Türkçede her fiil geçmiş zamanı aynı ekle kurar: gel-di, al-dı, git-ti. İngilizcede ise fiillerin çoğu -ed alır, ama en sık kullanılan fiiller düzensizdir ve tek tek öğrenilir.
Neler öğreneceksin
Düzenli fiiller past simple biçimini yalın biçime -ed ekleyerek kurar. Düzensiz fiiller bu kalıba uymaz. İngilizcenin en sık kullanılan fiilleri (be, go, have, do, say, see) düzensizdir ve ezberlenmesi gerekir.
Bu fikir Türkçe konuşanlar için yenidir: Türkçede her fiil geçmiş zamanı aynı -di ekiyle kurar (gitmek → gitti, almak → aldı, yemek → yedi), istisnası yoktur. Bu yüzden İngilizcede de her fiile -ed eklemek çok doğal gelir. Ama İngilizcede go → went gibi, yalın biçime hiç benzemeyen geçmiş biçimleri vardır. Karşılaştır: “She walked to work.” (düzenli: walk + -ed) ve “She went to work.” (düzensiz: go → went).
Fiil ünsüz + y ile bitiyorsa y, i olur: study → studied, try → tried. y'den önce bir ünlü varsa y değişmez: play → played. “He studied all weekend.”
Vurgulu tek bir ünlü + tek bir ünsüzle biten kısa fiillerde son ünsüz ikizleşir: stop → stopped, plan → planned. Türkçede ek alırken ünsüz genellikle ikizleşmez, hatta çoğu zaman yumuşar (kitap → kitabı); bu yüzden “stoped” yazmak çok kolaydır. Son hece vurgusuzsa (visit → visited, open → opened) ya da fiil w, x veya y ile bitiyorsa (fix → fixed) ikizleşme olmaz. -l ile biten fiillerde bir fark vardır: İngiliz İngilizcesinde travelled, Amerikan İngilizcesinde traveled. “They stopped at the light.”
Fiil zaten e ile bitiyorsa yalnızca -d eklenir: live → lived. “We lived there for years.” Bir de telaffuz notu: Türkçede her harf okunur, ama -ed neredeyse hiçbir zaman ayrı bir hece değildir. “Walked” tek hecedir (“vokt” gibi okunur), “lived” da öyle (“livd”). Yalnızca t ya da d'den sonra ayrı bir hece olarak söylenir: wanted, needed. Bu, Türkçedeki “aldı / gitti” farkına benzer: ek, önündeki sese göre değişir.
Düzensiz fiiller farklı şekillerde değişir: bazen yalnızca ünlü değişir (give → gave, sing → sang), bazen tamamen farklı bir kelime ortaya çıkar (go → went, be → was/were), bazen de hiç değişmez (put → put, cut → cut).
Burada tahmin yürütmenin bir yolu yok: hangi fiilin düzensiz olduğunu ancak öğrenerek bilebilirsin. En pratik yol, önce en sık kullanılan düzensiz fiilleri ezberlemektir; çünkü günlük konuşmada en çok onlar geçer.
Bağlam içinde: “I saw that movie last week.” “She bought a new car.” “We had a great time.”
Türkçede geçmiş zaman kişiye göre değişir: çalıştım, çalıştın, çalıştı, çalıştık, çalıştılar. İngilizcede değişmez: present simple zamanından farklı olarak (orada he/she/it -s alır), geçmiş biçim herkes için tamamen aynıdır: “I worked. You worked. He worked. We worked. They worked.” Tek istisna be fiilidir: I/he/she/it was, you/we/they were.
Bunun önemli bir sonucu var: fiil eylemi kimin yaptığını göstermediği için özne atlanamaz. Türkçede “Dün çalıştım” zaten “ben” olduğunu söyler, ama İngilizcede “Yesterday worked” anlaşılmaz; “I worked yesterday” gerekir. Kelime sırası da farklıdır: Türkçede fiil sonda gelir (“Uzun bir mektup yazdı”), İngilizcede ise özneden hemen sonra: “She wrote a long letter.” Bir iyi haber daha: Türkçedeki “-di” ve “-miş” ayrımı İngilizcede yoktur. “Geldi” de “gelmiş” de “he came” olur.
Go düzensizdir: geçmiş biçimi went olur, “goed” değil. Düzensiz bir fiile -ed eklemek, Türkçede her fiil düzenli olduğu için en sık yapılan hatalardan biridir.
Türkçede almak → aldım tamamen düzenlidir, ama buy İngilizcede düzensizdir: buy → bought.
Türkçede “Dün aldım” kişiyi zaten gösterir. İngilizcede bought herkes için aynıdır, bu yüzden özne gerekir: I bought.
Türkçede fiil sona gelir (“Uzun bir mektup yazdı”), İngilizcede ise özneden hemen sonra: özne + fiil + nesne.
Stop vurgulu bir ünlü + tek bir ünsüzle biter, bu yüzden -ed'den önce p ikizleşir: stopped.
Study ünsüz + y ile biter, bu yüzden -ed'den önce y, i olur: studied.
Türkçeden farklı olarak (çalıştım, çalıştı, çalıştılar) İngilizcede geçmiş zaman kişiye göre değişmez. Yalnızca be, was ve were biçimlerini ayırır.
