I was gonna — never mind. It was good, really good. – konuşma anında böyle düzeltilir. Türkçede bunu zaten hep yapıyorsun; sana yalnızca İngilizcedeki işaret kelimeleri lazım.
Neler öğreneceksin
Yazılı İngilizce sen okumadan önce düzeltilir: kötü başlamış bir cümle silinir, o kadar. Konuşurken böyle bir düzeltme yoktur: kelimeler sen düşünürken ağzından çıkar. Bu yüzden anadili İngilizce olan en yetkin konuşanlar bile cümlenin ortasında sık sık takılır, kendini düzeltir ve tekrar eder.
Bu kalıpları tanırsan gerçek sohbetleri daha kolay takip edersin (“bozuk” bir İngilizce duyduğunu düşünmezsin) ve her cümlenin ilk denemede kusursuz çıkmasını beklemeden daha doğal konuşursun. Türkçede bunu sürekli yapıyorsun; İngilizcede çoğu zaman yalnızca bunu belirten kelimeler eksik.
Biri yanlış bir şey söylediğini fark ettiğinde ya da daha net olmak istediğinde, sözünü keser ve hemen düzeltir; bunu da çoğu zaman kısa bir işaret kelimesiyle yapar: I mean (= “yani”, “demek istediğim”), sorry (= “pardon”) ya da well (= “şey”, “yani”, “eee”).
Repair, daha kibar bir biçime geçmek için de kullanılır: “Can you — sorry, could you help me with this?” Çok sık kullanılan bir başka kelime de actually; kendini düzeltirken “aslında”, “yok, dur” anlamına gelir: “actually, wait, it was the coffee shop”. Dikkat: actually, Türkçedeki “aktüel” gibi “güncel” anlamına gelmez (o anlam için currently ya da nowadays kullanılır).
Bazen bir cümleye başlarsın, yarı yolda fikrini değiştirirsin ve onu bırakırsın: ya fikirden tamamen vazgeçersin (“never mind” = “neyse”, “boş ver”, “önemli değil”) ya da yerine yeni bir cümle kurarsın.
Gonna, going to + fiil yapısının konuşma dilindeki biçimidir (I'm gonna call doğru, ama I'm gonna the shop yanlış): sohbette tamamen normaldir, resmî metinlerde ise kullanılmaz.
Bir kelimeyi ya da kısa bir ifadeyi, çoğu zaman sesini biraz daha güçlendirerek tekrarlamak, bir betimlemeyi güçlendirmenin basit ve çok yaygın bir yoludur; tıpkı Türkçedeki “Güzeldi. Çok güzeldi.” gibi. Tekrarda genellikle really ya da very gibi bir pekiştirici kelime bulunur ve net bir vurguyla söylenir. Türkçedeki “bembeyaz”, “upuzun” gibi pekiştirmelerin İngilizcede ön ek olarak bir karşılığı yoktur; onların yerine de really, very ya da bu tür bir tekrar kullanılır.
Doğal konuşmanın “dağınıklığı” bir dil hatası değildir: konuşma dili, düzeltilmiş bir metinden farklı işler.
Kendini akıcı bir şekilde düzeltebilmek, gizlemen gereken bir zayıflık değil, özgüveninin arttığının bir işaretidir.
“Şey…” dolgu sözü thing diye çevrilmez. İngilizcede duraksarken uh / um (Amerikan İngilizcesi) ya da er / erm (İngiliz İngilizcesi) denir.
Türkçede kendini çok doğal bir şekilde düzeltirsin: “Onu pazartesi — yani salı gördüm”, “Şey — biraz karışık aslında”, “Seni arayacaktım ama… neyse, boş ver”
Yarıda bırakılan cümleler, kendini düzeltme ve tekrarlar İngilizceye özgü değildir; her dilde doğal konuşmanın bir özelliğidir. Yeni bir beceri öğrenmen gerekmiyor, yalnızca işaret kelimelerini aktarman yeterli: “yani / demek istediğim” → I mean, “pardon” → sorry, “neyse / boş ver” → never mind, “yok, dur, aslında” → actually, wait, “işte / eee” (bir olayı anlatmaya başlarken) → so, well. Derslerde çoğu zaman yalnızca kusursuz, tamamlanmış cümleler kurmak çalışılır; gerçek bir sohbette ise tam da bu yapay durur.
