Her fiil aynı işi yapmaz: bazıları anlamı taşır, bazıları yalnızca dil bilgisini kurar. Türkçede eklerin yaptığı işi İngilizcede çoğu zaman ayrı bir yardımcı kelime yapar.
Neler öğreneceksin
Ana fiil cümlenin temel anlamını taşır. Yardımcı fiiller ve modal fiiller ise “yardımcıdır”: bir ana fiille birleşerek zaman, soru ya da olumsuzluk kurar veya cümleye bir anlam inceliği katar.
Türkçede bu işlerin çoğunu tek bir fiile eklenen ekler yapar: “okuyor”, “okuyabilir”, “okumalı”, “okuyacak”, “okudu mu?”. İngilizcede ise aynı bilgi ayrı bir kelimeyle verilir: “She is reading.” cümlesinde is yardımcı fiil, reading ana fiildir (“Okuyor”). “She can swim.” cümlesinde can modal fiil, swim ana fiildir (“Yüzebilir”).
be, continuous zamanları kurar (“They are working.”); do, simple zamanlarda soru ve olumsuz cümle kurar (“Does she like tea?”); have ise perfect zamanları kurar (“We have finished.”).
be + -ing sana tanıdık gelebilir: şu an süren eylemlerde Türkçedeki “-iyor” ekine karşılık gelir (“Çalışıyorlar”). have ile kurulan perfect zamanların Türkçede birebir karşılığı yoktur. En büyük fark do fiilindedir: Türkçede soruyu “mı” ekiyle (“Çay sever mi?”), olumsuzluğu “-me” ekiyle (“Çay sevmez”) yaparsın. İngilizcede simple zamanlarda bunun için do/does gerekir: “Does she like tea?”, “She doesn't like tea.”
Bu üç fiil kendi anlamlarıyla ana fiil olarak da kullanılabilir: “She is a teacher.” “I do my homework.” “I have a car.” Yardımcı mı ana fiil mi olduğuna, cümledeki görevine bakarak karar verirsin.
Modal fiiller (can, could, may, might, must, shall, should, will, would) cümleye bir anlam katar: yetenek, izin, zorunluluk, olasılık. Arkalarından ana fiil yalın hâliyle gelir: to olmadan, -s olmadan.
Türkçede bu anlamlar fiile eklenir: “yüzebilirim”, “gitmeliyim”, “arayacağım”. İngilizcede modal ayrı bir kelimedir ve hiç değişmez: “he can”, “he cans” değil. “-ebilmek” ekini hem can hem be able to diye çevirip “I can able to swim” deme; ikisinden birini seç: “I can swim” ya da “I am able to swim”. “Gitmek zorundayım” cümlesindeki yapı da seni “I must to go” demeye itebilir, ama must ile to kullanılmaz: “I must go” (have to ise to alır: “I have to go”). Türkçede bir becerinin “bilmek” fiiliyle de söylendiğini unutma (“Yüzme biliyorum”); İngilizcede bunun için can kullanılır: “I can swim”.
will de bir modal fiildir. Türkçede söz verirken çoğu zaman geniş zaman kullanılır (“Seni sonra ararım”), bu yüzden will kolayca unutulur: “I'll call you later”, “I call you later” değil.
Başka örnekler: “You must wear a helmet.” “It might rain later.” Buradaki it kelimesine dikkat: Türkçede “Yağmur yağabilir” dersin, ama İngilizcede hava durumu için özne olarak it kullanılır.
Phrasal verb, bir fiili bir ya da daha fazla parçacıkla (up, on, off, into…) birleştirir ve çoğu zaman bambaşka bir anlam ortaya çıkar: look up (bir bilgiyi aramak, bakmak), give up (vazgeçmek, pes etmek), run into (birine tesadüfen rastlamak).
Türkçede buna benzer bir yapı yoktur; genellikle tek bir fiil kullanırız (aramak, vazgeçmek, ertelemek). Bu yüzden her phrasal verb kalıbını bir bütün olarak öğren, parçalarını ayrı ayrı çevirme. Örneğin Türkçedeki “bakmak” hem look at hem look after anlamına gelir: “Çocuklara bakabilir misin?” → “Can you look after the kids tonight?” (“look the kids” değil). “I ran into an old friend yesterday.” = “Dün eski bir arkadaşa rastladım.”
Modal fiilden sonra doğrudan yalın fiil gelir, to olmadan.
Modal fiiller he, she, it ile de -s almaz. -s kuralı yalnızca ana fiiller içindir: He speaks French.
“Gitmek zorundayım” cümlesindeki mastarı to diye çevirme: must to almaz. (have to ise alır: I have to go now.)
“-ebil-” ekini iki kez çevirme: ya I can swim ya da I am able to swim.
“Yüzme biliyorum” İngilizcede can ile söylenir. know bir bilgiyi bilmek ya da birini tanımak demektir.
Türkçedeki “mı” ekinin İngilizcedeki karşılığı, present simple zamanda do/does ile kurulan sorudur.
“Seni sonra ararım” Türkçede doğal bir sözdür, ama İngilizcede gelecekle ilgili bir söz ya da karar için will gerekir.