Türkçede her fiil geçmiş zamanı aynı ekle kurar: gitti, aldı, yedi, geldi; düzensiz bir geçmiş zaman biçimi yoktur
İngilizcede fiillerin çoğu -ed ile düzenli bir kurala uyar, ama en sık kullanılanlar düzensizdir ve ezberlenir: go → went, have → had, see → saw, buy → bought. Türkçede bir dayanak olmadığı için her fiile -ed eklemek (“goed”, “buyed”, “eated”) bu konudaki en tipik hatadır. Düzensiz fiilleri küçük gruplar halinde ve cümle içinde çalış.
Türkçede geçmiş zaman kişiyi ekle gösterir (çalıştım, çalıştı, çalıştılar), bu yüzden özne söylenmeyebilir ve fiil sona gelir
İngilizcede geçmiş biçimin kişi eki yoktur: “I worked, she worked, they worked.” Bu yüzden zamir zorunludur: “I bought bread yesterday”, “Yesterday bought bread” değil. Fiil de sona değil, özneden hemen sonra gelir: “She wrote a long letter”, “She a long letter wrote” değil. Yalnızca be fiilinin iki biçimi vardır: was ve were.
Türkçede “-di” (gördüğün, bildiğin geçmiş) ile “-miş” (duyduğun ya da sonradan fark ettiğin geçmiş) arasında seçim yaparsın
İngilizcede past simple biçimi tektir: “Geldi” ve “Gelmiş” ikisi de “He came” olur. Bilgiyi başkasından duyduğunu göstermek istersen bunu kelimelerle yaparsın: “Apparently he came.”, “I heard he came.” Geçmişteki alışkanlıklar için used to (“çalışırdım”), devam eden eylemler için past continuous (“was working”, “çalışıyordum”) da vardır, ama past simple'ın kendisi herkes ve her durum için tek biçimdir.
Türkçede yazılan her harf okunur, bu yüzden “walked” kelimesini “wal-ked” diye okumak cazip gelir
-ed eki yalnızca t ya da d'den sonra yeni bir hece oluşturur: “wanted”, “needed”. Diğer fiillerde önceki heceye yapışır: “walked” (vokt), “played” (pleyd), “stopped” (stopt). Türkçedeki -di / -ti değişimi gibi, ekin sesi önündeki sese uyar.
💡 Türkçede her geçmiş zaman düzenlidir, İngilizcede değil: aldım → bought, gittim → went.
💡 Geçmiş zamanda kişi eki yoktur, bu yüzden özne zorunludur ve fiil özneden hemen sonra gelir: I bought, she wrote.
💡 Ünsüz + y ile biten fiil -ied alır (studied); vurgulu bir ünlü + tek ünsüzle biten fiillerde ünsüz ikizleşir (stopped).
💡 -ed yalnızca t ya da d'den sonra ayrı bir hecedir: wanted, needed. Walked tek hecedir.
"What did you do this weekend?"
"We drove to the coast and stayed at a small hotel."
"Sounds nice! Did the weather cooperate?"
"Mostly — it rained on Saturday, but Sunday was perfect."
Alıştırma 1 · Doğru biçimi seç
What is the past simple of the regular verb 'walk'?
Alıştırma 2 · Doğru biçimi seç
What is the past simple of the irregular verb 'go'?
Alıştırma 3 · Doğru biçimi seç
Which past form is correct for 'study'?
Alıştırma 4 · Doğru biçimi seç
Which past form is correct for 'stop' (double the consonant)?
Alıştırma 5 · Doğru ifadeyi seç
Which is correct for all subjects (I/you/he/she/we/they) in the past simple?
Alıştırma 6 · Doğru biçimi seç
What is the past simple of 'eat'?
Alıştırma 7 · Hatayı düzelt
Fix the mistake:
Alıştırma 8 · Cümleyi tamamla
Complete: the past simple of the regular verb 'play' is ___.
Alıştırma 9 · Cümleyi tamamla
Complete: the past simple of the irregular verb 'buy' is ___.
Alıştırma 10 · Kelimeleri sıraya koy
Alıştırma 11 · Doğru cümleyi seç
Which is correct?
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: özneyi atlamak ve fiili sona koymak
Turkish: “Dün ekmek aldım.” In Turkish the ending of “aldım” shows who did it, but the English past form is the same for everyone. Which translation is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
What is the past simple of 'watch'?
Fiil türleri
İngilizcedeki başlıca fiil türleri (ana fiiller, yardımcı fiiller, modal fiiller ve phrasal verb'ler) ve bunların cümlede birlikte nasıl çalıştığı.
Fiilin biçimleri
İngilizce fiilin beş biçimi: yalın hâl, -s, -ing, past ve past participle. -ing biçiminin ve past participle'ın iki farklı görevini öğren.
Yardımcı fiiller
İngilizcede yardımcı fiil olarak be, do ve have: sorular, olumsuz cümleler, continuous ve perfect zamanlar, edilgen yapı, vurgu ve asıl fiilden farkları.
Fiiller: temel bilgiler
Fiil nedir, cümlede nasıl bulunur ve Türkçede söylemesen bile İngilizcede neden her cümleye bir özne gerekir? “Yağmur yağıyor” neden “It is raining” olur?