Well, I'm not sure. Anyway, back to my point. I mean, it's complicated. Bunların hepsi, sohbet için birer trafik işareti.
Neler öğreneceksin
Söylem belirleyicileri cümleye yeni bir bilgi eklemez; trafik işaretleri gibi sohbetin kendisini yönlendirir. Dinleyiciye birinin ne zaman duraksadığını, bir şeyi açıkladığını, konu değiştirdiğini ya da önceki bir noktaya döndüğünü gösterir. Bunlar olmasa bilgi aynı kalırdı, ama sohbet kesik kesik ve yapay bir hâl alırdı.
Bu fikri Türkçeden zaten biliyorsun: “Şey, bilmiyorum ki…”, “Bak, açıkçası…”, “Yani, o kadar da önemli değil”, “Neyse, nerede kalmıştık?”. Zorluk kavramda değil; her işlev için doğru İngilizce kelimeyi seçmekte ve sözlükteki ilk karşılığa güvenmemekte.
“Well”, konuşana tereddütlü ya da yumuşatılmış bir cevaptan önce, özellikle karşı çıkacağı zaman, kısa bir an kazandırır. Cevabın başındaki “şey…”, “valla…” ya da “yani…” buna çok benzer. Burada well “iyi” anlamına gelmez. “I mean” ise bir açıklama başlatır: az önce söylediğini daha net ya da daha samimi biçimde yeniden söyler, tıpkı Türkçedeki “yani” ve “demek istediğim” gibi. “Demek istediğim…” cümlesini kelimesi kelimesine “I want to say…” diye çevirme; doğal karşılığı “I mean…” ya da “What I mean is…”.
“You know” da aynı ailedendir: dinleyiciyi sohbete katar ve çoğu zaman kişisel bir düşünceyi başlatır; Türkçedeki “hani” ya da “bak” gibi. Cevap bekleyen gerçek bir soru değildir: “You know, I've been thinking about this a lot.”
Cümlenin başındaki “Anyway”, konudan saptıktan sonra önceki konuya döndüğünü gösterir: Türkçedeki “neyse” ya da “neyse, ne diyordum”. Sözlükte “neyse” karşılığında “whatever” da yazar, ama İngilizcede “Whatever” bu işlevde kullanılmaz: kulağa “umurumda değil, her neyse” gibi umursamaz, hatta kaba gelir. “Right, so” sohbeti bir sonraki noktaya taşır: “Tamam, o zaman…” ya da “Peki, şimdi…” gibi; burada right “doğru” anlamına gelmez. “Actually” bir düzeltmeyi ya da beklenene, az önce söylenene karşıt bir durumu gösterir: “aslında”, “hatta”, “doğrusu”. (Benzer görünse de Türkçedeki “aktüel” kelimesiyle ilgisi yoktur; “aktüel” güncel demektir.)
“Anyway” kelimesine dikkat: cümlenin sonunda genellikle “yine de”, “her hâlükârda” demektir (“I'll go anyway.” = “Yine de gideceğim.”). Konuya geri dönme işlevi yalnızca cümlenin başında, virgülle birlikte geçerlidir. Bir de “bu arada” ifadesine dikkat et: araya yeni bir şey sokuyorsan “by the way” dersin, “in the meantime” değil (o, “bu sırada, o arada” anlamına gelir).
Aynı belirleyiciyi (özellikle “you know” ya da “like”) tekrar tekrar kullanırsan konuşman doğal değil, gergin bir izlenim bırakır; tıpkı her cümlesinde “işte” ya da “şey” olan bir Türkçe konuşma gibi.
Söylem belirleyicileri konuşma diline aittir. Resmî metinler doğrudan konuya girer; Türkçede de bir raporda “şey”, “hani” ya da “yani” yazmazsın.
“Neyse, ne diyordum?” cümlesindeki “neyse”, konuya dönen bir geçiştir: anyway. “Whatever” umursamazlık bildirir ve kaba kaçabilir.
“Demek istediğim, o kadar da önemli değil” cümlesinin kelimesi kelimesine çevirisi. Az önce söylediğini açıklarken İngilizcede “I mean” kullanılır; “I want to say” bir şey söyleme isteğini anlatır.
“Bu arada, anneni aradın mı?” cümlesinde “bu arada” aklına gelen yeni bir şeyi açar: by the way. “In the meantime” ise “o sırada, bu süre içinde” demektir.