Türkçede zaman, kip, soru ve olumsuzluk fiile eklenir: “okuyor”, “okuyabilir”, “okumalı”, “okumuyor”, “okudu mu?”
İngilizcede bu bilgiyi ana fiilden önce gelen ayrı bir kelime taşır: “She is reading”, “She can read”, “She must read”, “She doesn't read”, “Did she read?” Türkçe bir fiili çevirirken önce eki bul, sonra onun İngilizcedeki yardımcı kelimesini seç.
Türkçede “-ebil-” ekinin arkasına kişi eki gelir: yüzebilirim, yüzebilirsin, yüzebilir
İngilizcede modal fiiller hiç değişmez: “I can, he can, they can”, asla “he cans”. Arkalarından to olmadan yalın fiil gelir: “She can swim”, “You must wear a helmet”; “She can to swim” ya da “You must to wear” yanlıştır. can ile be able to aynı anlamdadır, ikisi birlikte kullanılmaz: “I can able to swim” yanlıştır.
Türkçede öğrenilmiş bir beceri “bilmek” ile de söylenir: “Yüzme biliyorum”, “Araba kullanmayı biliyor musun?”
İngilizcede “I know swimming” ya da “I know swim” denmez. Beceri can ile söylenir: “I can swim”, “Can you drive?” “I know how to swim” de doğrudur (how to ile).
Türkçede soru “mı” ekiyle (“Kahve sever misin?”), olumsuzluk “-me” ekiyle yapılır (“Kahve sevmem”)
İngilizcede simple zamanlarda do/does yardımcı fiili zorunludur: “Do you like coffee?”, “I don't like coffee.” Soru tonuyla söylenen “You like coffee?” yalnızca gündelik konuşmada, bir şeyi teyit etmek ya da şaşkınlık göstermek için duyulur.
Türkçede söz ve teklifler çoğu zaman geniş zamanla söylenir: “Seni sonra ararım”, “Ben hallederim”
İngilizcede o anda verilen bir söz ya da karar için will gerekir: “I'll call you later”, “I'll take care of it.” Present simple ile söylenen “I call you later” söz anlamı taşımaz ve yanlıştır.
💡 Modal fiiller -s almaz ve arkalarından to gelmez: she can swim, he must go.
💡 “Yüzme biliyorum” = I can swim; I know swimming değil.
💡 Türkçedeki “mı” ve “-me” eklerinin İngilizcedeki karşılığı çoğu zaman do/does/did olur: Do you…?, I don't…
💡 Phrasal verb kalıplarını bir bütün olarak öğren: look after = bakmak (çocuğa), look up = bir bilgiye bakmak.
"Do you want to hang out this weekend?"
"I might be busy on Saturday, but Sunday should work."
"Great, I'll look into some restaurant options."
"Sounds good — let me know what you find."
Alıştırma 1 · Ana fiili bul
In 'She is reading', which word is the main verb?
Alıştırma 2 · Modal fiili seç
Which of these is a modal verb?
Alıştırma 3 · Yardımcı fiili bul
In 'They have finished', which word is the auxiliary verb?
Alıştırma 4 · Fiil türünü seç
'Look up' (meaning 'search for information') is an example of a ___.
Alıştırma 5 · Modal fiil içeren cümleyi seç
Which sentence uses a modal verb?
Alıştırma 6 · Yardımcı fiili bul
In 'Does she work here?', which word is the auxiliary?
Alıştırma 7 · Ana fiili seç
Which is a main verb, not an auxiliary or modal?
Alıştırma 8 · Cümleyi tamamla
Complete: 'give up' meaning 'stop trying' is an example of a ___ ___. (two words)
Alıştırma 9 · Cümleyi tamamla
Complete: In 'I must leave now', 'must' is a ___ verb.
Alıştırma 10 · Fiilleri gruplara ayır
0 / 6 yerleştirildi
Alıştırma 11 · Doğru açıklamayı seç
Which best describes 'be', 'do', and 'have' when used as auxiliaries?
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: beceri için “bilmek”
Turkish: “Yüzme biliyorum.” Turkish uses “bilmek” for a skill, but English uses a modal verb. Which English sentence is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
In 'I will call you later', which word is the modal verb?
Düzenli ve düzensiz fiiller
Düzenli ve düzensiz fiiller: -ed ile past simple, yazımdaki değişiklikler, ezberlenecek düzensiz fiiller ve bütün özneler için tek bir biçim.
Yardımcı fiiller
İngilizcede yardımcı fiil olarak be, do ve have: sorular, olumsuz cümleler, continuous ve perfect zamanlar, edilgen yapı, vurgu ve asıl fiilden farkları.
Durum fiilleri ve hareket fiilleri
Durum fiilleri (know, like, want) neden genellikle -ing almaz? “Biliyorum” neden “I know” olur; think, have ve taste anlama göre nasıl değişir?
Fiilin biçimleri
İngilizce fiilin beş biçimi: yalın hâl, -s, -ing, past ve past participle. -ing biçiminin ve past participle'ın iki farklı görevini öğren.