“Şey…” ve “eee…” gibi dolgu sözleri kolayca İngilizceye kayar, actually de “aktüel” kelimesine benzer
“Şey…” dolgu sözünü “thing…” diye çevirirsen dinleyen bir nesnenin adını bekler: “Thing… I was at the coffee shop” tuhaf durur. İngilizcede duraksarken uh / um (özellikle Amerikan İngilizcesinde) ya da er / erm (İngiliz İngilizcesinde) denir. Actually ise “aktüel / güncel” anlamına gelmez: kendini düzeltirken “aslında”, “yok, dur” demektir.
💡 “Yani” → I mean, “pardon” → sorry, “neyse / boş ver” → never mind; ama dolgu sözü olan “şey…” → um ya da er, thing değil.
💡 Kendini düzeltirken actually “aslında / yok, dur” demektir; asla “aktüel” ya da “güncel” değil.
"So I was at the — actually, wait, it was the coffee shop, not the restaurant."
"Okay, the coffee shop, go on."
"Right, so I saw him there, and he looked — I mean, he looked really surprised to see me."
"Surprised how? Like, surprised-surprised, or just mildly surprised?"
Alıştırma 1 · Kalıbı bul
'I went to the — I mean, I went to the doctor's, not the dentist's.' This self-correction pattern is called...
Alıştırma 2 · Kalıbı bul
'It was good. Really good.' — repeating 'good' with emphasis is an example of...
Alıştırma 3 · Kalıbı bul
'I was gonna — actually, never mind.' This abandoned, restarted sentence is called...
Alıştırma 4 · Doğru açıklamayı seç
Why do fluent speakers regularly use false starts and self-correction in real-time speech?
Alıştırma 5 · Kalıbı bul
'It's — well, it's complicated, I guess.' Restarting with 'well' after a stumble is an example of...
Alıştırma 6 · Doğru metin türünü seç
Which written style is LEAST likely to include self-correction/repair patterns?
Alıştırma 7 · Kalıbı bul
'Can you — sorry, could you help me with this?' Interrupting yourself to use a more polite form is an example of...
Alıştırma 8 · İşlevini bul
'That was fast. Really fast.' The repeated word with emphasis mainly serves to...
Alıştırma 9 · Düzeltmeyi tamamla
Complete a natural self-correction: 'I saw her on — I mean, ___ Tuesday.' (the preposition used with days of the week)
Alıştırma 10 · False start olarak yeniden yaz
Rewrite as a false start followed by an abandoned restart: 'I was going to call you, but never mind.' (start with 'I was gonna —')
Alıştırma 11 · Gruplara ayır
0 / 8 yerleştirildi
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: dolgu sözü “şey…”
Turkish: “Şey… kafedeydim – yok, dur, restorandaydım.” Which English version sounds natural?
Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
'She's — well, she used to be my neighbor.' The pause and 'well' here signal...
Hedges (ifadeyi yumuşatmak)
İngilizcede hedge: I think, I guess, sort of ve probably ile fikrini, eleştirini, itirazını ya da önerini kaba durmadan, daha yumuşak biçimde söyle.
Downtoners (bir kelimeyi yumuşatmak)
İngilizcede downtoner: slightly, a bit, rather, somewhat ve fairly bir sıfatın ya da fiilin şiddetini azaltır. Hedge ile farkı ve Türkçedeki karşılıkları.
Vague language (bilerek belirsiz konuşmak)
İngilizcede belirsiz ifadeler: stuff, or something, and so on, around, give or take. Gündelik sohbette normal, resmî metinlerde ise yeri yok.
Konuşma İngilizcesinde kısa biçimler ve eksiltme
Konuşma İngilizcesinde eksiltme: gündelik dilde cümle başındaki özne ve yardımcı fiil nasıl atılır? Got it!, Want some?, Been waiting long?