“Şey”, “yani”, “hani”, “bak”, “neyse”, “aslında”, “bu arada” ve İngilizcedeki karşılıkları
Türkçedeki birçok söylem belirleyicisinin iyi bir karşılığı var: “şey… / valla…” ≈ “well”, “yani / demek istediğim” ≈ “I mean”, “hani / bak” ≈ “you know”, “neyse” ≈ “anyway”, “aslında” ≈ “actually”, “tamam, o zaman / peki” ≈ “right, so”. Ama birebir değiller: “yani” aynı zamanda sonuç bildirir (“Yani gelmiyorsun?” = “So you're not coming?”); bu durumda karşılığı “I mean” değil, “so” olur.
Türkçede “Neyse, nerede kalmıştık?” çok doğal bir geçiştir; sözlükler “neyse” için “whatever” karşılığını da verir
İngilizcede konuya dönmek için “Anyway” kullanılır: “Anyway, where were we?” “Whatever” ise tek başına söylendiğinde “Bana ne, umurumda değil” gibi umursamaz bir tepkidir; sohbette karşındakini kırabilir. Kısaca: konuya dönen “neyse” → anyway; kestirip atan “neyse” → whatever (ve bunu genellikle kullanmak istemezsin).
“Bu arada” iki anlama gelir: “o sırada” ve “aklıma gelmişken”
İngilizcede bunlar ayrı ifadelerdir. Araya yeni bir konu sokuyorsan by the way: “By the way, did you call your mom?” Aynı zamanda olan bir şeyi anlatıyorsan meanwhile ya da in the meantime: “I'll cook. In the meantime, you can set the table.” Sohbette yeni bir şey açarken “In the meantime, did you call your mom?” demek, dinleyeni şaşırtır.
💡 “Neyse” → Anyway (asla Whatever değil); “bu arada” (aklıma gelmişken) → By the way.
💡 “Şey… / valla…” → Well; “yani” → I mean; “hani” → you know; “aslında” → actually.
💡 Bir sonraki noktaya geçmek için “Right, so” de: burada right “doğru” anlamına gelmez.
"So, how was the trip? Actually, wait, tell me about work first."
"Well, work has been kind of crazy, honestly."
"Yeah, I mean, that sounds stressful. Anyway, go on."
"Right, so, the trip was amazing, actually — way better than I expected."
Alıştırma 1 · İşlevini bul
'Well, I'm not sure that's true.' 'Well' here mainly signals...
Alıştırma 2 · İşlevini bul
'You know, I've been thinking about this a lot.' 'You know' here functions to...
Alıştırma 3 · İşlevini bul
'I mean, it's not a big deal, but still.' 'I mean' here signals...
Alıştırma 4 · İşlevini bul
'Anyway, back to what I was saying...' 'Anyway' signals...
Alıştırma 5 · İşlevini bul
'Right, so what's the plan for tomorrow?' 'Right, so' here signals...
Alıştırma 6 · Uygun söylem belirleyicisini seç
Which discourse marker most naturally signals a topic shift back after going off track?
Alıştırma 7 · İşlevini bul
'Actually, I changed my mind.' 'Actually' here signals...
Alıştırma 8 · Doğru açıklamayı seç
Discourse markers like 'well,' 'you know,' and 'I mean' mainly help to...
Alıştırma 9 · Uygun söylem belirleyicisini yaz
Complete a natural discourse marker signaling hesitation before a possibly unwelcome answer: '___, I'm not sure I agree.'
Alıştırma 10 · Uygun söylem belirleyicisini yaz
Complete a discourse marker returning to an earlier topic after a digression: '___, back to what I was saying.'
Alıştırma 11 · Gruplara ayır
0 / 8 yerleştirildi
Alıştırma 12 · Sık yapılan hata: “neyse” whatever değildir
Turkish: “Neyse, ne diyordum?” Which English translation is correct?
Öğrendiklerini kontrol etmek için beş kısa soru.
Soru 1 / 5
Puan: 0/0
'So, anyway, what do you think?' combines two discourse markers to...
Headers ve tails (konuyu başa ya da sona almak)
Konuşma İngilizcesinde header ve tail: konuyu cümleden önce söylemek ya da sonra eklemek, ikisini de bir zamirle bağlamak. Sohbette çok sık kullanılır.
Vague language (bilerek belirsiz konuşmak)
İngilizcede belirsiz ifadeler: stuff, or something, and so on, around, give or take. Gündelik sohbette normal, resmî metinlerde ise yeri yok.
Downtoners (bir kelimeyi yumuşatmak)
İngilizcede downtoner: slightly, a bit, rather, somewhat ve fairly bir sıfatın ya da fiilin şiddetini azaltır. Hedge ile farkı ve Türkçedeki karşılıkları.
Hedges (ifadeyi yumuşatmak)
İngilizcede hedge: I think, I guess, sort of ve probably ile fikrini, eleştirini, itirazını ya da önerini kaba durmadan, daha yumuşak biçimde söyle.