Bağlayıcı fiiller (linking verbs)

B1 · OrtaFiiller

Bazı fiiller bir eylem bildirmez: yalnızca özneyi onu betimleyen bir kelimeye bağlar. Bu kelime zarf değil, sıfat olmalıdır. Türkçede “güzel”, “iyi”, “dikkatli” hem sıfat hem zarf olduğu için bu ayrım İngilizcede özellikle dikkat ister.

Neler öğreneceksin

  • Bağlayıcı fiiller (linking verbs) özneyi bir betimlemeye bağlar: be, seem, become, appear, get, grow, turn
  • Duyu fiilleri de bu işi yapabilir: look, feel, taste, sound, smell
  • Bağlayıcı bir fiilden sonra eylemi değil, özneyi betimleyen bir sıfat gelir; zarf gelmez
  • Bazı duyu fiilleri aynı zamanda eylem fiilidir; o zaman sıfat mı zarf mı geleceğine anlam karar verir

Bağlayıcı fiil ne yapar?

Bağlayıcı bir fiil (linking verb) öznenin bir şey yaptığını söylemez: özneyi, onu adlandıran ya da betimleyen bir kelimeye veya ifadeye bağlar. Betimleme bir eyleme değil özneye ait olduğu için sıfat biçiminde olur.

Bu fikir Türkçeden de tanıdık: “Yorgun görünüyor”, “Mutlu gibi görünüyor”, “Gergin hissediyorum”. Görünmek, gibi görünmek ve hissetmek, tıpkı look, seem ve feel gibi özneyi bir sıfata bağlar. Fark şurada: Türkçede sıfat ve zarf çoğu zaman aynı kelimedir (“güzel bir kız” / “güzel konuşuyor”), İngilizcede ise genellikle ayrıdır: beautiful (sıfat) / beautifully (zarf). Bu yüzden hangisinin gerektiğini her seferinde düşünmen gerekir.

En hızlı test: fiilin yerine is/are koy. Cümle yine anlamlıysa (“She is tired”, “The milk is bad”), fiil bağlayıcı bir fiildir ve arkasından sıfat gelir.

"She looks tired. (tired, fiili değil, özneyi betimler)"
"The milk smells bad. (bad sütü betimler)"

En önemli bağlayıcı fiiller

Be en temel bağlayıcı fiildir. Diğerleri bir değişimi (become, get, grow, turn) ya da bir izlenimi (seem, appear) anlatır. Hepsi özneyi arkalarından gelen bir sıfata ya da isme bağlar.

Türkçede değişimi çoğu zaman “olmak” fiili ya da -leş-, -len-, -ar- gibi eklerle türetilmiş fiiller anlatır (“doktor oldu”, “sinirlendi”, “hava kararıyor”, “yapraklar kızardı”). İngilizcede bu iş birkaç fiile dağılır: get, gündelik konuşmada en sık kullanılanıdır, özellikle sıfatlarla (“It's getting dark.” = “Hava kararıyor”; “He got angry.” = “Sinirlendi”); become daha tarafsız ya da resmîdir ve isimlerle de kullanılır (“He became a doctor.”); grow yavaş yavaş olan bir değişimi anlatır ve biraz daha edebî durur (“He grew quiet.”); turn ise özellikle renklerle kullanılır (“The leaves turned red.”).

İki tuzak var. Birincisi, “olmak” Türkçede hem “be” hem “become” anlamına gelir; ama “Doktor oldu” cümlesi “He was a doctor” değil, “He became a doctor” demektir. İkincisi, tekil bir meslekten önce İngilizcede a/an gerekir: “He became doctor” değil, “He became a doctor”.

"He became a doctor."
"It's getting dark."
"She seems confident."

Duyu fiilleri: linking verb mi, eylem mi?

Look, feel, taste, sound ve smell hem bağlayıcı fiil olarak (özneyi betimler) hem de normal eylem fiili olarak (bir şeyin nasıl yapıldığını anlatır) kullanılabilir. Bağlayıcı fiil olarak kullanıldıklarında arkalarından sıfat, eylem olarak kullanıldıklarında zarf gelir.

Türkçede bunlar çoğu zaman farklı fiillerdir: bağlayıcı fiil olan look “görünmek” demektir (“She looks happy.” = “Mutlu görünüyor”), eylem olan look at ise “bakmak” (“She looked at the photo carefully.” = “Fotoğrafa dikkatle baktı”). Türkçede “dikkatli baktı” da diyebilirsin, ama İngilizcede burada sıfat olan careful değil, zarf olan carefully gerekir. Türkçede “görünmek”, “hissetmek”, “tadı … olmak”, “kulağa … gelmek” ya da “… kokmak” + betimleme diyeceğin yerde İngilizcede sıfat kullan.

