aynı şey “gerek / lazım” ile de söylenir: “Artık gitmemiz gerek”, “Artık özür dilemen lazım”
İki yapıyı birleştirme: it's time ile must, should ya da would kullanılmaz. Past simple tek başına “artık olmalı” anlamını verir: “It's time we left.”, “It's high time you apologized.” “gerek” demek istiyorsan ayrı bir cümle kur: “We must leave now.”
Türkçede gecikmiş bir şey için “Sonunda!”, “Nihayet!”, “Zamanı çoktan geldi” denir
İngilizcede bunun karşılığı it's about time ve it's high time yapılarıdır: “About time!” = “Sonunda!”, “It's high time this got fixed.” = “Bunun tamir edilmesinin zamanı çoktan geldi.” Arkadan bir özne gelirse yine past simple kullanılır.
💡 “Artık gitmemizin zamanı geldi” → It's time we went: it's time + özne yapısından sonra present değil, geçmiş zaman biçimi (genellikle past simple) gelir.
💡 it's time ile must, should ya da would kullanma; Türkçedeki “zamanı geldi” de geçmiş zaman ekiyle şu anı anlatır.
💡 high time = “zamanı çoktan geldi”, about time = “sonunda!”. for + kişi yapısından sonra to + yalın fiil gelir.
"Are you still job hunting?"
"Yeah, but honestly, it's time I updated my resume first."
"It's about time — you've been saying that for months!"
"I know, I know. This weekend, I promise."
Alıştırma 1 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 2 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 3 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct alternative structure with 'for.'
Alıştırma 4 · Daha vurgulu olan cümleyi seç
Choose the more emphatic version.
Alıştırma 5 · Hangi zamandan söz edildiğini bul
Which time does 'It's time we left' actually refer to?
Alıştırma 6 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 7 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 8 · Doğru cümleyi seç
Choose the correct sentence.
Alıştırma 9 · “It's time” ile yeniden yaz
Rewrite using 'It's time': 'We should leave now.'
Alıştırma 10 · “It's time for…to” ile yeniden yaz
Rewrite using 'It's time for + someone + to': 'You should go home.'
Alıştırma 11 · Cümleleri gruplara ayır
0 / 4 yerleştirildi
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: “zamanı geldi” yapısını present ile çevirmek
Turkish: “Artık eve gitmemizin zamanı geldi.” Which English sentence is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için farklı türde beş soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
Choose the correct sentence.
Would rather (“tercih ederim”)
Would rather: kendi tercihin için to almayan yalın fiil, başka birinin yapmasını istediğin şey için özne + past simple. Türkçeden gelen tuzaklar.
If only (Ah keşke…!)
if only, wish ile aynı zamanları kullanır ama kulağa daha yoğun ve duygusal gelir; çoğu zaman tek başına bir ünlem cümlesidir, tıpkı “Ah keşke…!” gibi.
As if / as though (sanki)
As if ve as though: gerçek olmayan bir benzetmede fiil bir adım geçmişe kayar. Türkçedeki “-mış gibi” yapısından farkı ve sık yapılan hatalar.
Wish (Keşke…)
Wish ile şimdiki durum için dilek, geçmiş için pişmanlık ve başkalarından yakınma; “Umarım gelirsin” neden wish ile söylenmez, öğren.