Senin için büyük tuzak “iyi” ve “kötü”. Türkçede “iyi” hem good hem well demektir. Bağlayıcı bir fiilden sonra ise İngilizcede sıfat olan good ve bad gerekir: “The milk smells bad.”, “It tastes good.”, “That sounds good.” -ly ekini öğrendikten sonra “smells badly” ya da “looks beautifully” demek de çok yaygın bir aşırı düzeltmedir. Özel bir durum: “I feel good.” doğrudur (sıfat), “I feel well.” de doğrudur, çünkü burada well “sağlıklı, iyi” anlamında bir sıfattır. Yemekte istisna yoktur: “Tadı güzel / iyi” her zaman “It tastes good.” olur.

Bir isimden önce like gerekir, tıpkı Türkçedeki “gibi” gibi: “Kulağa harika bir plan gibi geliyor” = “That sounds like a great plan.” Arkasından yalnızca bir sıfat geliyorsa like kullanılmaz: “Kulağa harika geliyor” = “That sounds great.”, “sounds like great” değil. Birine benzemek de look like ile söylenir: “Babasına benziyor” = “He looks like his father.” Türkçedeki “-e” ekini to diye çevirme: “resembles to his father” yanlıştır, doğrusu “resembles his father”.

Bir de Türkçede fiille söylenen durumlara dikkat et: “Üşüyorum”, “Acıktım”, “Sıkıldım”, “Yoruldum” İngilizcede be, feel ya da get + sıfat ile söylenir: “I'm cold”, “I'm hungry” ya da “I got hungry”, “I'm bored”, “I'm tired”. “I am boring” ise “Ben sıkıcı biriyim” demektir.

"She looks happy. (bağlayıcı fiil: onu betimler)"
"She looked at the photo carefully. (eylem: nasıl baktığını anlatır)"

Gerçek hayattan İngilizce örnekler

"Everything sounds fine so far."
"He got really upset about the news."
"This bread tastes stale."
"The plan seems reasonable to me."

Dikkat

✗She looks beautifully.
✓She looks beautiful.

Burada look “görünmek” anlamındadır ve özneyi betimler, bu yüzden sıfat gelir. Test: She is beautiful anlamlıdır.

✗This soup tastes deliciously.
✓This soup tastes delicious.

Bağlayıcı fiil olarak kullanılan taste çorbayı betimler, tıpkı “Çorba çok lezzetli” cümlesindeki gibi. Sıfat gelir.

✗The milk smells badly.
✓The milk smells bad.

“Süt kötü kokuyor” cümlesinde kötü sütü betimler; İngilizcede de sıfat olan bad gerekir. -ly ekini her yere ekleme.

✗She looked at the painting careful.
✓She looked at the painting carefully.

Burada look at bir eylemdir (“bakmak”), bu yüzden nasıl baktığını anlatan bir zarf gerekir. Türkçede “dikkatli baktı” denebilir, ama İngilizcede zarf -ly ile kurulur: carefully.

✗The food tastes well.
✓The food tastes good.

Türkçedeki “iyi” hem good hem well olabilir, ama “Yemeğin tadı iyi” yemeği betimler: sıfat olan good gerekir. Well zarftır (ya da “sağlıklı” anlamına gelir) ve burada uymaz.

✗He became doctor.
✓He became a doctor.

“Doktor oldu” cümlesinde artikel yoktur, ama İngilizcede tekil bir meslekten önce a/an gerekir. “Oldu” burada was değil, became demektir.

✗He resembles to his father.
✓He looks like his father.

“Babasına benziyor” cümlesindeki “-e” ekini to diye çevirme. Doğrusu looks like his father ya da edatsız resembles his father.

✗I am boring. Let's do something.
✓I'm bored. Let's do something.

“Sıkıldım” bir durumdur ve İngilizcede be + bored ile söylenir. I am boring “Sıkıcı biriyim” demektir.

✗That sounds like great.
✓That sounds great.

Like yalnızca bir isimden önce gelir (sounds like a great plan). Arkasından yalnızca bir sıfat geliyorsa like kullanılmaz.

Türkçeyle karşılaştırma

Türkçede sıfat ve zarf çoğu zaman aynı kelimedir: “güzel bir şarkı” / “güzel söylüyor”, “dikkatli bir sürücü” / “dikkatli sür”, “iyi bir fikir” / “iyi kokuyor”

İngilizcede bu ikisi genellikle ayrıdır ve bağlayıcı bir fiilden sonra her zaman sıfat gelir: “The milk smells bad.” (badly değil), “The soup tastes good.” (well değil), “She looks beautiful.” (beautifully değil). Eylem fiillerinde ise zarf gerekir: “She looked at the painting carefully.” (careful değil). Karar vermek için kendine sor: bu kelime özneyi mi betimliyor, eylemi mi?

Türkçede “olmak” hem durumu hem değişimi anlatır: “Doktor oldu”, “Sinirli oldu”, “Bu bir sorun oldu”

İngilizcede değişim için be değil, duruma göre şu fiiller kullanılır: gündelik dilde sıfatlarla get (“He got angry”, “It's getting dark”), isimlerden önce ve daha tarafsız bir dille become (“He became a doctor”, “It became a problem”), yavaş bir değişim için grow (“He grew quiet”), renklerle turn (“The leaves turned red”). Meslekten önce a/an unutulmaz: “a doctor”.

Türkçede birçok durum fiille söylenir: “Üşüyorum”, “Acıktım”, “Sıkıldım”, “Korkuyorum”

İngilizcede bunlar bağlayıcı bir fiil + sıfat ile söylenir: “I'm cold” ya da “I feel cold”, “I'm hungry”, “I'm bored”, “I'm scared”. “I am boring” bambaşka bir anlam taşır (“Sıkıcı biriyim”). Bir değişimi anlatmak istersen get kullan: “I got hungry”, “I got bored”.

“Kulağa iyi bir plan gibi geliyor”, “Babasına benziyor”

Türkçedeki “gibi” burada like ile birebir örtüşür: bir duyu fiilinden sonra bir isim geliyorsa like gerekir: “That sounds like a great plan”, “He looks like his father”. Arkasından yalnızca bir sıfat geliyorsa like kullanılmaz: “That sounds great”. “Benzemek” fiilindeki “-e” ekini to diye çevirme: “He resembles his father”, “resembles to” değil.

💡 Fiilin yerine is koy: anlamlıysa (She is beautiful) sıfat kullan. Değilse kelime eylemi betimler ve zarf gerekir.

💡 “Kötü kokuyor”, “Tadı iyi”, “Kulağa iyi geliyor” → smells bad, tastes good, sounds good. badly ya da well değil.

💡 “Doktor oldu” → He became a doctor (a ile). “Üşüyorum” → I'm cold, “Sıkıldım” → I'm bored.

Gerçek hayatta: birine nasıl olduğunu sormak

"You look exhausted. Are you okay?"

"I feel a bit off today, actually."

"That sounds rough. Do you want to talk about it?"

"Maybe later — I just need some rest right now."

Alıştırma

Alıştırma 1 · Doğru cümleyi seç

Choose the correct sentence.

Alıştırma 2 · Doğru cümleyi seç

Choose the correct sentence.

Alıştırma 3 · Doğru cümleyi seç

Choose the correct sentence.

Alıştırma 4 · Doğru cümleyi seç (burada look at bir eylem)

Choose the correct sentence — describing how she looked AT something, not her appearance.

Alıştırma 5 · Bağlayıcı fiil olanı seç

Which word is a linking verb, connecting the subject to a description?

Alıştırma 6 · Doğru cümleyi seç

Choose the correct sentence.

Alıştırma 7 · Doğru cümleyi seç

Choose the correct sentence.

Alıştırma 8 · Doğru cümleyi seç

Choose the correct sentence.

Alıştırma 9 · Cümleyi bir sıfatla tamamla

Complete: 'She felt ___ (nervous) before the interview.' (adjective, not adverb)

Alıştırma 10 · Cümleyi bir sıfatla tamamla

Complete: 'The leaves turned ___ (bright) in autumn.' (adjective, not adverb)

Alıştırma 11 · Fiilleri gruplara ayır

seem
run
become
write
appear
eat

0 / 6 yerleştirildi

Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: “iyi” kelimesini well diye çevirmek

Turkish: “Bu çorbanın tadı çok iyi.” Which English translation is correct?

Hızlı test

Öğrendiklerini kontrol etmek için farklı türde beş soru.

Soru 1 / 5

Puan: 0/0

Choose the correct sentence.

Neler öğrendin

  • Bağlayıcı fiiller bir eylem bildirmek yerine özneyi bir betimlemeye bağlar.
  • Bağlayıcı bir fiilden sonra zarf değil sıfat gelir: smells bad, tastes good; Türkçede “iyi” ve “kötü” her ikisi için de kullanılsa bile.
  • Duyu fiilleri (look, feel, taste, sound, smell) hem bağlayıcı fiil hem de eylem fiili olarak kullanılabilir.
  • Kendine sor: kelime özneyi mi (sıfat) yoksa eylemi mi (zarf) betimliyor? is testi sana yardım eder.
  • Bir isimden önce sound like / look like kullanılır; “Doktor oldu” → became a doctor; “Sıkıldım” → I'm bored.
Bu kategorideki tüm dersleri gör